Photoshop Magazin
 


Bilgiyi Paylaşan Adam: Muammer Ulusan

01 November 2006 | Sayı: Nov 2006
 
1 2 3 4 5
 

Bilgiyi Paylaşan Adam: Muammer Ulusan


hspace=0

Antalya Semineri 3-5 Haziran 2005


Onun seminerleri, her seferinde büyük bir izleyici katılımıyla gerçekleşen, adeta show'a dönüşen seminerler oluyor... Yaklaşık 20 seneye yayılan bilgi birikimi, bilginin paylaşımına duyduğu inanç ve benzersiz hitabet yeteneğiyle bugün Baskı Teknolojileri ve Yazılımları konusunda Türkiye'nin en büyük ustalarından biri Muammer Ulusan...


Bizde ise her şey o kadar ters ki, hiç kimse bilgisini paylaşmak, tecrübesini aktarmak, eğitim konusunda yardımcı olmak istemiyor. Çünkü herkesin bilgisi o kadar az ki, bunu başkalarıyla paylaştığı zaman kendi ustalığının sona ereceğinden korkuyor.


Photoshop Magazin: Siz yıllardır grafik, basım ve yayıncılık sektörünün içindesiniz. Türkiye'de bu konuda, bugünkü durumu nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Muammer Ulusan: Sektörümüzün bugünkü durumunu değerlendirmeden önce, bugünlere nasıl geldiğimizin yeni nesil tarafından bilinmesi çok önemlidir. Geçmiş yıllarda sektördeki ustaların hangi iptidai koşullarda çalıştığını ve bugünlere nasıl gelindiğini gençlerimiz ne kadar iyi bilirlerse, günümüz teknolojisinin onlara sunduğu olanakların kıymetini de o kadar daha iyi anlayacaklarına eminim.

hspace=0
BESAY Bilişim Akademisi Eğitimi

1970'li yılların ortalarında, o zamanki adıyla Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde eğitim görürken, yaz tatillerinde çalıştığım Günaydın gazetesinde yarı otomatik foto dizgi başlık makinelerini kullanan birisi olarak dijital dünya ile ilk kez tanışma fırsatım olmuştu. Gazetelere çok büyük zaman kazandıran yarı dijital başlık makineleri sektör için o yıllarda devrim niteliği taşımaktaydı. Takibeden yıllarda yarı otomatik Compugraphic dijital fotodizgi makineleri biz grafikerler ile basım ve yayıncılık sektörü için inanılmaz kolaylıklar sağladı. Sayfa tasarımlarımızda başlık ve alt başlık yazılarını Letraset (çıkartma harf) kullanarak harfleri tek tek elle dizdiğimiz yazılar, yerini yarı dijital dizgi ünitelerine bıraktı. Fotoğraf kağıtlarına pozlanan dizgileri bristol kartonlara yapıştırarak tasarımlarımızı daha hızlı yapabilme olanağına kavuşmuştuk. 80'li yıllara geldiğimizde ise bütün gazeteler MCS yarı dijital fotodizgi makineleri kullanarak dijital dünyaya ilk adımlarını attılar.
80'li yılların ortalarında ise sektörümüzdeki reprodüksiyon ve film atölyeleri ilk dijital tarama üniteleriyle (scanner) tanışarak, renk ayırımlarını karanlık odalar yerine bu ünitelerde inanılmaz hız ve kalitede gerçekleştirmeye başladılar. Renk tonlarındaki CMYK nokta değerlerinin tamamını ezbere bilen inanılmaz yetenekteki ustalar, renk rötuşu ve ton düzeltme çalışmalarını film üzerinde siyanür kullanarak elle azaltırken birden bire dijital tarama makineleriyle karşı karşıya kaldılar ve onlar da dijital teknolojiye ilk adımlarını atmak zorunda kaldılar. Kısa zaman içinde bütün büyük gazeteler ile basım ve yayıncılık sektörü bu dijital tarama ünitelerini kullanarak renk ayrımlarını çok kısa zamanda ve mükemmel kalitede gerçekleştirmeye başladılar. Sektörümüzde ikinci büyük devrim yaşanmaktaydı...

