Photoshop Magazin
 


Film Noir'in Çizgi Romanda Tecellisi: Frank Miller

01 May 2007 | Sayı: May 2007
 
1 2 3 4 5
 

Film Noir'in Çizgi Romanda Tecellisi: Frank Miller


hspace=0


Çizgi Roman Sanatçısı Frank Miller, çizgi romana çocuksu havasını kırma ve yetişkinlerinde okuduğu ciddi birer çalışma olma özelliği kazandırmıştır.


hspace=0


Kara film tarzındaki çizgi romanlarıyla ün kazanan çizgi roman sanatçısı ve yazarı Frank Miller 1957'de Amerika'da dünya'ya geldi. Sanatçı çizgi roman dünyasının en etkili ve popüler karakter - hikaye yaratıcılarında biridir.


hspace=0


Miller küçüklüğünde de tam bir çizgi roman hayranıydı. Bu hayranlık Miller'm meslek seçiminde elbette en büyük etken olmuştu. Sanatçının yayınlanan ilk eseri The Gold Keys için 1978'de yayınlanan The Tvvilight Zone olmuştu. Hemen sonrasında bunu DC Comics için hazırladığı çeşitli kurşunkalem çalışmaları takip etti. Bu süreçte Marvel Comics için John Carter: VVarlord of Mars # 18 adlı albümü de hazırlanmıştı. Bu, Marvel'la uzun soluklu çalışmanın ilk adımı olmuş, sanatçı Marvel için birçok çalışma, kapak çizimi yapmıştır. Bunların arasında Spectacular Spider-Man sayı 27 ve 28 en çok beğenilen çalışmaları arasında yer aldı. Bu sırada Daredevil öyküsü yeni başlamıştı ve destek niteliğinde yani arka planda burada gösteriliyordu. Ondaki bir şey Miller'm ilgisini çekince sanatçı soluğu editör Jim Shooter'ın yanında alıp bu karakterin elinden tutmak istediğini söyledi.


Miller'in çizimlerinde her zaman can alıcı ve eşsiz detaylar vardır. Sanatçı, NewYork çatılarına çıkıp saatlerce çizim denemeleri yapmış, böylece örneğin Daredevil'ın klasik çizgi romanların çok ötesinde bir gerçekçiliğe kavuşmasını sağlamıştı.


hspace=0 hspace=0


Bu teklifi kabul edilen Miller artık Darede-vil karakterini çizmeye başladı. Miller'm ilk Daredevil çalışması (158.sayı), öykünün yazarı Roger McKenzie'nin süregelen öyküsünün son bölümüne rast gelmişti. Bu süreçte Miller öykü yapısında da, sürekli aklının bir köşesinde olan Film Noir (Kara film) yapısını kullanmaya karar verdi. İşte bundan sonra öykünün ve de sanatçının hızlı yükselişi başlayıverdi.

Bunun en büyük nedeni hiç kuşkusuz film noir yapısının çizgi romana seviye kazandırıp, bunun artık sadece çocukların okuduğu bir eğlencelik olmaktan çıkması, yetişkinlerinde okuduğu seviyeli bir yapıya dönüşmesidir. Miller artık McKenzie ile birlikte olayın hikaye kısmına da el atmıştı. Miller'in çizimlerinde her zaman can alıcı ve eşsiz detaylar vardır. Sanatçı, NewYork çatılarına çıkıp saatlerce çizim denemeleri yapmış, böylece örneğin Daredevil'ın klasik çizgi romanların çok ötesinde bir gerçekçiliğe kavuşmasını sağlamıştı. Uzun süre kurşun kalem çizimleri ve öykü yazarlığıyla seriye başarı kazandıran sanatçı bu süreçte bir diğer popüler çizgi roman kahramanı Elektra'yı da yarattı.

hspace=0

Miller yavaş yavaş çizgi romana Japon mangalarında sık görülen karanlık atmosfer havasının egemenliğini kazandırmıştır. Bu, öykünün 181. sayısında Bullseye karakterinin Elektra karakterini öldürmesiyle zirveye ulaştı.

Çizgi roman dünyasında o güne kadar yardımcı karakterlerin ölümü sıradan bir şeydi anca ana karakterin ölümü pek rastlanmayan ve kullanılmayan bir durumdu. Miller 191. sayıyla birlikte Daredevil macerasını noktaladı. Bu zaman zarfında sanatçı bir çok ikincil karakteri çizgi roman dünyasının en popüler karakterlerine dönüştürerek sektörün en önemli yaratıcılarından ve en çok aranan isimlerinden biri oldu. Sanatçının Ronin albümü 1983'de DC tarafından çıkarılmaya başlandı. Bu albüm Miller'm en kişisel çalışmalarından biridir çünkü farklı formatı, hikaye ve çizim yapısıyla tam anlamıyla bir bütünlük teşkil eder. 86'da Batman: The Dark Knight Returns albümü çıktı. Miller, 4 sayılık bu mini albümün öyküsü ve çizimlerini hazırladı.

hspace=0hspace=0

Sanatçının DKR albümünün çizgi roman endüstrisine etkisi büyük oldu. Daha gerçekçi karakterler ve öykü yapısı, yönetmen Tim Burton'm 1989 tarihli Batmanini de büyük ölçüde etkiledi. Sanatçı, Japon manga ustaları Koike ve Kojima'nın Lone Wolf and Cub çalışmasının İngilizce versiyonunun kapaklarını da resmederek doğu ve batı çizgi roman anlayışının bir araya getirilmesine de katkıda bulundu.

hspace=0Sinema dünyasıyla da içli dışlı olan Miller Robocop 2 ve Robocop 3 filmleri için senaryo yazdı. Pek iyi eleştiriler almayan bu işlerden sonra Miller eserlerinin sinema adaptasyonu işine sıcak bakmamaya başladı. Miller, 1991'de Sin City çalışmasına başladı. Bu albüm sanatçının komple
öykü ve çizimlerine imza attığı ilk çalışmadır. Tam bir film noir çalışması olan Sin City siyah - beyaz hazırlanmıştır.

Albümün başarısıyla Sin City öykülerinin de devamı geldi. Bu arada yönetmen Robert Rodriguez sanatçının Sin City albümünü görüp beğenir ve bunu sinemaya uyarlamaya karar verir. Ancak Miller'm eserlerinin sinemaya uyarlanması konusundaki tavrını bilmektedir. Onu ikna etmek için bir Sin City kısa filmi çeker ve bunu Miller'a izlettirir. İşten etkilenen Miller, Sin City'nin uzun metraj versiyonu için ikna oldu. Sonuç film tam bir gişe canavarı oldu. Bu başarı, ikiliye serinin ikinci filmini çekme kararı aldırdı. (SC2'nin Pre-prodüksiyon çalışmaları devam ediyor.)

 

 

 

hspace=0

Sanatçının Termofil savaşını konu alan 300 isimli eseri gündemi meşgul eden son çalışması olmuştur. Öykü, Sparta ve Pers medeniyetleri arasında yaşanan savaş ekseninde kahramanlık, yurtseverlik gibi hamasi duyguları ön plana almış başarılı bir grafik çalışmadır. Öyküden uyarlanan film de görsellik konusuna albümün başarısını yakalamış ama İran'da büyük tepkiyle karşılanmıştır.

hspace=0

 

May 2007

 


İnceleme