Photoshop Magazin
 


Fotoğrafa Gömlek Biçmek

01 March 2007 | Sayı: Mar 2007
 
1 2 3 4 5
 

Fotoğrafa Gömlek Biçmek

Fotoğraf uyuyan devi, yani yüzyıllar boyu sadece yönetilmiş olanları derin uykusundan uyandırarak, bilincimizi, kolektif eylemliliğe taşıyan fitili ateşledi. Kısacası fotoğraf ve ardılı olan sinema, modern çağın değerlerinin kökleşmesine görüntüleri dahil eden ve bilincimizi görsellikle yoğurarak yaratıcı ve sorumlu yapan bir kültürün yaratılmasına öncü oldu.

hspace=0
Günümüzde büyük bir olgu olarak görülen görüntü enformasyonunun hangi süreçlerden bugünlere  ulaştığını ve başlangıçtan itibaren fotoğrafın geçirdiği tarihsel ve varlıksal dönüşümün nasıl gerçekleştiğini irdelemek için, bu süreci diğer sosyal ve siyasal oluşumlardan ayırmamak gerekir. Fotoğrafın sosyal yapımızı nasıl etkilediğini ve günümüzde görselliğin ulaştığı baş döndürücü boyutlarını görmeden, görüntü gerçekliğini salt bugünkü gelişmeler ışığında kavramaya çalışmak pek olanaklı değildir. Çünkü görüntü çağı, aynı zamanda iletişimin çeşitlendiği, enformasyon ve kapitalist üretim ilişkilerinin karmaşıklaştığı bir çağdır. Durum böyle olunca yüzyılımızın toplumsal tüm değişimlerini görüntü olgusundan, fotoğrafı da bu değişimin tarihsel gerçekliklerinden soyutlamak mümkün değildir.

Çağımızı hazırlayan değer sistemlerini, 20. yüzyılda ortaya çıkan bilimsel ve sanatsal gelişmelerden, bu gelişmeleri de bugün ulaştığımız çağdaş demokratik yaşamdan soyutlayanlayız. Bu nedenle, tarihin hiçbir dönemiyle kıyaslanmayacak ölçüde bilim, sanat ve düşünce hareketlerine sahne olduğu için, 20. yüzyılı modern çağ olarak adlandırabiliriz. Elbette bu çağda ortaya çıkan bilimsel gelişmelerin birtakım düşünsel ve sosyal sonuçları olduğu gibi, modern düşünce akımlarının da sanatsal ve radikal sayılacak başka sonuçları olmuştur. 20. yüzyılda özellikle görselliğin keşfi, görüntüyü modern çağın motor öğesi haline getirdi. Çoğaltılan fotoğraflar sayesinde dünya sınırları gitgide daralan bir alan haline dönüştü. Görsel devrim, yalnızca görüntü araçlarının çeşitlenip yaygınlaşmasıyla sınırlı kalmadı, aynı zamanda sosyal sonuçları açısından ulus hareketlerinin ivme kazanmasına ve özgürlüklerin evrensel normlar oluşturmasına da zemin hazırladı. Görüntünün hızlı evrimi, devrimci bir rota çizerek tüm toplumların sosyal yapısı üzerinde etkili oldu, başka bir boyutuyla da toplumsal sorumlulukların paylaşılmasına yol açan bir dayanışma kültürünün oluşmasına kaynaklık etti. Fotoğraf uyuyan devi, yani yüzyıllar boyu sadece yönetilmiş olanları derin uykusundan uyandırarak, bilincimizi, kolektif eylemliliğe taşıyan fitili ateşledi. Kısacası fotoğraf ve ardılı olan sinema, modern çağın değerlerinin kökleşmesine görüntüleri dahil eden ve bilincimizi görsellikle yoğurarak yaratıcı ve sorumlu yapan bir kültürün yaratılmasına öncü oldu.

