Photoshop Magazin
 


Tasarımınızı Gözünüz Gibi Koruyun !

01 July 2006 | Sayı: Jul 2006
 
1 2 3 4 5
 

Bir tasarım hazırladınız ve müşterinize teslim edeceksiniz. Peki ya teslim ettikten sonra ortaya çıkabilecek olumsuz durumları baştan önlemenin yolu var mı?
Her sayıdan sonra birçok soru alıyor ve hemen e-posta aracılığıyla bunlara yanıt veriyoruz. Fakat daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, bazı sorulara bu köşede de yer verip herkesin bu bilgileri edinmesini istiyorum. Gelen sorular içinde çok önemli olduğunu düşündüğüm bir soru var ve bununla ilgili köşemde de bir şeyler yazmak istedim. Okuyucularımızın büyük bir bölümünün tasarımcı olduğunu düşünürsek bu konu eminim birçoğunuzun ilgisini çekecektir. Bir tasarım hazırladınız ve müşterinize teslim edeceksiniz. Peki ya teslim ettikten sonra ortaya çıkabilecek olumsuz durumları baştan önlemenin yolu var mı? Elbette bir takım yolları var. Şimdi kısaca bu yolları sizlerle paylaşmak istiyorum. Tabi bu yolların hiçbirinin TPE nezdindeki tescil hükmünde olmadığını hemen belirteyim.
Aşağıda önereceğim yollarla tasarımınızın olası tecavüzlere karşı biraz daha güçlü durmasını sağlayabilir ve tasarımın size ait olduğunu daha kolay ispat edebilirsiniz.

>> Taslak ve asıl tasarım üzerine silinemeyecek şekilde, ad ve soyadınızı yazıp, imza ve tarih atın.

>> Müşterinize teslim etmeden, tasarımınızı posta ile güvendiğiniz bir kişiye ya da kendi adresinize gönderin. Bu şekilde, tasarımı eski bir tarihte göndermiş olduğunuz için müşterinizin olası bir hukuka aykırı davranışında, tasarımın size ait olduğunu kolaylıkla ispat edebilirsiniz.

>> Tasarımın size ait olduğunu noter önünde bit tutanak ile kayıt altına alın. Bu şekilde de resmi bir makam önünde tasarımın size ait olduğunu beyan etmiş ve yazılı bir belge edinmiş olacaksınız.

>> Tasarımınızı müşteriye teslim ederken bir tutanak düzenleyerek karşılıklı imzalayın. Tutanağın içeriğine de, tasarımın size ait olduğunu açıkça belirten ve iş ilişkisi içerisinde müşteriye teslim ettiğinizi, her türlü hakkının size ait olduğunu net bir şekilde vurgulayan ifadeler yazın.

Bu yollardan size kolay ve uygulanabilir gelenleri seçip kullanabilirsiniz. Başta da dediğim gibi bu yollar sadece ilk anda başvurulacak ve olası bir hukuka aykırı kullanımda, sizin için ispat kolaylığı sağlayacak yöntemlerdir. Müşterinizin tasarımınızı beğenmesi ve ticari bir amaçla kullanması hususunda anlaşmanız durumunda ise, TPE nezdinde tescil ettirmek ve kendinizi kesin bir güvence altına almak da sonraki adımdır. Yazımın bu bölümünde, geçen sayıda da belirttiğim gibi ilginç marka öykülerine yer vermek istiyorum. İlk öykümüz iki büyük spor malzemesi üreticisi firma hakkında olacak. Almanya’nın Herzogenerauch adındaki küçük bir kasabasında iki kardeş ayakkabı imal etmek üzere ufak bir atölye açarlar. Atölyeyi açan kardeşlerin adları Adolph ve Rudolph Dassler’dir. İkinci Dünya savaşı sonrası Adolph, Rudolph ile beraber çalışmak istemediğini, kendine ayrı bir ayakkabı imalathanesi açacağını söyler. Rudolph şaşırır çünkü ufacık bir kasabada iki kardeş ayrı imalathanelerde rekabet edeceklerdir. Kardeşine bunun mantıklı olmadığını, bu ufak kasabada zaten insanların sayılı ayakkabı satın aldıklarını, ikisinin birden batacağını söyler fakat Adolph dinlemez ve kendine yeni bir ayakkabı imalathanesi açar.Gerçekten de kısa zamanda aralarında kıyasıya bir rekabet başlar. Yıllar içinde rekabetleri, doğdukları bu küçük kasabanın da dışına taşar. İki kardeş imalathanelerini ayırdıktan sonra küserler. Adolph Dassler, 1978 yılında öldüğünde kardeşi Rudolph ile tam 29 yıldır küstür. Bugün bu iki firmanın genel merkezi de ufak bir kasaba olan Herzogenerauch’ tadır. Adolph Dassler’ in ayakkabı şirketinin adı ADIDAS, Rudolph’un ki ise PUMA dır. Bilindiği gibi bu iki markanın da bugünkü değerleri milyar dolarlarla ölçülmektedir. İşte iki büyük markanın tohumları bir inat sonucunda ortaya atılmıştır. Bugün bu kadar başarı kazanmış olan bu markalar, reklâm yatırımlarına ve markalarının itibarını yükseltecek işlere yüz milyonlarca dolar harcamaktadırlar. Bir an için düşünsenize, sadece Adidas markasının yani bu sözcüğü kullanma imkânının size ait olduğunu... Bu marka adı altında ne satarsanız satın, müşterinin markaya olan güveni sayesinde büyük paralar kazanırsınız.

Şimdi de bir Türk markasının, daha doğrusu bir Anadolu kaplanının öyküsüne değineceğim. EMSAN. Çelik tencere dediğimizde eminim ki birçoğumuzun aklına Emsan gelecektir. Emsan markası ile Denizli’de üretim yapan markanın ilk sahipleri, 90’lı yılların sonunda bir ödeme krizine girerek, markayı devretmek durumunda kalmışlar ve ne yazık ki marka, icra kanalıyla satılmıştır. O arada fabrika kapanmış ve piyasaya eskisi kadar mal verilememiş ve bir ölçüde marka halkın aklından uzaklaşmıştır. Fakat markayı devralan şirketin yaptırmış olduğu bir araştırma neticesinde Emsan’ın o haliyle bile değeri, 3,5 milyon USD olarak hesaplanmıştır. Gördüğünüz gibi, bir marka halkın gözünde ne kadar çok tanınırsa, uzun bir süre piyasadan çıkması bile onun değerini çok fazla değiştirmemektedir. Markanın yeni sahipleri, çeşitli kurumsal değişiklikler yaparak hepimizin çelik tencere deyince bir anda hatırladığımız Emsan‘ı tekrar eski günlerine döndürmeye çalışmaktadırlar. Sanırım ki bu da çok zor olmayacaktır. Çünkü halkın gözünde o hala kaliteyi temsil etmektedir.
Bu sayılık da benden bu kadar. Bir sonraki sayıda yine ilginç ve önemli olduğunu düşündüğüm başka bir konuyla karşınızda olacağım. Lütfen her konuda sorularınızı bana iletin.
Görüşmek üzere...

 

July 2006

 


Tasarım Hukuku