hspace=0
BESAY Bilişim Akademisi Eğitimi

1986-87 yıllarında Baskı Öncesi Hazırlık ve Renk Ayırım Uzmanı olarak görev yaptığım sektörümüzün en büyük mümessili Metro A.Ş.'nin katkılarıyla İngiltere'de almış olduğum eğitimlerde dijital teknolojinin bütün yenilikleriyle birlikte Uluslararası Grafik, Basım ve Yayıncılık sektöründeki Renk Yönetimi ile Kalite Kontrol kriterlerini en ince ayrıntılarıyla öğrenme fırsatım oldu. 1988 yılında projesini hazırladığım ve Genel Müdürlüğünü yürüttüğüm Ağaçkakan A.Ş.'nin ortağı olarak İngiltere ve Belçika'da yapmış olduğum incelemeler neticesinde Apple Macintosh bilgisayar ve donanımları ile Agfa/Compugraphic film pozlama makinesine karar vererek Türkiye'nin ilk Servis Büro'sunu kurdum. 1988-89 yıllarında Macintosh kullanımı hızla yaygınlaşarak sektörümüzdeki üçüncü büyük devrim gerçekleşmiş oldu ve kısa zaman içinde Apple mümessili Bilkom A.Ş. ile Elma Bilgisayar, YTM ve Infinite firmalarının önemli katkılarıyla ülkemizdeki reklam ajansları, grafik, basım ve yayıncılık sektörü dijital dünya ile gerçek anlamda bütünleşmeye başladı. O dönemin en önemli dizgi, sayfa tasarım ve mizanpaj programları olan RagTime ile ReadySetGo yazılımlarıyla başlayan dijital Masaüstü Yayıncılık (Desktop Publishing), yıllardır kullanmakta olduğumuz rapido, mürekkep, cetvel, gönye, pergel ve şablon ile Letraset çıkartma harflerini bir anda tarihe gömmüştü. Bir taraftan bilgisayar ve donanımları çözmek, diğer taraftan programları incelemek, meydana gelen problemlere çözüm bulmak, font ve Türkçe karakter sorunları, RIP, film pozlama ve banyo makinelerinde meydana gelen arızalar ve bütün bunların yanısıra yeni çıkan her şeyi öğrenip elemanlarımıza, müşterilerimize öğretmek... Kısacası bizler de o kaosun içinde bütün bunlara nasıl çözümler bulduk şu anda bile hayretler içinde kalıyorum...

Ve 90'lı yılların başında karşımıza çıkan Photoshop, QuarkXPress ve FreeHand programları ile sektörümüzde dördüncü devrim başladı. Sayfa tasarımı ve mizanpaj çalışmalarında karşılaşılan birçok problemi tümüyle ortadan kaldıran ve gerçek anlamda CMYK renk ayrımına olanak tanıyan QuarkXPress ile serbest çizimler için kullanımı kolay ve pratik FreeHand programları, sektörümüzde herkesin uzun yıllar kullanacağı, birlikte yatıp kalkacağı, gece gündüz uygulayacağı yazılımlar olarak eski programları tarihe gömecekti. Tabii ki bu programlarla ilgili tüm problem ve sorunları çözmekte gene bize düşmüştü…Ve nihayet Photoshop! Bugün yediden yetmişe herkesin severek kullandığı, hemen hemen dünyadaki bütün sektör ve endüstrilerde, meslek gruplarında; yer altından uzay çalışmalarına dek binlerce araştırma, geliştirme, inceleme, teşhis, kalite kontrol, arşiv ve tasarım çalışmalarında kullanılan Adobe Photoshop, Grafik, Basım-Yayıncılık ve Reklam sektörü için bütün dünyada en büyük yazılım devrimi olarak damgasını vurdu.

hspace=0
BESAY Bilişim Akademisi Eğitimi

4 renk, 70x100 baskı makinesinin kapasitesini tam olarak dolduramayan, yeterli tirajlarda iş bulamayan birçok matbaa sahibi ikinci, üçüncü baskı makinesi siparişi vermekten hiç korkmuyor.

PM: Sektörümüzde sizce en çok karşılaşılan problemler nelerdir ? Bu problemler neden çözülemiyor?

MU: Sektörümüzde en çok karşılaşılan problemlerin başında Renk Tutarsızlıkları gelmektedir. Sektörümüzde hizmet veren firmaların hiçbir birim ve bölümünde renk yönetimi tesis edilmediği ve bu konuda yöneticilerle elemanların gerekli eğitimleri almadığı için, her gün renk uyuşmazlıkları sebebiyle milyarlarca iş çöpe atılmaktadır. Ekranda görüntülenen renklerin kağıt üzerinde farklı tonlarda basılması, görsellerle ekrandaki renklerin birbirini tutmaması, orijinal ürünlerin renk tonlarının her birim ve bölümdeki cihazlarda farklı farklı neticelenmesi tamamıyla eğitimsizlik ve bilgisizlikten kaynaklanmaktadır. Sektörümüzde uluslararası grafik, basım ve yayıncılık kalite standartlarının tamamını bilen yeterli insan sayısı olmadığı için, üretim safhalarında gerçekleştirilen tüm çalışmalar çoğu zaman hatalı, yanlış, bozuk veya eksik olarak sonuçlanmaktadır.

PM: Sektörümüzün ilk ve en eski danışmanlarından birisi olarak gelişen teknolojilere ayak uydurabiliyor muyuz ? Bu konuda karşılaşılan problemler nelerdir ?

