Photoshop Magazin
 


Yaz sıcağı...

01 July 2006 | Sayı: Jul 2006
 
1 2 3 4 5
 

Sıcaklarla başa çıkmaya çalışırken çalışmaya çalışmak zordur. Sanırım okul zamanlarından kalma bir alışkanlıkla bazılarımız hala yazı tatille özdeşleştirir. Doğrusu ben hep zorlanmışımdır aksini kabul etmekte. Bazılarımız aynen işe güce devam ederken, bazılarımız ise hayatlarının en önemli kararlarını vermek zorunda yaz aylarında: Bir üst okul sistemine geçmeye çalışanlar için, tam bu aylar dönüm noktaları. Biliyorum öğrenim konularında oldukça sık yazıyorum, çünkü bu konunun insan yaşamının ne kadar önemli bir parçası olduğunu vurgulamak ihtiyacı hissediyorum hep. Özellikle de bizimki gibi çok iyi bir reform gerektiren sistemlerde. Bu konudaki ilk ve bağlantılı yazımı 3. yani Kasım 2005 sayımızda bulabilirsiniz.

Geçmişteki eğitimci olduğum dönemlerin, ve kendi öğrencilik yıllarımın deneyimiyle, ayrıca bu konuya olan hassasiyetimle görüşlerimi sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. Okur mektuplarından da aldığımız talepler doğrultusunda anlıyorum ki bu üzerine ciddi biçimde değinilmesi ve derinlemesine deşilmesi gereken bir konu. Eğitime gerekli materyel ve düşünsel yatırımı yapmanın önemini anlayamayan devletler, her açıdan, ama özellikle kültürel açıdan geri kalmaya mahkumdur. Bugün hala oturup, kadının başının kapalı mı açık mı olması gerektiği gibi ilkel konuları tartışabiliyoruz biz bu topraklarda. Bir zamanların en önemli medeniyetlerinin oluştuğu bu topraklarda… İşin kötüsü kadınlarımız da o kadar alışmışki onlar hakkında yargılara varılmasına, gıkları çıkmadan, herşeyi büyük bir yetenekle içselleştirerek, gerçekten doğuştan günahkar oduklarına inanarak, kendilerini kapatmanın birçok soruna engel olacağını düşünüyorlar.

Bu konuda daha sonra daha ayrıntılı yazarım, ama şimdi asıl değinmek istediğim, ortasına atıldığımız, tüm doğal hakkımız olan öğrenimin bir yarışa dönüşmüş hali. Yükseköğrenimde, ortaöğrenimde ve hatta ilköğrenimde ayrıcalıklı bir eğitim alabilmemiz için sokulduğumuz yarış. Okul sayısı yetersiz, eğitmen sayısı yetersiz, üstelik eğitmenin yeterli eğitim alıp almadığı bile şüpheli. Tüm bunların ceremesini tabiiki genç beyinler çekecek, ki yarış atı gibi, okulda alamadıklarını bir de kurslarda takviye etsinler, gerçek bilgiyi değil ama sınavda kazanmanın ipuçlarını öğrensinler. alternatif nedir pekiyi, ne olabilir? Eğitim sistemini çeşitlendirmek örneğin… birçok alanda gerekli olan elemanları yetiştirebilmek için meslek liselerini ve iki yıllık yüksekokulları çoğaltmak, özel kurslar açmak, kendini eğitmenin bilincini kazandırmak; en önemlisi de, bir şey olabilmek için tek yolun üniversite mezunu olmak gerekmediğinin bilincini verebilmek. Ne zaman? Çocuğunuzun yeteneklerini iyi kavrayıp, onu yönlendirmeniz gerektiğinde. Ya da öğrenciniz mevcut sistemde başarısız ve mutsuz olduğunda.

Üniversiteye giriş sınavlarının yapıldığı şu günlerde, öğrencilerin yüzde kaçının ne olmak istediğini daha tam bilemeden, yanlış seçimler yapacağını merak ediyorum. Okurken, hatta çalışma hayatına başladıktan sonra hata yapıldığının anlaşılması, kaybedilen zamanlar, yeni arayışlar vs. Bence bunlar gerçek dönüm noktaları insan hayatında. Ne yaptığını, ne istediğini bilen kimilerimiz, oldukça şanslı. Diğerlerimiz için ise birkaç tavsiyede bulunacağım: Henüz lise 2 ya da 3’teyken, ya da sınava tekrar girmeyi beklerken, ciddi bir araştırma sürecine girin. Bulabildiğiniz her yerden fikir ve yardım isteyin. Girmek istediğiniz okullara, bölümlere gidip öğrencilerle ve eğitmenlerle tanışmaya çalışın, bilgi alın. Mezun olduktan sonraki iş alanlarını ve çalışanlarını da bu araştırmaya dahil edin. Mümkünse işyerlerinde biraz vakit geçirin, ve ortamı sevip sevmediğinizi görün.

Üniversite eğitimine gerek olmayan alanlarda ise, dışarıdan neyi nasıl öğreneceğinizi iyi araştırın. Tadao Ando adındaki dünyaca ünlü Japon mimarın kendi kendini eğiten bir mimar olduğunu biliyor muydunuz? Birçok konuda kendi kendinizi yetiştirebileceğinizi unutmayın. Kütüphaneler, kitaplıklar, internet, sektörel dergiler, özel kurslar, çıraklık veya stajyerlik süreçleri, ve 'bir bilene sormak' dediğimiz en eski yöntem... hepsi aslında sonsuz seçeneğimiz olduğunu gösteriyor. Yeter ki siz seveceğiniz alana gönül verin, çok okuyup, çok araştırmaktan ve kapıları zorlamaktan çekinmeyin. Güzel Sanatlar fakültelerine giriş konusunda yazdığım bir okur mektubu yanıtını da, bu sayının Okuyucu Köşesi’nde bulabilirsiniz.

Tüm bu süreçlerde herkese bol şans...

 

July 2006

 


Editörden