Photoshop Magazin
 


Bir Dergi Öyküsü

01 February 2007 | Sayı: Feb 2007
 
1 2 3 4 5
 

Bir Dergi Öyküsü
 
Günümüz artık ileri teknoloji ve bilim çağı. Yayıncılık da bundan nasibini alan sektörlerin başında geliyor. 25 yıllık iletişim sektöründe ilgim hep ilkleri araştırmak ve onlarla ilgili bilgi ve belgeleri yeni nesille paylaşmak oldu. Bu yazımda da, Osmanlı'nın batılılaşma hareketinin başladığı Tanzimat Dönemi 1839 sonrası gelişen yayıncılıkta ilk sayılabilecek bir derginin çıkış hikayesini sizlerle paylaşacağım. Tabii ki o yıllarda grafik tasarım konusunda uzmanlaşmış sanatçılar olmadığından genelde bu tarz işler ressam, hattat ya da kaligrafi sanatçıları tarafından yapılırdı.

hspace=0
Fazlı Necip Bey
 
Osmanlı döneminde bir mizah dergisinin kısa süren ama ilginç öyküsü; 20. yüzyıl başında Baha Tevfik bir taraftan edebi ve felsefi dergiler yayımlarken, bir taraftan ilmi kitaplar tercüme ederek bastırıyor bu arada da bir mizah dergisi çıkarmak için çalışıyordu. Aslında Baha Tevfik o dönemin çok espritüel bir yazarı idi ve mizaha yakın bir ruhu vardı. Çıkaracağı mizah dergisi için günlerce sözlük sayfaları karıştırıyor orijinal bir isim arıyordu. Arkadaşları ile görüş alışverişlerinde bulunuyordu. Onların fikirlerini soruyor yani günümüz deyimi ile beyin fırtınası yapıyordu.

hspace=0



Bir gün Şair Deli Rıfkı telaşla Baha Tevfik'in yanına gelerek; 'İstediğin Baha Tevfik Bey ismi buldum fakat hediyesini isterim. Malum serde şairlik var caizesiz olmaz!' der. Baha Tevfik sevinçle, 'O iş kolay, iş caizeye kalsın' der. Sana Sirkeci'de (Ştaynbruh) bir rakı ziyafeti hem de tam anlamıyla, bir de sonunda Beyoğlu'na (Pera) uzanmakta var. [O günlerin adeti yazarlar akşamları (aralarında gündüz içenleri de vardı) Sirkeci'de (Ştaynbruh) Kafas Gazinosu'na gidip içerlerdi. Bunlar Süleyman Nazif, Ahmet Rasim, Mahmut Sadık, Hasan Bedretin idi bir de yenilerden bir grup olurdu onlar da; Agah, Acem Hüseyin, Emin Lami ve Münir Süleyman gibi isimlerdi. Burada keyfini tamamlayanlar Beyoğlu'na çıkar Londra veya Anadolu birahanelerinde itmam-ı neşe ederlerdi. Deli Rıfkı uzun siyah sakallarını sıvazlayarak 'Oriinal bir isim olsun diye söylenip duruyordun. İşte bende istediğin gibi bir isim buldum: Eşek!... 'der. Baha Tevfik güler; hoşuna gitmiştir fakat tereddüt etmektedir ve bunun da bir sebebi vardır. Acaba Matbuat Müdüriyeti bu isimde bir yayına izin verecek midir?

Deli Rıfı ile konuyu irdeleyerek Adabı umumiyeye mugayirdir diyecekler fakat isimi de hakikaten çok kıymetli, bir türlü feda etmek istemiyorum, imtiyaz almadan çıkarsak nasıl olur? der ve ilave eder; Bunu göze alarak çıkaralım nasılsa tek sayı çıkmayacak. Deli Rıfı düşünür ve Ben ismini buldum imtiyazını alma çaresini de sen bul der. Baha Tevfik Eşek ismini çok beğenmiş ne pahasına olursa olsun bu mizah dergisini çıkarmaya karar vermiştir. İmtiyazı olmasa bile tek sayı çıkarmayı göze almıştır. Bunun için hazırlanmaya başlar, yazılarını yazar. Manzumelerini yazdırır, resimlerinin klişelerini yaptırır, kağıdını alır, her şey tamamdır. Yazılarını müretiphaneye verdikten sonra aklına bir fikir, bir kurnazlık gelir. Bununla acaba Matbuat Müdürlüğünü atlatabilecek midir ? Bulduğu fikir sadece bir kelime ve kalem oyunundan ibaretir. Güzel ve orjinaldir. Ne olursa olsun bir kere tecrübe etmeye karar verir. Hemen Matbuat Müdürlüğüne hitaben bir yazı yazar. (EŞEK-Gözyaşı) isimli bir yayının imtiyazını ister. Yazıyı birçok gazetelerde yazarlık yapmış, Fransızca tercümeler yapan ve dergiler çıkarmış kalem arkadaşı Fuat Samih'le Matbuat Müdürlüğü'ne yollamıştır fakat yazıyı yazdığı mürekkepli kalemi de Fuat Samih Bey'e vermeyi unutmamıştır…!


hspace=0
 
Eşek
O zamanların Matbuat Müdüri Umumisi olan Fazlı Necip Bey'e götürür ve havale etmesini ister. [Fazlı Necip uzun yıllar Selanik'te Asır gazetesini çıkarmış bu önemli yayını ile gençliğin ilim irfan konularında fikrini açmış ve seviyesini yükseltmiştir. Birçok kitabı kıymetli eser sayılır. Türk gençliğine okuma zevkini aşılayan kişilerin başında gelir.] Fazlı Necip Bey yazıyı okur ve Tuhaf şey der başka isim bulamazdınız mı?.. Fuat Samih Bey, kahkaha ile gözyaşı!.. tezat olsun diye efendim cevabını verir. Fazlı Necip Bey yazıyı kaleme havale eder. Müdürün odasından çıkan Fuat Samih Bey yazıdaki Eşek kelimesinin üstüne Baha Tevfik'in verdiği kalem'le bir ek yaparak Eşek haline getirir, kaleme götürerek ruhsatı alır. İşte derginin imtiyazı bu kalem ve kelime oyunu ile alınır ve gözyaşından kulaklı bir eşek doğar. İmtiyaz alındıktan sonra her şey hazır olduğu için dergi çok kısa bir zamanda basılır. Hemen bayilere dağıtımı yapılır, Eşek kapış kapış satılır. İlk baskı 10.000 adettir ve hiç kalmaz. Yeniden basılır bu baskı 42.000 adete kadar çıkar. Fakat Eşek'in ömrü uzun olmaz hükümet tarafından hemen kapatılır. Onun yerine Emin Lami'nin Yuhası çıkar o da Eşek'in akibetine uğrar.
Baha Tevfk birkaç kez Divanı harbi örf karşısına çıkar. Fakat artık durmak bilmiyor, beş imtiyaz birden alarak hükümet birini kapatıkça diğerini kullanıyorlardı. (Yuha'yı Malum, Malum'u Kibar Kibar'ı Alafranga Eşek takip eder. Fakat hükümet bir gün bir daha böyle münasebetsiz isimli yayınlara imtiyaz izninin verilmesini kesinlikle yasaklayıp Matbuat Müdürlüğüne ihtarını yapar. Eşek büyük kabine zamanında ve Kamil Paşa'nın sadareti ile ikinci kez çıkarılmış fakat muhalifleri ile birlikte tekrar kapatılmıştır. Eşek ve yavruları yayın ve mizah tarihimizde bir dönem olarak hep anılmıştır.

 

February 2007

 


Periskop Bakışı