Photoshop Magazin
 


Prodüksiyon Dünyasında Genç Bir Nefes

01 June 2006 | Sayı: Jun 2006
 
1 2 3 4 5
 

hspace=0


Photoshop Magazin: Bize kendinizden ve Fokus Film’den söz eder misiniz?
Timur Atalay: 1975 Almanya Hamburg doğumluyum. Liseyi Frankfurt’ta bitirdim. Oradan mezun olduktan sonra Amerika’ya geçtim ve İşletme, aynı zamanda da Reklam ve Uluslararası Pazarlama okudum. 1999’da Türkiye’ye geldim. Öncesinde Türkiye’ye sadece tatillerde geliyordum, bu yüzden iş konusunda ilk başlarda biraz zorluk yaşadım ama alıştım. 1999 yılında ilk olarak Erdem Holding’e girdim. 2003’te de Expo Channel’a girdim. Değişik görevlerdeydim; uluslararası ilişkiler, PR, marketing alanlarında çalıştım. Oradan ayrıldıktan sonra, 2004 yılında iki arkadaşımla birlikte Fokus Film’i kurduk. ATS Prodüksiyon’a bakan Murat Bey ile beraber yürütelim dedik ve Fokus Film ve ATS Prodüksiyon olarak devam ediyoruz.

PM:Bu alanda çalışmaya sizi iten şey neydi ?
TA: Ben zaten küçüklüğümden beri film meraklısıydım ama hiçbir zaman gerçekleştirememiştim. İlkokuldan beri “Şöyle yapsak, böyle yapsak” derdik. Çok fazla üstüne düşmediğim için film çok geç gelişti bende. Arka planda tutuyordum ama Expo Channel da tetikledi ve zaten fotoğraf bilgim olduğu için, film konusunda yol alayım, değerlendireyim dedim.
PM: Peki siz bir Türk prodüksiyon firması olarak yurt dışından da iş alıyor musunuz ?
TA: Yurt dışıyla iş birlikleri yapıyoruz. Crest Entertainment, Los Angeles, bir de Almanya’daki Cine Entertainment Europe adlı şirketlerle beraber çalışıyoruz. Ortak girişimlerimiz var. Henüz netleşmedi ama telefonlaşıyoruz, mail’leşiyoruz. Uzun metrajlı bir film söz konusu. Fazla detaya girmek istemiyorum ama bütçesi 10-15 milyon dolar olan bayağı kapsamlı bir iş. Bunun dışında dizi, seslendirme, post production konusunda iş birliği yaptığımız şirketler var. Sanyo’nun kaseti Japonya’dan geldi. Onun Türkçe metnini, müziğini, seslendirmesini hazırladık.

PM: Ekibinizden bahseder misiniz ? Bir prodüksiyon firmasında görev dağılımı, çalışma sistemi nasıldır ?
TA:Ekip filme göre değişiyor. Bu, reklamda farklı olur, tanıtımda farklı olur... ama bir ya da iki asistan olacak ve yönetmen olacak. Kendim çekmiyorsam başka bir yönetmen ya da görüntü yönetmeni kesinlikle gerekiyor. 5-6 kişilik bir çekirdek kadro var ve ondan sonra ihtiyaca göre; ışıkçı, set tasarımcısı derken 40 kişiye kadar çıkabiliyor. Freelance çalıştığımız insanlar var. Kameraman mesela. 35 mm için farklı bir kişi gerekebiliyor çünkü onu herkes kullanamıyor. BetaCam ya da MiniDv gerekiyorsa başka kişiler bulunuyor. Hepsini birden bilen biri çok nadir çıkıyor.

PM: Bugün Türk firmaları ya da tasarımcıları, eskiye kıyasla çok daha yaratıcı, teknolojinin başarıyla kullanıldığı çalışmalara imza atıyorlar;uluslararası çapta ödüller alınıyor... Peki bu konuda dünyada belli bir tanınırlığa ulaştık mı ?
TA: Tabi ki pozitif gelişmeler söz konusu ama istediğimiz seviyeye henüz ulaşmadık. Yurt dışında zaten ancak 2-3 kişinin ismi biliniyor. Biz Hollywood seviyesine yani o bilinen seviyeye ilk adımımızı ancak atabildik. Mesela “GORA” filmi animasyon ve efekt açısından güzel bir örnek. Kurtlar Vadisi de görüntü açısından gerçekten kaliteli. Yurt dışından aktörlerle çalışılmış olması da güzel bir aşama. Ama biz Türkler olarak sürekli bir dezavantajla karşılaşıyoruz. Çünkü yurt dışındaki Türk imajı kötü. Film ne kadar kaliteli de olsa, bu sorunla karşılaşıyorsunuz. Eksi 10 ile başlıyoruz. Mesela Fatih Akın saygı duyduğum bir insan. Ama olaya farklı bir açıdan bakmak lazım. Medya “Türk şöyle yaptı, böyle yaptı” diyor ama Fatih Akın yurt dışında yaşadığı için, aslında Türk asıllı Alman sayılıyor. Bir de 60’lı yıllardan beri Türk filmlerinde bir köy ve köylülük furyası var ve bundan kurtulmamız gerekiyor artık. Yurt dışı bizi zaten köylü, çarşaflı, pala bıyıklı olarak tanıyor. Bundan kurtulduğumuz an, daha rahat ve gelişime açık olacağız.

