Photoshop Magazin
 


Lodos'lu Beyin Fırtınası

01 March 2007 | Sayı: Mar 2007
 
1 2 3 4 5
 

Lodos'lu Beyin Fırtınası



Günümüzde bilgi, değer ve zenginliğin en önemli kaynağıdır. Yaratıcılık yapılan işleri değerli kılan; bireyler, kurumlar, icraatlar ve süreçler arasındaki karmaşık değişken bağlantıları algılama yetisine dayanır. Yaratıcı fikirlere yaşamımızda her zamankinden daha fazla gereksinim duyduğumuz aşikardır.



hspace=0



Beyin, erişilmesi son derece güç bir şey olduğu için gizemini her zaman korumuş ve sır olarak kalmıştır. Yaklaşık 1,5 kg. gri-pembe tonlarında yumuşak ve kalın bir zarla sarılıdır. Beyin omurilik suyundan oluşan bir sıvı içinde bulunur. Çevresinde kemik sertliğinde koruyucu bir tasla kaplıdır. Öyle özel bir organımızdır ki onu ancak beyin cerrahları ve bilimcilerin dışında aktif halde kimse görmemiştir. Beyinin işlevi hakkında birçok varsayıma ancak gerekli durumlar (hasar görmüş, doğuştan olan kusurlar) sonucu bireylerin incelenmesiyle varılmıştır. Bizde ise Lodos'lusu revaçta :)

Reklam sektörü günümüzdeki en önemli temasını marka¬lar üzerine, konumlandırmalara yoğunlaştırmış durumda. Bunu da düzenlediği panel ve konferanslar, yayınladığı kitaplarla desteklemektedir.Marka önem taşır., Superb-rands, Her ülke markaları kadar zengindir.. Mesela, Türk Markaları da her ülke markaları, kadar zengindir. Reklam¬cılık Vakfı ve Reklamcılar Derneğinin ortak en son Genel Kurul'unda üyelerine dağıttığı ilk cilt gibi. Tüm bunlar global pazar ekonomileri üzerinde markaların konum¬landırılma savaşları. Konumlandırmayı her zaman ürüne yaptığımız bir strateji olarak değil aynı zamanda zihnimize yaptığımız bir olgu olarak görmeliyiz. Çünkü bu global pazarın savaş alanı zihnimizdir. Konumlandırmanın nasıl işleyeceğini de o nispette iyi anlarız.

hspace=0

1997 yılında ajansın 10. yılı için yaptığımız ilanımızda kullandığımız Organ Nakli başlıklı Beyin konsepti bayağı ses getirmiş ve basında ödül almıştı. Daha sonra Gogol'un Evlenme adlı tiyatro oyunu afişi buna güzel örnek teşkil etmiştir. İnsan zihni tam olarak bilmediğimiz gibi bir sır olabilir, ama maruz kaldığı bir şey varsa o da zihnin devamlı saldırı altında olduğudur. Bu da bazen ona Lodos yemiş bir beyin halini aldırır. Yaşadığımız yüzyılda kitle iletişimindeki patlama ve bunun sonucunda da iletişim hacmindeki artış, insanların kendilerine sunu¬lan enformasyonu alma ya da reddetme tarzı üzerinde son derece önemli etkiler yarat¬mıştır. Bu aşırı iletişim hem insanlar arası iletişimi hem de insanları etkileme tarzını değiştirmiştir. Bunu birkaç çarpıcı istatistikle örneklersek;

• Tüm basılı bilginin toplamının son 4-5 yılda 2 ile 3 katına çıkması,
• New York Times'ın bir hafta sonu nüshası 17. yy İngiltere'sinde ortalama bir insanın yaşamı boyunca karşıla¬şacağı enformasyondan daha fazlasını içermesi,
• Dünyada her gün 5000'den fazla kitap basılması,
• Ortalama ofis çalışanı kişi başı yılda 150 kg kağıt kullan¬makta. Bunun 10 yıl önce tüketilenin iki katı olması.

hspace=0

Tabii ki günümüzde bir de işin elektronik boyutu var. Dünyanın neresinde olursanız olun uydular yeryüzünün her köşesine bitmez tükenmez mesajlar göndermekte. Mesela İngiltere'de bir çocuk 18 yaşma geldiğinde 200 bine yakın reklam seyrediyor. İsveç'te ortalama tüketici günde 5000'e yakın reklam mesajı alıyor. AB ülkelerinde yılda 5 milyona yakın TV reklamı yayınlanmakta. Bu oranlar ABD'de aşırı iletişimin elektronik tarafının daha da yoğun olduğunu gösteriyor. Ortalama 50 televizyon kanalının 500'e çıkacağı söyleniyor. Bilemiyorum, seyredebilecek miyiz? Bir program başlarken zaplama sonucunda ilk izlediğimiz programın sonunu yakalayabilecek miyiz? 

    
Tabi, bazen de öyle programlar hazırla¬nıyor ki ekran başına çakılıp kalmıyor. En son NTV'de reklam sektörünü Biri Bana Anlatsın da Beya¬zıt Öztürk ve Kadir Çöpdemir ile tartıştık. Reklamlardan toplu¬mumuz ne kadar et¬kileniyor, yaşamımızdaki önemi, reklam yapılmayan hiçbir şeyi almıyor muyuz, Türk reklamcılığının dünü bugünü gibi konuları dile getirdik. Bu programa Alinur Velidedeoğlu, Ayşe Bali, Metin Arolat, Hulusi Derici, Metin Çelik ve ben¬deniz katıldık. Aralarda Havuç ve Ragga Oktay gibi reklam yıldızları da konuk oldular. Bu aşırı iletişimin yan etkisini en olumsuz yaşayan ülke ise Fransa ve onların ünlü kafeleri; hatta birçoğu kapanmanın eşiğine gelmiş. Bir kafe sahibi ise şöyle diyor; Parisliler giderek Amerikalılara benziyor, bir telaş ve koşuşturmanın içindeler, oturup huzurla keyifle bir şeyler yemek içmek yerine, yanlarında götürebilecekleri yiyecekleri tercih ediyorlar. Geceleri TV başına koşuyorlar, işte artık belki de insanoğlu 21. yüzyılda birçok anlayış biçimle¬rinde de değişimi yaşamaya hazırlanıyor gibi.

Ümit ederim gelecek hepimize huzuru çok görmez. Sektöre Lodosu makul beyin fırtınaları dilerim.

 

March 2007

 


Periskop Bakışı