Photoshop Magazin
 


Fotoğrafa Gömlek Biçmek II /Yalan İnşası

01 April 2007 | Sayı: Apr 2007
 
1 2 3 4 5
 

Fotoğrafa Gömlek Biçmek II /Yalan İnşası


hspace=0
1970'li yıllardan itibaren gelişen, değişen ve gitgide farklılaşan görüntü teknolojilerinin bugün ulaştığı baş döndürücü gelişmeleri dikkate aldığımızda, fotoğrafı teknolojiden bağımsız düşünmenin mümkün olmadığı apaçık görülecektir. Hatta onu teknoloji çağının tipik bir sanatı olarak görmek de pek yanlış bir öngörü olmayacaktır.


Sanat, modernist çağda önce geleneklerini sonra da temsil ve tasvir niteliklerini terk etmeye başladı. Bunun yerine anlatımcı, gerçeküstü ve dikte ettirici bir söylemi inşa etmeye başladı. Bu süreçte düşüncelerin sanatla, sanatın da görüntü gerçekliği ile buluşması pek uzun sürmedi. 20 yüzyılın başlarında artık fotoğrafın belgesel bakışının yansımalarını ve derin izlerini tüm sanatlar üzerindeki görmeye başlarız. Toplumsal ve sosyal iletişimin vazgeçilmeyen dili olan f otoğ-rafik görüntüler, nesnel gerçeğe ve bundan beslenen sosyal davranış kalıplarına derinlemesine nüfuz etmeye başlar.
 
Helmut Newton 1969
Belgesel fotoğraflar, yüzyılın başında teknik gelişmeleri de yedeğine alarak bize yeni bir dünyanın kapılarını açtılar. Bu bakımdan tüm 20 yüzyıl boyunca görüntülerin başlıca
 
işlevi, temelde insanların olaylar karşısındaki inandırıcılığını pekiştirmek ve gerçeklerle yoğrulmuş yeni bir anlayışı günlük hayatımıza enjekte etmek olmuştur. İşte bu çerçeveden baktığımızda, duyarlı birçok gözün yaşadığımız dünyayı tarayarak hem gözlemleme sınırlarımızı geliştirdiğini, hem de bu kararlı tutumun uluslararası boyutlarda benimsenmesine yol açtığına tanık oluruz. Aslında fotoğraf, 20 yüzyılla birlikte yalnızca yeni bir inandırıcılık yolu olarak kabul görmekle kalmadı, aynı zamanda teknolojik bir materyal olarak bilimsel ve sosyal gelişmelerin başvuru materyali olmaya da başladı. Bu süreç yüzyılın sonunda yeni bir ivme kazanarak, özellikle birtakım sosyal ve siyasal olayların vurucu gerçeklikleri karşısında, suskun kalmayan fotoğrafın, doğaya ve gerçeklere müdahaleyi benimseyen bir rolü üstlenmesine neden olmuştur. Fotoğraf güçlü belgesel dilinin yanı sıra artık manipülasyona başvuran, gerçekliği yanlış yönlendirmelerle değiştiren ve temelde yalanları geçerli kılmaya aracılık eden yeni bir rotaya sokulur. İkinci Dünya Savaşı ile birlikte görüntü gerçekliği bir yalan devrimi ile karşılaşır, fotoğrafın biçimsel boyutları üzerindeki müdahale, ne yazık ki onun devrimci içeriğini alt etmeye başlar.


Görülen odur ki, fotoğrafın tarihsel konjonktür içinde yarattığı siyasal sonuçlar, onun sanat olarak ortaya koyduklarından daha fazla yankı uyandırmıştır. Nitekim 19 ve 20 yüzyılda fotoğraflarım neden olduğu eleştirel bakış ve bunun sonucunda ortaya çıkan siyasal eğilimler, birçok toplumda taraftar kazanarak fotoğrafı siyasal söylemlerin bayraktarlığına taşır. Öte yandan modern dünya görüşlerinin radikal çıkışlarıyla da örtüşen fotoğraf dili, politik ifadelere kapılarını açan bir iletişim materyali olarak çağımızın sosyal olaylarının belgelenmesinde etkili bir tanıklık gerçekleştirmiştir. Fotoğraf sınıfsal çatışmaları hem körükleyen, hem de onlara karşı çıkan bir araç olarak çift yönlü işleve sahiptir. Bir yönüyle dünyadaki ırk ayrımcılığının varlıksal olarak güçlenmesine neden olduğu gibi, ırkçılık karşıtı fikirlerin doğmasına da aynı oranda araç yapılmaktadır. Fotoğrafın doğrudan kendisinin de fikir taşıyan materyal olduğu tartışılmaz bir gerçek. Bu nedenle görüntülerin öncelikle gelişmiş toplumlarda yaygınlık kazanarak eylemci bir fikir tabanı bulması boşuna değildir. Özellikle 20 yüzyıldaki tüm sanat hareketleri üzerinde derinlemesine etkisinin olduğunu ve çağdaş sanatın fotoğrafın nesnel tutarlığından büyük oranda yararlandığını görmezden gelmemek gerekir. Fotoğraf birçok açıdan, görünen gerçeğe ve mevcut dünyaya karşıt bir dünya tasarlamayı başarmış bir sanattır. 20 yüzyıl fotoğrafı, yalnızca başlı başına bir yaratıcılık yolu olmamış, evrenimizin sınırlarının genişlemesini sağlayan bilimsel, kültürel, eğitsel ve sosyal bir fenomen olarak büyük yararlar sağlamıştır.