MU: Makine ve cihaz konusunda evet, gelişen teknolojilere ayak uydurabiliyoruz, ama nasıl ? Körü körüne ve çok cahilce, hiçbir şeyi derinlemesine incelemeden, hiçbir hesap kitap yapmadan, sektörün ve pazarın durumunu araştırmadan ve hiçbir bilgili, eğitimli uzmana danışmadan. 4 renk, 70x100 baskı makinesinin kapasitesini tam olarak dolduramayan, yeterli tirajlarda iş bulamayan birçok matbaa sahibi ikinci, üçüncü baskı makinesi siparişi vermekten hiç korkmuyor. Sadece rakiplerinde var diye CTP (bilgisayardan direkt kalıba pozlama) üniteleri satın alan, dijital baskı sistemleri kuran, baskı sonrası mücellit makinelerine yatırım yapan yüzlerce matbaa var ülkemizde. Evet gelişen teknolojilere ayak uydurabiliyoruz ama sadece kaporta olarak. Gelişmiş ülkelerde dergi ve gazete ilanları için PDF dışında hiçbir dokümanın kabul edilmediği günümüzde ne yazık ki bizler PDF dosyaları farklı medyalar için kaydetmesini bile beceremiyoruz. Adobe InDesign programı bütün dünyada yaygın şekilde kullanılırken, bizler maalesef hala daha Macromedia FreeHand vektörel çizim programında onlarca, yüzlerce sayfalık dergi, kitap ve katalog tasarımları yapmak için inat ediyoruz. 

hspace=0
Bilmak, Adana Semineri, 14-16 Kasım 2005-3

PM: Bilhassa renk tutarsızlığı konusunda sektörün şikayetleri çok fazla. Yıllardır reklam ajansları ve yayıncılar müşterileriyle, matbaalar servis bürolarıyla sürekli bir didişme içinde. Bu önemli sorunun çözümü sizce nasıl gerçekleşecek?

MU: Sektörümüzdeki bütün problemlerin çözümü Eğitim konusunda kilitlenmektedir. Her bir birim ve bölüm önce kendi içinde Uluslararası Kalite Standartlarını tesis etmek zorundadır. Bu standartlar yerine getirilmedikten sonra, dünyanın en iyi, en tecrübeli, en bilgili Renk Yönetim uzmanını da getirseniz hiçbir şey yapamaz ve hiçbir zaman başarılı olamaz. Renk tutarsızlıklarının en büyük sebebi uluslararası standartlar dışında çalışan matbaalardır. Bir çok matbaamızda CMYK boyaların yoğunluğunu, nokta kazancını, kalıp pozlaması ve trapping değerlerini vs, ölçen en önemli kalite kontrol cihazı Baskı Densitometresi dahi bulunmamaktadır. Densitometresi olmayan bir çok matbaanın sadece müşterilerini kandırmak için, hiç bir ölçüm yapmadıkları baskı kontrol şeritlerini süs olarak formalara yerleştirmiş olduklarını hayretle izlemekteyim. Bazılarında baskı yönüne dikey olarak yerleştirilmiş ve hatta hiç bir Densitometrenin okuyamayacağı ebatlara küçültülmüş kontrol şeritlerini bile gördüğümü belirtirim. Sürekli boya, kağıt ve hazne suyu değiştiren, sıcaklık ve nem oranları her gün farklı olan, ışıklandırma ve ortam şartları gelişigüzel düzenlenmiş, farklı nitelikte nemlendirme suları kullanan, film ve kalıplardaki noktaları Densitometre ile kontrol etmeyen, baskı kontrol şeridi ile baskı Densitometresi kullanmayan hiçbir matbaada ve o matbaaya baskı yaptıran hiçbir reklam ajansı yada grafik atölyede Renk Yönetimi kurulması asla mümkün değildir.


PM: Siz sürekli yurt dışına seyahat ederek birçok konuda araştırma, inceleme ve proje çalışmaları yapıyorsunuz. Gelişmiş ülkelerle Türkiye arasında sizin saptamış olduğunuz farklar nelerdir?

MU: Bilhassa ABD'de kaldığım sürede beni en çok üzen, en çok yıpratan olay bu konudur. Kızmayın ama, hani Bavul gibi gidip, bavul gibi dönmek birçok işadamımıza tam uyan bir deyiş. Almanya'daki sektörümüzün en önemli Drupa fuarlarında da aynı görüntü; bütün Türkler bir yerde, sadece makinelere bakıp geziyorlar, akşam da malum biralı sohbetler vs., Son Drupa 2004 fuarında sektörümüzde Devrim niteliğinde bir gelişme olan JDF format ortaya çıkmış, ancak kimse ne olduğunun farkında değil ve üstelik bütün yeni makinelerin üstünde kocaman afişlerle, boy boy posterlerle ilan edilmiş...

hspace=0
TRT 2 Bilişim Rüzgarı Programı - Yönetmen Hakan Aybar ve teknik ekiple ön hazırlık çalışmasında.