Hürriyet ve özgürlük fikri, fotoğraf kareleri sayesinde ve hiçbir engelle karşılaşmaksızın halklara ulaşmıştır. İster geçmişte olsun ister günümüzde, fotoğrafın çıkmazları ne olursa olsun ya da işlevini ters yüz eden hangi kasıtlı engellerle karşılaşırsa karşılaşsın, tüm modern çağ boyunca her zaman öncü ve devrimci bir misyon üstlenmeyi başarabilmiştir.

hspace=0Fotoğraf,sosyal,psikolojik,yaratıcı ve iletişimsel görevlerinin yanı sıra, 20. yüzyılda modern toplumların inşa edilmesine yol açan bir bilinç akışına da ortam hazırlamıştır. Nitekim peşi sıra yaşanan ikinci dünya savaşında,fotoğrafın bir tanık olarak bu gücünü görmemek mümkün değildir. Fotoğraf,henüz gelişme döneminden itibaren modern düşünce hareketleriyle buluşarak,fikir tartışmalarının odağına yerleşmiştir. Hürriyet ve özgürlük fikri,fotoğraf kareleri sayesinde ve hiçbir engelle karşılaşmaksızın halklara ulaşmıştır. İster geçmişte olsun ister günümüzde,fotoğrafın çıkmazları ne olursa olsun ya da işlevini ters yüz eden hangi kasıtlı engellerle karşılaşırsa karşılaşsın,tüm modern çağ boyunca her zaman öncü ve devrimci bir misyon üstlenmeyi başarabilmiştir. Nitekim günümüzde Avrupa siyasal bütünleşmesine yol açan süreci göz önüne aldığımızda, fotoğrafın ve hareketli görüntünün tarihsel birleşmedeki yol gösterici bu misyonunu görmemek mümkün değildir.
Fotoğraftan yararlanmayan hiçbir toplum düşünemeyiz. Başta ABD olmak üzere Avrupa, Rusya, Ortadoğu ve Uzak Asya'da yüzyılın başından itibaren yaygınlaşan fotoğraf, değişen toplumsal dinamikler karşısında, özellikle düşüncenin gelişmesine büyük katkılarda bulundu. Geçerli gerekçelerinin, yani gerçeklik niteliklerinin yanma kültür, bilgi ve iletişim görevini de dahil ederek, kolay anlaşılan bir dil ve tavır alma yolu oldu. Fotoğraf, her dönemde savaş karşıtlığı, eğitim, üretim, iş hayatı, sağlık ve sosyalizasyon alanlarında, bir öğretmen gibi sorumluluk yüklenmekten kaçınmamıştır. Fotoğrafın modern dünya görüşlerine hem kaynaklık etmesi, hem de dayanışmada bulunması, çağdaş Batı toplumlarında edebiyatın, felsefenin, politikanın ve resim sanatının da niteliksel sıçrama göstermesine neden olmuştur. Hatta ulus devletler çağında toplumsal bilincin yerleşmesine ve kök salmasına yol açan eğitici işlevlerinin yanı sıra, teknolojik devrimin doğal sonucu olan kapitalist üretim ilişkilerinin yaygınlaşmasına da ortam hazırladı. Sömürgeciliğin kurumsallaşmasında ve kök salmasında bir öncü olarak ona sayısız materyal sağladı.

1930'lu yıllardan itibaren basın ve yayın teknolojisiyle at başı giden fotoğraflı dergiler ve bu dergilerin sayfalarını süsleyen fotoğraflar sayesinde, fotojurnalistler uzak dünyaları zengin ve gizemli gösteren yeni bir bilgilendirme çağının gerçek üstücülüğüne kapı araladılar. Toplumlar, röportajlar aracılığıyla öteki'yle ve onun yaşam dinamikleriyle tanışmaya başladı. Aynı zamanda kültürler ve halklar arasında bir yakınlık kurulmasına yol açtı. Tarihsel misyonu içinde fotojurnalizm öncellikle basının, sonra da çağdaş politik bilincin ve medya iletişiminin yaygınlaşmasını kolaylaştırdı, toplumlararası ilişkilerin kurulmasına değerli katkılar sağladı. İkinci dünya savaşı boyunca üstlendiği toplumsal belgecilik rolünü göz ardı etmeden, tümüyle enformasyon açısından baktığımızda fotoğrafın, aynı zamanda propaganda bombardımanına tabi tutulan ve yanlış enformasyona uğramış bir toplum modelinin ilk örneklerini de verdiğine de tanık oluruz. Savaş sonrasında bir inisiyatif olarak gelişen sivil toplum hareketleri ve bunların kurumları sayesinde fotoğrafın, bugünkü toplumsal dayanışma ve evrensel buluşmalara zemin hazırladığını söylemek pek yanlış olmayacaktır. Böylece fotoğraf, nitelikleri, renkleri, kültürleri ve gelenekleri birbirinden ne denli farklı olursa olsun, tüm insanlığın büyük bir ailenin fertleri olduğunu bir bilinç olarak zihinlere kazımayı başardı. photosHSp

 

March 2007

 


Fotoğraf Kuramı