Birtakım sosyal olayların çözümlenmesi ve tarihsel verilerin envanterlerinin oluşturulmasında aydınlatıcı ve bilgilendirici bir başvuru yolu olarak vazgeçilmez katkılar ortaya koymuştur. Bilim ve kültürün yol gösterici rolü, fotoğrafın nesnel ve kanıtsal niteliği ile buluştuktan sonradır ki, kültür hayatımız atılımlar yapmaya, düşünsel hareketler de ivme kazanmaya başlamıştır. Fotoğraf; tarih, zaman, anı ve sorgulayıcı bir bireysel bakışa yol gösterici olmuş, insanların düşünsel hedeflerine tarihsel, zamansal ve tarafgir bir haklılık kazandırmıştır. Belgesel fotoğrafın 150 yıldan fazla bir zamanda başarabildiği işte bu özelliğidir.

hspace=0

1970'li yıllardan itibaren gelişen, değişen ve gitgide farklılaşan görüntü teknolojilerinin bugün ulaştığı baş döndürücü gelişmeleri dikkate aldığımızda, fotoğrafı teknolojiden bağımsız düşünmenin mümkün olmadığı apaçık görülecektir. Hatta onu teknoloji çağının tipik bir sanatı olarak görmek de pek yanlış bir öngörü olmayacaktır. Bu perspektiften bakıldığında fotoğrafı, gelişim süreci boyunca tüm sanatlardan daha fazla etikle ilişkilendirmenin anlamı daha çok ortaya çıkıyor.

Fotoğrafın geçmişte neleri işaret ettiğini biliyoruz. Günümüzde de neleri hedeflediğini ve hangi olgulara kapı araladığını iyi görmek, nesnel gerçekle olan bağlarınıve mevcut koşullarda nasıl bir seyir izleyeceğini yeniden değerlendirmek gerekir. Fotoğrafın etik sorunsallığını onun gerçekle kurduğu çetrefilli ilişkilerde aramak lazımdır. Çünkü fotoğrafik gerçeklik, temelde gerçek karşısında durup düşünmeyi ve bu bakış açısının ışığında yorumlamayı zorunlu kılmaktadır. Öte yandan fotoğrafın politik ve sosyal söylemlere açık nesnelliği, etik bir bakışın kolayca ve çapraşık bir biçimde yansıtılmasına da olanaklar sunmaktadır. 20 yüzyıl f otoğraflarmı üstlendikleri misyon ve etik açıdan yorumladığımızda, foto röportaj çağı fotoğrafçısının gerçekler karşısındaki duruşunun muhalif bir nitelik taşıdığını apaçık görürüz. Oysa günümüzde manipüle edilmiş görüntüler, bir yönüyle basın etiğinin önemini, öte yandan gerçeği doğrulama arzusunu kışkırtan bir gereksinmeyi ortaya koyarak bir kafa karışıklığı yaratmaktadır.

Bugün fotoğrafa sonuçları belirsiz bir misyon yüklemenin anlamsızlığını çok iyi kavramak gerekir. Çünkü görüntü araçları vasıtasıyla değişime uğrayan görüntülerin nasıl bir seyir izleyeceği ve hangi belirsiz mecralara sürükleneceğinin işaretlerini ufukta görmeye başladık. Elbette, fotoğraf, optik bakışı insani bakış ile çakıştıran eylemci bir misyona sahiptir. Aynı zamanda insanların inanç ve güven kaygılarını canlı tutan ve kökleri geçmişe uzanan bir takım önyargılarla buluşur. Üstelik doğrularımızı teyit eden bir kesinliği gündemimize sokmaktan da geri durmaz. Fotoğraf her ne kadar görsel tanıklık rolünü layıkıyla yerine getirmeye çalışıyorsa da, asıl, bir fikir materyali olarak kendi konumunu güçlendirmeyi başarması daha elzem bir yol gibi görünüyor.(sürecek)

 

April 2007

 


Fotoğraf Kuramı