ABD'nin birçok eyaletinde alkol ile baskı üretimi yapan tesisler, sağlık kurumları tarafından onaylanmamış solvent ve kimyasal kullanan matbaalar mühürlenir, dönüşümlü kağıt dışındaki resmi dilekçe ve yazılar kabul edilmez, geri çevrilir. Birçok ülkede, matbaacılık yüksek okulunu bitirmeyen, bu tür okullardan geçerli diploması olmayan şahısların firma açmaları bile kanunen yasak. Bizde ise, dün bakkal, bugün matbaacı; bugün dönerci yarın reklam ajansı sahibi; iki ay Photoshop ile FreeHand kursuna giden Grafiker; bir kaç program bilen Yazar; sektörde iş bulamayanlar Eğitmen; okul mezunları ise Profesör !... Yıllardır birçok ülkeyi gezdim, sektörümüzle ilgili birçok firmayı ziyaret ettim, birçok fabrika ile firma sahibi ve üst düzey yöneticilerle baş başa görüştüm, toplantılara katıldım. İnanın bana, her türlü yardımı seve seve yaptılar, her türlü desteği seve seve verdiler, hiçbir zaman bilgi ve tecrübelerini eksik etmediler. Bizde ise her şey o kadar ters ki, hiç kimse bilgisini paylaşmak, tecrübesini aktarmak, eğitim konusunda yardımcı olmak istemiyor. Çünkü herkesin bilgisi o kadar az ki, bunu başkalarıyla paylaştığı zaman kendi ustalığının sona ereceğinden korkuyor. Kaliteye o kadar önem veriyorlar ki, İsviçre'de 25 yıl renk ayırım operatörü olarak çalışmış bir arkadaşım kendini göstermek için scanner'de bir gün 80 adet diapozitif taramış. Akşam mesai bitiminde bölüm yöneticisi arkadaşı odasına çağırmış ve bir güzel azarlamış. Bu firmada günde sadece 70 adet dia taranır, daha fazlası yasak. Her bir dia için ayrılan tarama, kontrol ve rötuş süresi standarttır. Daha fazla tararsan işlere yeterli zaman ayırmamış ve gerekli özeni göstermemiş olursun... Bizde ise tarama ve renk rötuş (scanner) operatörleri 'Kim daha fazla tarayacak' diye birbirleriyle yarışmaktadır.

hspace=0
Diyanet Vakfı Matbaası - 2005

PM: Grafik uygulama programlarıyla ilgili olarak birçok özel kuruluş çeşitli eğitimler vermektedir. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

MU: Uygulama programlarıyla ilgili eğitim veren özel kuruluş ve dershanelerdeki öğretim görevlilerinin birçoğunun yabancı dili hemen hemen hiç yoktur. Bu bağlamda programların bütün menülerini, otomasyon ve akıllı fonksiyonlarla uygulamaların inceliklerini öğrencilere tam ve eksiksiz aktarabilmeleri ne kadar gerçekçi olabilir? Dershanelerdeki öğretim görevlilerinin birçoğu sektörümüzün bölüm ve birimlerinde bilfiil çalışmış insanlar değildir. Uluslararası kalite kriterleri, renk yönetimi, tarama kriterleri, renk ayrım, renk rötuşu, film pozlama, prova çıkış, kağıt ve forma hesabı, montaj, kalıp pozlama, basım teknikleri ile mücellit üretim süreçlerini bilmeyen insanlar programlardaki uygulamaları hangi üretim standartlarına göre öğreteceklerdir? Dershanelerdeki eğitimler ve öğretmenler konusunda bana çok şikayet gelmektedir. Sözlerimden hiç kimse alınmasın, tam tersi herkes dershane bünyesine, öğrencilerinin şikayetlerini dinlesin ve daha profesyonel, daha tecrübeli, daha bilgili, tercihen İngilizcesi kuvvetli ve insanlarla iletişim kurabilen öğretmenler katsın. Bana gelen bir şikayet üzerine bir gün bizzat kendim telefon açarak eğitimler konusunda bir dershaneden bilgi istedim ve derslere hangi hocanın geldiğini sordum. Aldığım cevap dershanelerin durumunu net olarak ortaya koymaktadır: O gün, o saatte hangi hocamız boşta ise, derse o girmektedir...

PM: Okurlarımız kendilerini eğitmek ve geliştirmek için neler yapabilir, hangi yolu izleyebilirler?

