Photoshop Magazin
 


2010; istanbul ve Ülkemiz için Önemli Bir Tarih...

01 July 2007 | Sayı: Jul 2007
 
1 2 3 4 5
 

2010; istanbul ve Ülkemiz için Önemli Bir Tarih...

Doğru markalaştırma, sosyal sorumluluk taşıyan bireyleri çoğaltmak ve geliştirmek İstanbul'un hatta Türkiye'nin tanınırlığını ve itibarını artıracaktır.

Toplumların tarihsel süreçleri onların kültürel geçmişlerin de gizlidir. Kültür anlayışı ise toplumların yaşayış biçimidir. Tanzimat Fermanı hazırlayıcılarından Sadrazam Mustafa Reşit Paşa İstanbul'un gelişip modernleşmesi konusunda gerçekleştirdiği ilk icraatı, 1836'da batılı mimarların uzmanlığına başvurmak ve Osmanlı İmparatorluğu'ndaki başarılı öğrencileri Avrupa'daki güzel sanatlar ve mühendislik okullarına eğitime yollamak olmuştu.

Diyeceğim o ki aradan geçen bir buçuk asrı aşkın sürede Doğu ile Batı'mn buluştuğu, zenginle yoksulun sokakta birlikte yürüdüğü, plazalarla gecekondunun komşuluk yaptığı, at arabası ile Ferrari'nin trafikte arka arkaya tıkanıp kaldığı sihirli bir şehir; İstanbul. Bu kadar zıtlığı ile insanları hayrete düşürse de asırlar boyu gelen güzelliği ve geçmişi ile de bir o kadar büyüleyici...

Önümüzde önemli bir tarih ve yeterli sayılabilecek bir süre var kanısındayım. Artık bunun devlet ve özel sektör el birliği ile günümüzün iletişim teknikleri içerisinde yapılandırılması, projelendirilmesi gerekiyor. Yer Markalaştırması (Place Branding), günümüzde birçok ülkede kullanılan bir iletişim kurgusu. Yerin marka stratejileri, kalkınması ve gelişmesi amacıyla uygulanan disiplinlerin tümü, güçlü olduğu noktaların global piyasa ihtiyaçlarıyla birlikte olumlu ve farklı bir marka anlayışı ile sürdürülebilir olmasının sağlanması. Bir yerin gelişip büyümesi çağdaş ve refah bir düzene geçmesi için ihtiyaç duyduğu insan, iş, aktiviteler, gelen ziyaretçiler ve ticari kurumları getirip ortamın sürekliliğini sağlamak için o yeri markalaştırmak gerekir. Esas olarak da bir yerin olumsuz tanınmasının kolaylığı yerine daha geniş kitleleri ilgilendirecek olumlu, ilgi çeken, sürdürülebilir nitelikler üzerine kurulması gerekir. Sonucunda bölge ve ülke, yaptığı hizmetleri ve çekeceği ziyaretçilerden, yatırımcılardan daha doğru ve yararlı geri dönüşler sağlayacaktır.


hspace=0


hspace=0


İstanbul'a ilk kez 1840'da Thomas Cook tarafından yapılan gezi, kısa zaman içinde başkaları tarafından da benimsenmiş ve o döneme dek böyle sistemli planlanan bir gezi de görülmemişti. Gelen ziyaretçileri satın almaya teşvik eden halı ve diğer el işi ürünlerimizin yanı sıra gördükleri yerlerin resimlerini de ülkelerine götürmek istemeleri o dönemlerde İstanbul'da yaşayan birkaç Avrupalı ressamı bu konuda çalışıp resim sanatı ve atölyelerinin gelişmesine neden olmuştur.

Yine o yıllarda İngilizlerle yapılan ticaret antlaşması ve onu izleyen diğer devletlerle yapılan anlaşmalar I. Abdülmecit'in tahta çıkışının ardından ilan olunan Tanzimat Fermanı ile gelen reform yasaları Osmanlı Başkenti'nin batılı anlamdaki kentsel değişimi doğrultusunda temelini oluşturmuş önemli bir etkendir. Böylece başlıca Avrupa güçlerinin endüstriyel yatırım ve girişimleri desteklenmiş ve imparatorluk yönetiminin modernleşmesine sebebiyet vermiştir.

Yıl 2007; diğer bir yanda da baktığımız 1840'lar ve geçen 167 yıl ... Çabalar hep aynı ama çok yol aldığımız söylenemez. Kendi kendimizi kandırmışız. BM İnsan Yerleşimleri Konferansı 1996 Habitat II, Gümrük Birliği Toplantısı ve 2000 Olimpiyatları adaylığı süreci; bunları referans olarak görmeliyiz. 2010 İstanbul Dünya Kültür Başkenti seçilmiş ama hala birçok insanımız geçim, seçim derdinde, hala kurumsallaşamamışız. Ne yazık! Halbuki ülkemizde marka değeri taşıyan o kadar çok ilimiz, ilçemiz, semtimiz var ki ve bunların kendi yaşayanlarına bir vaadi olmadığı gibi belli bir kimlikleri bile henüz yok. İşte bu konulardaki kısıtlı bütçeleri olur olmaz projelere değil daha kurumsal ve yeri markalaştıracak projelere, uzman kişilere ve STK'larına teslim etmek gerekir. Ortak çalışma ve projelerin ivedilikle uygulanması şarttır. Doğru markalaştırma, sosyal sorumluluk taşıyan bireyleri çoğaltmak ve geliştirmek İstanbul'un hatta Türkiye'nin tanınırlığını ve itibarını artıracaktır. Avrupa'da çoğunlukla artık tanınıyor ve biliniyoruz. Ama imajımız genellemede pek de iç açıcı değil; bunu medya ve siyasette hatta ekonomi de gözlemleyebiliyoruz artık. Hele biraz uzaklara gidildiğinde Güney Amerika, Uzak Doğu gibi bölgelerde tanınırlık oranımız daha da düşüyor.

Tüm bunları göz önüne alarak yüzyıllar boyu batıdaki ekonomik, bilimsel ve teknolojik gelişmeleri hep sonradan takip eden ülkemiz son dönemdeki AB yolunda ithal etmeye çalıştığı yönetim biçimleri, hukuk, eğitim, askeri ve diğer alanlardaki yapılmak istenen reformlar ve yapılmak istenen çabaların en çok hissedildiği, en çok yaşandığı İstanbul'u artık zorlamayalım. 21. yy'daki yüklerini omuzlarından alma zamanı diyorum... Ve buradan Türk gençliğine ve geleceğine artık laf değil icraat zamanı diyorum.

 

July 2007

 


Periskop Bakışı