Photoshop Magazin
 


Bir STUNBULL Hikayesi

01 November 2006 | Sayı: Nov 2006
 
1 2 3 4 5
 

hspace=0


Pişme aşamasının limitleri yok; bugün en ustalar bile saatlerce bayrak dalgalanma, top sekme animasyonları gibi egzersizler yapıyor.


Photoshop Magazin: Bize önce biraz kendini tanıtır mısın ?

Kerem S. Hünal: 5 Ağustos 1980 İstanbul doğumluyum. Lise 1'e kadar sanat dallarının kıt olduğu okullarda okuduktan sonra yurtdışına kaçarak (ailem sağ olsun), eğitimimi sinema, güzel sanatlar ve animasyon okuyarak tamamladım. İstanbul'a kesin dönüş yapar yapmaz, kendi animasyon projelerime başlayıp çevremi ve işimi kurdum.

PM: Gelelim Stunbull'un öyküsüne…

KSH: Stunbull hikayesi, ağabeyim ve ortağım Cemal Hünal ile bir araya gelerek, kişiliklerimize hitap edecek, işlerimizi temsil edecek ve aynı zamanda da fatura kesebilecek bir kurumsallaşmayı oluşturmamızla başladı. Stunbull kurulduğunda sponsorumuz vardı ve şirketin genel ihtiyaçları karşılanıyordu. Uzun metraj film projelerinde, bol yetenekli bir kadro ile çalışma fırsatımız oldu. Daha sonra kendi yerimize geçtik ve piyasaya yapılan işlerle beraber kendi projelerimizi geliştirmeye başladık.

hspace=0

PM: Bir nevi reklam ajansısınız ancak tamamen animasyon üzerine… doğru mu ? Animasyon dışında başka işler de yapıyor musunuz ?

KSH: Stunbull şirketi animasyon reklam filmleri yapıyor ama reklam ajansı değil. Gerçi genellikle iş bize bırakıldığı için senaryo dahil, çoğu işi ajans mantığında yapıyoruz. Fakat tabii ki Stunbull'un asıl amacı dizi animasyon ve uzun metraj animasyon yapmak. Bunun için doğru bağlantıları ve gereken altyapıyı kurma aşamasındayız.

PM: Hedeflerinizden biri de, sitenizde ziyaretçilerin de işlerini sergileyebilecekleri ortak bir download platformu oluşturmak... Biraz bundan bahseder misiniz.

KSH: Şu anda ''bu neden olmasın ?'' aşamasında. Stunbull, kendi sitesindeki kısa filmler hariç, insanlara el uzatıp, ''alın işte doya doya izleyin, devamı gelecek'' diyebilecekleri bir projeyi henüz tamamlamadı… Bakın tamamlamadı diyorum… yok demiyorum! Bu daha gerçekleşmediğine göre, kendimizi henüz insanları tek bir yerde toplayacak kadar kanıtlamadık diyebilirim.

hspace=0
Forgiveness

PM: Bize biraz ekibinizden bahseder misiniz? Kaç kişiden oluşuyor ekibiniz ?

KSH: Ekip projelere göre değişiyor. Kapsamlı, zor ve büyük projelerde, tanıdığımız, güvendiğimiz, arkadaş olduğumuz çok yetenekli ve zıpır insanları bir araya getiren Freelance ekibimiz, on beş kişiye kadar çıkabiliyor. Ama genel anlamda, şirketimiz ben ve ortağımdan oluşuyor.

PM: Stunbull olarak iş yoğunluğunuz, kazancınız nasıl ? Kazandığınız, karnınızı doyurabilmek için yeterli oluyor mu ? Bunu soruyorum çünkü Türkiye'de oturmuş konularda iyi işler üretip para kazanmakta zorlanan ajanslar varken sırf animasyon üzerine çalışıp para kazanmak hala kulağa ütopik geliyor.

KSH: İşler yoğun ama açıkçası kazancımız istediğimizin altında. Ödeme yapmayanlar oluyor. Türkiye'de bu işi yapmak zor evet ama imkansız değil. Biz parayı araç olarak gördüğümüzden katlanabiliyoruz.

hspace=0
MGA

PM: Bir çalışmaya başlamadan önce mutlaka storyboard hazırlıyor musunuz ?

KSH: Kesinlikle.

PM: Peki bu sistematiği nereden kaptınız ?

KSH: Orta okulda araştırma geliştirme kolundan!

PM: Dünyada sırf animasyon üzerine çalışan firmalar ya da atölyeler var. Peki bu konuda Amerika ve Japonya dışında ülke olarak kimler var? Bu işi ciddiye alan, içinde ciddi bir sektöre dönüşmüş hangi ülkelerden bahsedebiliriz?

KSH: İnanması güç hatta ayıbı bizim olsun. Araplar.

PM: Japonya, animasyon ya da onlarında tabiriyle anime ve manga konusunda tam bir endüstriye dönüşmüş durumda. Japonya'da animasyona duyulan bu ilgi ve saygının sebebi sizce nedir ?

KSH: Küçük göz kompleksi… Hayır tabii ki bu korkunç bir şaka ! Çok çalışmak, mükemmeliyetçi bir ırkın verdiği irade, sanatsal yöne gerçekten çok sağlam bir açıdan bakan bir kültür ve onun birikiminin günümüze mükemmel yansımaları.

PM: Ülkemizde animasyonla ilgilenen çok sayıda kişi var. Peki stüdyo ya da kurum olarak kimlerden bahsedebiliriz ?

KSH: Anima, Yoğurt Technologies, Martı Animasyon…

PM: Sizin dünyadan örnek aldığınız ustalar kimlerdir ?