MU: Kendilerini eğitmek ve geliştirmek isteyen herkes öncelikle seçtikleri bu mesleğin bütün birim ve bölümlerini ivedilikle ziyaret etsinler, üretim sürecinde yapılmakta olan bütün işlemleri takip etsinler, gözlemlesinler ve kalite kriterlerini öğrensinler ve olanaklar dahilinde bütün bölüm ve birimlerde staj yapsınlar. Bizim sektörün mutfağı gerçekten çok önemlidir ve mutfakta yapılmakta olan bütün uygulamaların, kalite kriterlerinin tasarımcılar, grafikerler ve hatta operatörler tarafından da bilinmesi şarttır. Bu konuda herkesin dikkat etmesi gereken en önemli konu soru soracakları kişilerin eğitim, bilgi, tecrübe ve deneyimlerinin gerçekten güvenilir olmasıdır. Bu bağlamda uluslararası grafik, basım ve yayıncılık kalite standartlarına göre üretim yapan firmalar en doğru kaynaklardır. Sektörümüzdeki kaynakların hemen hemen hepsi İngilizce olduğu için, en kısa zamanda İngilizce öğrenmelerinde büyük fayda bulunmaktadır.

hspace=0
Intercom, Antalya Semineri 3-5 Haziran 2005

Seminerlerimde herkesin kolayca ve rahatça anlamasını sağlamak için elimden geldiği kadar sade, yalın ve sektörün gerçek sözcüklerini kullanmaya azami gayret gösteriyorum.

PM: Sektörümüzde kullanılan uygulama programlarının Türkçe lokalizasyonu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

MU: Ne yazık ki kullandığımız programların Türkçe lokalizasyonları inanılmayacak kadar kötü, inanılmayacak kadar trajikomik hata ve yanlışlarla doludur. Ben dahil birçok kullanıcı hiçbir şey anlamadıkları için Türkçe program yerine İngilizcesini kullanmayı tercih etmektedir. Çok açık olarak belirtmeliyim ki, bugün bedava bile verilse, sektörümüzün büyük çoğunluğu gene de para verip İngilizce versiyon kullanmayı tercih eder. Neden? Öncelikle program tercümeleri sektör dışındaki insanlar tarafından yapılmaktadır. Tercüme bürolarında çalışan insanlar ise bütün teknik tercümelerde doğrudan sözlük kullanarak Sözlük Tercümesi gerçekleştirmektedir. Bu durumda, bizlerin yıllardır kullanmakta olduğumuz sektör terim ve kelimeleri maalesef programlar içinde bulunmamaktadır. Diğer önemli problem ise, tercümanlar tercüme ettikleri programın ne işe yaradığını ve hangi sektörlerde kullanıldığını dahi bilmemektedir. Bu koşullar altında birden fazla anlamı olan kelime ve terimlerin hangi birisini doğru olarak kabul edebileceklerdir? Cyan Cam Göbeği, Magenta Pembe olarak tercüme edilmiş bir programın Türkçe versiyonunun kalitesini ve doğruluğunu siz kendiniz tahmin edin...

PM: Photoshop programının en son Türkçeleştiren ve lokalizasyonunu yeniden düzenleyen birisi olarak bu konuda karşılaştığınız problemler nelerdir?

MU: Adobe Photoshop programının son versiyonunu 3 ay, gece gündüz, Cumartesi Pazar dahil günde 16 saat ve 5 ayrı sözlük kullanarak tercüme ettim. Aynı anda hem PC hem de Mac üzerinde bütün fonksiyonların uygulamalarını bizzat yaparak, sektörümüzde yıllardır kullanılan, terminolojimize en uygun, en doğru kelime ve terimleri bulmaya çalıştım. Bütün bunlara rağmen, ticari kaygılardan dolayı istemiş olduğum ek süre verilemediği için, ne yazık ki programın tamamını bitiremedim. Daha da kötüsü, bu kadar zaman ve enerji harcadıktan sonra, %80-85 olarak gerçekleştirmiş olduğum tercümelerin henüz kullanılmamış olduğunu gördüm. Kısacası, benim Türkçeleştirmiş olduğum versiyon henüz piyasaya çıkmadı ve ne zaman kullanılacağını da maalesef bilmiyorum.

hspace=0

Seminerlerimde herkesin kolayca ve rahatça anlamasını sağlamak için elimden geldiği kadar sade, yalın ve sektörün gerçek sözcüklerini kullanmaya azami gayret gösteriyorum.

PM: Yazılarınızı herkes ilgiyle takip ediyor ve çok şey öğreniyor, yeni yetişen genç yazarlara tavsiyeleriniz var mı?

MU: Birbirlerini Şeyh, Guru, Tek Adam vs. ilan eden arkadaşların neden yazı yazdıklarını anlamamak için çok saf olmak gerekir. Ama ne yazık ki ülkemizde herkes sanatçı, herkes grafiker ve iki satır yazı yazan herkes Yazar… Yazı yazmakta öğretmenlik gibi zor ve sorumluluk gerektiren bir meslektir. İnsan çok şey bilebilir, eğitim düzeyi yüksek, hatta konusunda uzman da olabilir ancak bir sürü teknik kelime ve sözcük kullanarak, anlamsız cümleleri peşi sıra dizerek yazar olunmaz. Bilhassa teknik konularda yazı yazan arkadaşların herkesin kolayca anlayabileceği sadelikte bir dil kullanmaya azami özen göstermeleri gerekir. Birçok yazar, öğretim görevlisi ve akademisyen, sektörün içinde bilfiil çalışmadıkları için, bizler tarafından her gün kullanılan sektör terminolojisini bilmediklerinden dolayı, sadece sözlük tercümesi yaparak birçok anlamsız kelimelerle okurların kafalarını daha da çok karıştırmaktadır. Yazar arkadaşların en kısa zamanda sektör dilini, herkesin kullandığı günlük terimleri ve sektörümüzün genel terminolojisini öğrenmeleri şarttır

