Photoshop Magazin
 


İhap Hulusi Görey

01 September 2006 | Sayı: Sep 2006
 
1 2 3 4 5
 

Grafik tasarım tarihine damgasını vuran ÜÇGEN: İhap Hulusi Görey




hspace=0




İnceleme bölümümüzün bu ayki konuğu, Türk grafik sanatının duayenlerinden, 'Cumhuriyeti afişleyen adam' İhap Hulusi Görey.




hspace=0


Yarım asırdır çalıştığım afiş sanatından bugün elde ettiğim gelir hiç denecek kadar az. Rakı şişelerindeki çalışmalarımdan bugün yılda bir gün dahi bir şişecik rakıyla bile hizmetimi değerlendirmiyorlar.

İhap Hulusi Görey, 1898 yılında Mısır'ın Kahire şehrinde dünyaya geldi. Sanatçı, 1917 yılında Almanya'daki bir ressamdan postayla resim dersleri almaya başladı ve 1920 yılında da gerçek bir eğitim almak için kendisi bu ülkeye gitti. Üç yıl boyunca Münih'teki Heimann Schule atölyesinde çalıştıktan sonra, Kuntsgewerbe Schule'de, ünlü afiş ressamı Ludwig Hohlwein'den afiş ve basın ilanları alanında eğitim aldı. 1923 yılında, Galatasaray Lisesi'nde düzenlenen bir karmaya sergiye çalışmalarını gönderdi, bunlar Türkiye'de sergilenen ilk eserleriydi. Ve İhap Hulusi, Türk grafik tasarım tarihine damgasını vuracağından habersiz, 1925 yılında yurda döndü.

1927 yılında, ailesinin baskısı sonucunda ve birçok yabancı dil bilmesi nedeniyle, Dışişleri Bakanlığı'nda görev yapmaya başladı, ancak böyle bir meslekten hiç hazzetmeyen İhap Hulusi, bu işten kendini kısa sürede sıyırdı ve gönül verdiği alanda ilerleyebilmek için, o dönemin en popüler dergisi olan Akbaba'dan Münif Fehim ve Ramiz'le birlikte çalışmaya başladı ve daha sonra afiş çalışmalarına ağırlık verdi. Aynı yıl, aldığı ilk sipariş, İnci Dişmacunları için, gülen bir zenciyi resmettiği afişti. Ve bundan sonra, meslek hayatında büyük ve başarılı adımlar atmaya başladı.

hspace=0

1929 yılında ilk özel atölyesini açan ve Atatürk'ün isteği üzerine ilk alfabenin kapağını da yapan sanatçı, o dönemin ve günümüzün en önemli firmaları için çalışmalar yaptı. Tasarladığı Kulüp Rakısı etiketi ve bu etiketin üzerinde kadeh kaldıran iki şık beyefendi resmi yüzlerce sofraya konuk oldu. Çok yakından tanıdığımız Milli Piyango (Tayyare Piyangosu) biletlerini resmetti. Hem de tam 45 yıl boyunca. Ziraat Bankası, İş Bankası, Yapı ve Kredi, Garanti, Sümerbank, Emlak Kredi, Türk Ticaret Bankası, Maliye Bakanlığı, Türk Hava Kurumu, Kızılay, Yeşilay, Tariş, Zirai Donatım Kurumu ve birçok özel kuruluşa çeşitli çalışmalarıyla hizmet verdi. Mısır'ın Tekel İdaresi, Devlet Demir Yolları ve şehir hatlarına ait ilanlarını, ünlü İngiliz viskisi John Haigh'ın, İtalyanların Cinzano ve Fernet Branca'sının afiş ve etiketlerini tasarladı. Bayer'in boğaz pastilleri ve ağrı kesicileri için yaptığı afişler o kadar tutuldu ki, giyim ve gıda sektörü, beyaz eşya, finans sektörü de o yıllardan sonra reklamın önemini kavradı. Kurukahveci Mehmet Efendi ve Mahdumları, Eminönü'nde küçük bir dükkanken, onun afişleri ve tanıtımları sayesinde şu anda hepimizin bildiği bir marka haline geldi.

hspace=0

İhap Hulusi, Türk kültürünü çok iyi hazmetmiş ve ayrıca batı kültürünü de çok yakından tanıyan bir sanatçıydı. Her zaman şık giyinen, nazik ve modern görüşlü bir beyefendiydi. Yaptığı tasarımlar ve yakaladığı espriler de, yaşadığı çağın birkaç adım ötesinden gidiyordu. Ankara Balı için yaptığı ilanda, bir erkeğin, genç bir kadını öptüğü resmin başlığının Ankara Balı daha tatlı olması da buna güzel bir örnek olsa gerek.