KSH: Jhon Howe, Frank Frezetta, Luis Royo, Hayao Miyazaki ve TenTen'in yaratıcıları Jean-Marc Lofficier ve Randy Lofficier.

hspace=0
Gilgamesh

PM: Ülkemizin Miyazakileri diye sayabileceğimiz kimler var ?

KSH: Maalesef yok. Ya da ben bilmiyorum, çünkü Miyazaki inanılmaz hayal gücünü ve kendi çizgisini seneler boyu eğittiği ekibine öğreterek beyaz perdeye ulaşmıştır. Bütün animasyon filmleri Japonya'da geçmese de, kendi ülkesinin karakteristiklerini yansıtıp muhteşem dünyalar ve senaryolar yaratmıştır. Böyle bir insan Türkiye'de henüz kendini belli etmedi…ya da edemiyor ekonomik zorluklardan. Fakat inanılmaz çizgileri olupta muhteşem animasyon yapan Şahin Ersöz var derim.

PM: Animasyona meraklı insanlar için günümüzde, teknolojik anlamda oldukça cazip bir ortam oluştu. Peki bu yeterli mi, bir animasyon sanatçısı olmak için hangi çileleri çekmeli, nasıl pişmeli ?

KSH: Animasyon, özellikle TV reklamlarında oldukça yoğun ve başarıyla kullanılmaya başlandı. Bazıları sırf animasyonla hazırlanıyor. Bazılarında ise yer yer kullanılıyor. Bunlar artık burada yapılabiliyor sanırım, yani ithal değil…ama sorunuza gelecek olursam, bu gibi işleri piyasadan almayı bırakın, yeterli bilgiyi donanımı ve ekibi bir araya getirmek senelerin uğraşı. Bunun dışında kadraj bilgisi, sabır, zamanlama, iyi bir aşamada hırs, bol enerji, bol kahve, konsantrasyon ve bel fıtığı için sigortaya ihtiyaç var. İyi eğitimin önemini zaten atlıyorum ve tabii ki her işte olduğu gibi şansta lazım. Pişme aşamasının limitleri yok, bugün en ustalar bile saatlerce bayrak dalgalanma, top sekme animasyonları gibi egzersizler yapıyor. Babam hep der; En usta piyanist bile günde en az altı saat genel egzersiz yapar, bir gitarist çalmasa da her gün gitarına dokunmalı…

PM: Türkiye'de görüştüğünüz firma ya da sanatçı kimler var ?

KSH: Firmalar, reklam ajansları, film ekipleri ve minimum özel sektör dediğim kişisel istekler. Sanatçılar arasından Koray Erkaya, Ali Poyrazoğlu, Yılmaz Zenger ve Arhan Kayar gibi isimlerle çalışmalarımız oldu.

hspace=0

Türkiye'nin nüfusuna göre ilgi alanı hala çok yetersiz. İyi tanıtımın ve daha önce bahsettiğim gibi harika bir örneğinin ortaya çıkması şart.


PM: Yurtdışında temasta olduğunuz kimler var ?

KSH: Bournemouth Art İnstitute'ten animasyon hocam Peter Parr.

PM: Hep çocuklara hitap eden bir şey diye küçümsenen çizgi filmin ülkemizde hak ettiği saygıyı yakalamaya başladığından söz edebilir miyiz ?

KSH: Edebilir miyim bilmiyorum... Yani bir taksiye bindiğimde şoför sorunca neyle uğraştığımı hep yalan söylerim… Şaka bir yana, tabii ki güzel bir şey, insanların bu tür yapımlardan etkilenerek ürün satın almaları zaten bunu kanıtlayan bir şey. Fakat Türkiye'nin nüfusuna göre ilgi alanı hala çok yetersiz. İyi tanıtımın ve daha önce bahsettiğim gibi harika bir örneğinin ortaya çıkması şart. Bunun içinse yatırımcıların güvenli bir şekilde ortaya para koyması gerekir.

PM: Bizde de birçok sinema ödülü var. Ancak animasyon dalında verilen bir ödül var mı? Çünkü bu konuda çalışan bir çok sanatçı var ancak teşvik anlamında pek bir şey yok sanırım…

KSH: Yok öyle demeyin kırılırlar! Bir çok animasyon yarışmaları ve festivaller oluyor şimdi. Ama tabii ki uzun metrajda kayda değer bir çalışma olmadığından Altın Portakal'a uzak bir sektör…henüz.

PM: Çalışmalarınızda hangi programları ve donanımı kullanıyorsunuz ?

KSH: Ben genellikle tek başıma animasyonla uğraştığımdan on kişinin işini halleden Macromedia Flash'ı kullanıyorum ama Gılgamesh'ın aşamasında klasik animasyon (cell animation) kullandık. Bunu için Toons programı kullanıldı. Efektler ve editing için After Effects, Premire ve Combustion'da elimizin altında.

PM: Photoshop'un çalışmalarınızdaki yeri ve önemi nedir ?

KSH: Arka planların boyanmasından tutun da ölçü almak, konsept tasarımlarımızı hazırlamak ve storyboard'ları düzenlemek için daha etkili bir program yok. Bir de GORA filminin silah ve benzeri tasarımlarını Photoshop'la halletmiştim :)

PM: Okurlarımıza mesajınız ?

KSH: Türkiye'de çok güzel şeyler oluyor, dünyayı arkadan takip etsekte bu sektörde hepsi yavaş yavaş ortaya çıkacak. Zaten bu dergiyi alan, okuyan insanlar ya öğrenmenin, bir şeyler kapmanın peşindeler ışık var içindeler. Türkiye parlıyor bazen görmek güç ama istersek herşey oluyor. Neden bizde Dünya'ya Türk insanına muhteşem yapıtlı animasyon filmleri hediye etmeyelim? Olacak, herşey olacak…

 

November 2006

 


Sektörel Photoshop