PM: Adobe grafik uygulama programları danışmanı olarak Bilkom A.Ş'ye hizmet verdiğiniz dönemde birçok şehirde seminerler verdiniz, etkinliklere katıldınız. Görüşlerinizi alabilir miyiz?

MU: İstanbul dışındaki şehirlerimizde ve bilhassa Anadolu'da insanlarımız, gençlerimiz eğitime çok daha büyük önem vermekte, çok daha fazla ilgi göstermektedir. Bütün verdiğim seminerlerde salonlar doluydu ve seminer sonunda sektörle ilgili çok daha fazlasını öğrenmek için her zaman büyük bir taleple karşılaştığımızı sevinerek söyleyebilirim. İkinci kez seminer vermek için gittiğim Samsun'da, Valilik'ten gelen yetkililer bölgesel televizyonlarda program yapmamı rica ederek, yayın için her türlü isteğimin kabul edileceğini açıkça belirtmişlerdi. Onur verici bu teklif Anadolu insanının bilgiye ne kadar susamış olduğunu ve eğitime ne kadar çok önem verdiğini açık şekilde ortaya koymaktadır. Bölge üniversite, yüksek okul ve akademilerden seminerlerimize gelen öğretim görevlilerinin de bizlere göstermiş olduğu yakınlık, sevgi ve saygı, bilgi ve eğitime ne kadar değer verdiklerinin açık bir göstergesidir.

hspace=0
Yıldız Teknik Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi, Sayısal Fotoğraf dersi - 2006

PM: Seminer ve eğitimlerinizi de aynı şekilde herkes çok beğeniyor; gerek anlatım, gerek içerik ve gerekse sunum açısından izleyiciler tatmin olmuş şekilde ayrılıyorlar. Biraz bundan bahseder misiniz ?

MU: Her zaman dürüstlükten ve açıklıktan yana oldum. Bildiğim doğruları aktardım, yapmacık hareketlerden hep kaçındım ve olduğum gibi davrandım. Allah herkese bir yetenek mutlaka vermiştir ancak birçoğumuz bunun farkında bile değiliz. Öğretmenin de ayrı bir yetenek olduğunu herkes bilir ve benden çok daha bilgili, çok daha tecrübeli insanların da olduğu bir gerçektir. Ancak herkes öğretme yeteneğine sahip olmayabilir. Kısacası çok şey bilmek çok iyi bir öğretmen olacağınızın garantisi değildir. Seminerlerde başarılı olmak, alkış almak için değil; seminere gelen herkesin bir iki saatlik süre içinde çalışmalarında sürekli kullanacağı konular hakkında bilgi aktarmak, çok daha geniş bilgiye sahip olarak başarılı olmalarına katkıda bulunmak ve en önemlisi karşılaştıkları problemleri ortadan kaldıracak doğru çözümleri sunmak ve yol göstermek için kürsüye çıkıyorum. Bu sebeple bütün seminerlerimde herkesin kolayca ve rahatça anlamalarını sağlamak için elimden geldiği kadar sade, yalın ve sektörün gerçek sözcüklerini kullanmaya azami gayret gösteriyorum.

PM: Yıldız Teknik Üniversitesi Fotoğraf ve Video Bölümünde öğretim görevlisi olarak çalışıyorsunuz. Üniversite, akademi ve yüksek okullardaki eğitimler hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

MU: Ülkemizdeki eğitim sisteminin gelişmiş ülkelerdeki standartlara göre komple sil baştan yeniden düzenlenmesi gerekir. Bilhassa sektörümüzü çok yakından ilgilendiren üniversite, yüksek okul ve akademilerimizin fotoğraf, grafik, tasarım, iletişim, güzel sanatlar ve matbaa bölümlerinde o kadar çok eksik, yanlış ve standart dışı uygulama var ki anlatmaya kalksam destan olur. Fotoğraf bölümlerinin karanlık odalarında halen daha negatif/pozitif filmler yıkanmakta ve bu derse ayrılan toplam saat dijital fotoğrafçılık, bilgisayar uygulamaları ve Photoshop eğitiminden kat ve kat daha fazla. Birçok okulun müfredatında bu derslerin adı bile bulunmamaktadır. Grafik Tasarım bölümlerinde ne yeterli bilgisayar ve gerekli donanım, ne de sektörün kullandığı yazılımlar var. Sektörümüze art direktör, tasarımcı grafiker, kalifiye eleman ve üst düzey yönetici yetiştirecek akademi ve yüksek okullarımızın ortak standart grafik sanatlar eğitim müfredatı bile yok. Her fakültenin müfredatı farklı ve hatta öğrettikleri grafik uygulama programları bile değişik değişik. Bazı okullarda vektörel çizim için Adobe Illustrator eğitimleri verilirken, bazılarında Macromedia FreeHand; sayfa tasarımları için bazı bölümler QuarkXPress öğretirken, bazı okullarda da InDesign dersi verilmektedir.