Sanat hayatı boyunca çok sayıda sergiye katılan sanatçı, 1948'de Viyana Uluslararası Afiş Sergisi'nde, Bursa ve İzmir adlı afişleriyle derece aldı. 1965 yılında 'İstanbul'un
Tiplerinden' adlı bir dizi afiş hazırladı. 1978'de Grafikerler Meslek Kuruluşu onur üyeliğine seçildi. Suluboya çalışmaları da yaptı ve hayatının son yıllarında hat sanatını modernize ederek başarılı örnekler verdi. Peki, Türk grafik tasarımının öncüsü, Türk afiş sanatı ve reklamcılığının ilk temsilcisi olan, 'Cumhuriyet'i afişleyen adam' olarak tanınan İhap Hulusi'ye yaşamının son yıllarında ne kadar sahip çıkıldı? Bir gün, bütün sanat yaşamı boyunca hizmet verdiği Milli Piyango İdaresi'nden 'Biz başka ressam bulduk, yaptığınız hizmetleri takdirle karşılıyor, teşekkür ediyoruz.' yazan bir mektup almak, kırgınlıklarını dile getirmek için cumhurbaşkanına mektup yazmak zorunda kalmak, senelerini ve tüm yüreğini işine adamış bir sanatçıya ne hissettirmiştir acaba? Verdiği onca emekten ve attığı onca önemli adımdan sonra, 'unutulduğunu hissederek' yaşama gözlerini yummayı hangi sanatçı ister? İşte İhap Hulusi, 27 Mart 1986 yılında, bu hislerle hayata veda etti. Peki şu anda, genç grafik tasarımcıların kaç tanesi, mesleklerinin temelini atmış olan bu adamı ve çalışmalarını tanıyor? Bu da bir muamma.

Sizler, yani 21. yüzyıl gençliği lütfen önce eğitiminiz sonra kültürümüz ve değerlerimize sahip çıkın, yoksa bu köklü kültür anası yurdumuz ve değerlerimiz kısa bir sürede yok olur ve sizler hiçbir şey anlatamaz, hiçbir şey yazamazsınız. Yazık olur!.. Ender Merter.

hspace=0

hspace=0

Ancak, uzun yıllar hizmet verdiği firmalar bile sanatçıyı unuturken, bir kişi onu asla unutmadı ve büyük ustayı insanlara hatırlatmak için elinden ne geliyorsa yaptı; 1982 yılında, Akademi'deki çalışmalarını göstermek üzere ustanın evine giden ve ona büyük saygı ve sevgi besleyen sanatçı, Ender Merter. Merter, ustayla tanışmasından 11 sene sonra onun bütün çalışmalarına sahip olarak İhap Hulusi Görey Özel Koleksiyonu'nu yaratır ve bunu takip eden yıllarda ve özellikle de İhap Hulusi'nin 100. doğum yıldönümünde, sanatçıyla ilgili birçok etkinlik düzenler ve onu unutturmamak, çalışmalarını herkese tanıtabilmek için çalışır. Sanatçıyla özdeşleşen ve imzası sayılan meşhur 'üçgeninden' yola çıkarak, 'Müsellesten Üçgene... İhap Hulusi 100 Yaşında' başlığı altında bir dizi çalışma yapar ve !Müsellesten Üçgene! adlı kitabı çıkartır. Sanatçının fikirlerini, çalışmalarını anlatan biyografi niteliğindeki bu kitap, İhap Hulusi için şimdiye kadar hazırlanan en kapsamlı eserdir. Ender Merter bu çalışmaları için şöyle der: Müselles bildiğiniz gibi eski dilde üçgen demek. İhap Hulusi'nin yaşamında da üç ayrı tarih özellikle öne çıkıyor. 1898'deki doğumu, 1923'te cumhuriyetimizin kuruluşu ve ardından gelen devrimler, bu devrimlerin belki de bel kemiğini oluşturan 1928'deki Harf Devrimi... Adeta üçgenin üç ayrı köşesini oluşturan üç tarih... Onun bu 'müsellesini bizler 'üçgen' olarak devraldık...

hspace=0

Biz yazımızı yine, sanatçının, hak ettiği ilgiyi görmemesinden yakınan, onun sanatını ve anısını canlı tutmak için senelerce çalışan Ender Merter'in bir sözüyle bitirelim: Evet işte böyle, koca üstadın bir yerde alın yazısı bu... Ama asırlar da geçse piyangolarda, gazetelerde, içki ve sigara ambalajlarındaki üçgeni halkın kafasından, gönlünden kim çıkarabilir, söyler misiniz?

Kaynaklar:

www.ihaphulusi.gen.tr
http://www.milliyet.com.tr/ekler/gazete_pazar/990221/kitap/kitap.html
http://arsiv.hurriyetim.com.tr/tatilpazar/turk/99/02/13/eklhab/01ekl.htm
http://www.milliyet.com.tr/ekler/vitrin/19981212/konu/konu4.html
http://www.tumgazeteler.com/fc/rbt.cgi?a=762124&baslik=Eskizler%20kitap%20oldu
http://www.ryd.org.tr/iframes/ender_merter.htm
http://www.milliyet.com/1999/12/14/sanat/san2.html photosKop

 

September 2006

 


İnceleme