PM: Geçen yıl Antalya'da Renk ve Kalite Standartları, Baskı Öncesi Hazırlık, Photoshop ve InDesign programlarıyla ilgili uzun süreli eğitim verdiniz. Genel değerlendirmenizi alabilir miyiz?

MU: Antalya'daki 1 saatlik sunum sonunda programlar hakkında çok daha detaylı bilgi isteyen katılımcılar Bilkom Bayii Intercom Bilgisayar aracılığıyla 3 günlük bir seminer daha talep ettiler. Ben de tekrar Antalya'ya giderek 3 gün boyunca katılımcılara Photoshop, InDesign, Acrobat programları ile PDF, uluslararası kalite standartları ve renk yönetimi konularında daha detaylı bilgiler aktardım. 3 günlük kısa eğitim, tanıtım ve bilgi aktarımı neticesinde Intercom Bilgisayar'a başvuran bir çok katılımcı ve firma sahibi Adobe programlarıyla ilgili kurs talebinde bulunmuşlar ve eğitimleri özellikle benim vermemi rica etmişler. Intercom Bilgisayar'ın sahibi Beşir Çetin birkaç ay içinde bütün altyapıyı hazırlamış ve gerekli izinleri alarak Besay Bilişim Akademisi adıyla tam donanımlı bir dershane kurmuş. Yılbaşından sonra sayın Beşir Çetin beni arayarak dershanenin hazır olduğunu ve beni beklediklerini söyleyince şok oldum ve bir iki gün içinde Antalya'ya giderek eğitimler konusunda görüşmelerimizi yaptık, eksiklikleri giderdik, 80 saatlik paket program içeriklerini hazırladık ve 20 Şubat 2006 tarihinde ilk öğrencilerimizle derslere başladık. Haftada 12'şer saat olmak üzere 4 ayrı grup halinde düzenlediğimiz eğitim programında, Photoshop CS ve CS2'deki tüm otomasyon, akıllı fonksiyon, renk düzeltmeleri ve doku rötuşu; InDesign CS2 başlangıç seviyesi olarak sayfa tasarımlarını nasıl gerçekleştireceklerini, dokümanları nasıl kontrol edeceklerini, PDF dosya kayıt özelliklerini; Acrobat programındaki önemli özellikleri; Bridge kullanımı; uluslararası kalite standartları, renk yönetimi ve ekran kalibrasyonu dahil profesyonel grafik, basım ve yayıncılık üretimi için gerekli olan tüm bilgileri bilgisayarlarda uygulamalı olarak öğrettik. Bütün katılımcıların eğitimlerden son derece memnun kalmaları ve eğitimlere devam etmek istemeleri bizleri çok mutlu etti ve bu sene de konuları arttırarak eğitim programımızı tekrarlamaya karar verdik. Anadolu'da yaşayan insanlarımızın eğitime çok daha fazla önem verdiğini açık yüreklilikle ifade etmek isterim. Burdur dahil çevre illerden yüzlerce kilometre yol katederek eğitime gelenler, kazandıkları maaşlardan daha fazlasını bir şeyler öğrenmek için çekinmeden kursa verenler, 10 yıldır Photoshop ve diğer grafik programlarını kullanan tasarımcı, grafiker, operatör, fotoğraf sanatçısı ve web profesyonelleri, reklam ajansı ve matbaa sahipleri, henüz lise'yi dahi bitirmemiş öğrenciler, Güzel Sanatlar Fakültelerinde okuyan gençler, anne ve babasıyla gelen kızlarımız, sektörümüzün çeşitli birim ve bölümlerinde çalışan meslektaşlarımız... Gece gündüz, Cumartesi Pazar, yağmur çamur demeden hepsi koşa koşa dershaneye gelip kendilerini geliştirmek ve daha fazlasını öğrenmek için maddi manevi her türlü fedakarlıkta bulundular. Hepsini yürekten kutluyorum. Kurs bitiminde küçük bir sertifika töreni düzenlemiştik, inanın hiçbirisi dershanenin önünden ayrılmak istemedi. Keşke zamanım çok daha fazla olsa da, Türkiye'nin bütün şehirlerinde sektörümüze gönül veren herkese bildiğim her şeyi aktarabilsem...

PM: Photoshop uygulamalarıyla ilgili TRT 2'de Bilişim Rüzgarı programı içinde bir programa başladınız. Biraz bundan bahseder misiniz ?

MU: PhotoshopMagazin dergimizin Yayın Yönetmeni sevgili Ali Şener'in girişimiyle TRT-2 İzmir Stüdyolarının hazırladığı Bilişim Rüzgarı programının yönetmeni sayın Hakan Aybar ile birkaç ay önce İstanbul'da küçük bir toplantı gerçekleştirdik. Ali Şener Beyin bu güzel fikri hepimizin hoşuna gitti ve bir an önce projeyi hayata geçirmek için her konuda tam bir fikir birliğine vardık. 7'den 70'e herkesin sevdiği ve büyük ilgi duyduğu Photoshop programının önemli otomasyon ve akıllı fonksiyonlarını tanıtmak, öğrenime yeni başlayan arkadaşlara yardımcı olmak, bilgisayar kullanan herkese yeni ufuklar açmak ve sektörümüze küçükte olsa bir katkı sağlamak amacıyla hepimiz özveride bulunarak işbirliği yapmaya karar verdik ve hemen gerekli altyapı hazırlıklarına başladık. Herkesin ilgisini çekecek, merak uyandıracak ve amatör-profesyonel birçok arkadaşın çalışmalarında kullanabileceği önemli Photoshop otomasyon ve akıllı uygulamalarından bir demet belirleyerek konuları saptadık. 19 Ağustos 2006'da TRT-2 kanalında yayınlanan Bilişim Rüzgarı programında ilk tanıtımı yapıldıktan sonra, 22-23 Ağustos 2006 tarihlerinde TRT-2 İstanbul Ortaköy stüdyolarında bir araya gelerek 12 konunun çekimini başarıyla gerçekleştirdik. Her hafta farklı bir Photoshop uygulamasını ele aldığım, herkesin kolayca anlayabileceği yalın bir dilde ve bol örneklerle anlatmaya çalıştığım bu seri programımızın ilki 26 Ağustos 2006'da yayımlanmaya başladı. Kısa zamanda büyük bir izleyici kitlesine sahip olmayı başaran Photoshop Öğreniyoruz serisinin yer aldığı Bilişim Rüzgarı programının yayın gün ve saati her hafta Cumartesi 16:50, aynı programın tekrarı bir hafta sonraki Pazar günü saat 00:50'dir. Programları canlı olarak izleyemeyenler ya da tekrar izlemek isteyenler
http://www.bilisimruzgari.com sitesinden Yayın Videoları bölümünü tıklayarak eski programların tamamını seyredebilirler. PhotosohopMagazin ve TRT-2 İzmir televizyonu ile ortaklaşa düzenlediğimiz Photoshop Öğreniyoruz serimizin yıl boyunca devam etmesi için de çalışmalarımız sürmektedir.

hspace=0
Dijifest Fuarı Mayıs 2005

PM: Okurlarımıza ve yeni yetişen gençlerimize tavsiyeleriniz nelerdir?

MU: Photoshop Magazin okurlarına, sektöre hizmet veren ve bundan sonra da hizmet vermeye devam edecek bütün gençlere en büyük tavsiyem bir an önce İngilizce öğrenmeleri, çevresindeki herkesi de İngilizce öğrenmeye teşvik etmeleridir. Sektörümüzde yabancı dil bilen sayısı arttıkça her şey çok daha ileriye gidecektir. İkinci önemli tavsiyem ise, hepimiz aynı geminin içindeyiz ve hepimiz bu sektörü çok seviyoruz. Bu sebeple sorumluluklarımızın bilincinde olalım ve elbirliği ile sektörümüzdeki kalitenin yükselmesi için bütün birim ve bölümlerde çalışanları, yönetici ve iş sahiplerini, mümessil firmaları eğitim konusunda zorlayalım. Son tavsiyem ise, hiç bir zaman Ben her şeyi biliyorum demesinler ve kendilerini eğitmek için her fırsatı değerlendirsinler. Teknolojinin gerisinde kalmasınlar ve gelişmeleri sürekli takip etsinler. Çok çok iyi bilmediği konularda tartışmaya dahi girmesinler ve sektörün tüm birim ve bölümleriyle de ilgili her şeyi öğrenmeye gayret etsinler. Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır; bu bağlamda bilmedikleri her şeyi çekinmeden sorsunlar. Sektörümüzün en büyük ihtiyacının Bilgi ve Eğitim olduğunu hiçbir zaman unutmasınlar.

PM: Teşekkür ederiz.

MU: Sektörümüzün geleceğini doğrudan ilgilendiren bütün bu konular için derginizde bu kadar çok sayfa yer ayırmanıza ben teşekkür ederim.

Röportaj: Murat Akçiçek Hazırlayan: Ekin Koç

 

November 2006

 


Röportaj