hspace=0

Uluslararası seviyede, güzel bir uzun metrajlı film yapmak istiyorum. Türkiye’nin kötü imajından artık kurtulmak, “Biz buyuz, biz bunları yapabiliyoruz” diyebilmek istiyorum.

hspace=5PM: İşinizi yaparken size en çok keyif veren ve sizi en çok zorlayan şeyler nelerdir?
TA: Çekim yaptıktan sonra, ilk başta ham bir görüntü var elinizde. Montaja girdikten sonra, o ham görüntülerden bir film oluşuyor. Müziğini koyuyorsunuz, seslerini ayarlıyorsunuz ve sonunda bir ürün çıkıyor ortaya. O emeği, ekip çalışmasını gösteren, gerçekten kaliteli bir şey elinize geçtiği zaman, “İşte biz bunu yaptık.”diyebiliyorsunuz. Gurur duyuyorsunuz. Bu çok farklı bir duygu. Zorluğuna gelince, sözünü ettiğim fiyat kırma olayı en büyük dertlerden biri. Müşterinin fiyat konusunda “Ancak bu kadar harcayabiliriz. Daha ucuza olmaz mı?” gibi soruları sıkıntı yaratıyor. Çünkü kalite eşittir maliyet. Ve bu dünyanın her tarafında geçerli. Ayrıca yatırımcı sıkıntısı var. Buluyorsunuz ama son dakikada vazgeçebiliyor. Vaatlerde bulunuyor ama hiçbir zaman gerçekleşmiyor. Merak var ama riske girmekten korkuyorlar. Böyle bir çelişki söz konusu. Bunlar çok sıkıntı yaratan unsurlar.hspace=5

PM:
Teknoloji sizin işinizin en önemli parçalarından biri olmalı. Hangi ekipmanlarla çalışıyorsunuz?
TA: Benim tercihim 35 ya da 16 mm. Çünkü gerçek renk dolgunluğu ve derinliği ancak onlarla oluyor. Tabi maliyet işin içine girdiği an dijitale kaymaya başlıyoruz. Aynı neticeyi vermese de onları da yüksek kalitede elde edebiliyoruz.

PM:
Alanınızla ilgili takip ettiğiniz fuar, etkinlikler nelerdir ?
TA: Cannes gibi, Sundance, Berlin, Altın Portakal gibi film festivallerini takip ediyoruz. NAB isimli teknoloji fuarları var. Montaj ile ilgili olsun, makinelerle ilgili olsun, teknolojiyi takip etmeye çalışıyoruz. İnternet ve dergileri takip ediyoruz.
hspace=5
PM:
Bir tanıtım filmi ya da fotoğraf çekimi için helikopter kiralamadan catering organizasyonuna kadar çalışmalarınızda yatay sektörlerle de işbirliği halindesiniz. Bu oldukça geniş bir sektörle işbirliği anlamına geliyor. Bünyenizde bu tür organizasyonları koordine eden ayrı bir birim var mı ?
TA: Bir görev dağılımı söz konusu. Yönetmen ihtiyacı olan şeyleri söylüyor. Yapımcı da en iyi fiyatı almaya, mekan bulmaya vs. çalışıyor. Sağı solu dolaşıyor, en uygununu buluyor. Şirketten şirkete değişir tabi ama genelde böyle olur.

hspace=0

O emeği ekip çalışmasını gösteren, gerçekten kaliteli bir şey elinize geçtiği zaman, İşte biz bunu yaptık. diyebiliyorsunuz... Bu çok farklı bir duygu.

PM: Biraz da fotoğrafçı kimliğinize değinelim. Bu ilgi nereden doğdu? Bu konudaki çalışmalarınızdan söz eder misiniz?
TA: İlgim çok küçük yaşta başladı. 10-11 yaşındaydım. Kodak kameram vardı, gözüme hoş gelen şeyleri çekiyordum. Şimdi 20 sene sonra baktığımda çok farklı geliyor, oradaki göz farklı çünkü. Öyle başladım ama gelişmedim çünkü sanata, müziğe, kara kaleme kaydım. Doğru düzgün profesyonel çekime başlamam 2000 senesinde oldu. Daha çok merak saldım, 2001’de de ilk dijital kameramı aldım. Tabi o zamanlar görüntü kalitesi kötüydü ve ben dia çekmeye devam ettim. Seyahatlere çıktım. New York’ta, İrlanda’da çektim. 2003’te Voyager dergisinde, Şile’de çektiğim fotoğraflar yayınlandı. Lezzet dergisinin son sayısında (Haziran 2006) birkaç fotoğrafım var. Daha önce Uzel’e ve Kiğılı’ya çekimler yaptım. İnternette profesyonel yerlere kayıtlı olduğum için, bazı manken ve modellerle anlaşma yaptık. Ayrıca avize tarzı ürünleri olan Dekor Cam’a çekimler yaptım.

PM:
Dijital mi analog mu çekiyorsunuz ?
TA: İlk başta analog’du ama müşteri dijitali tercih etmeye başladıktan sonra biz de o tarafa kaydık.

PM:
Çekim yaparken kullandığınız makineler nelerdir ?
TA: Pentax kullandık ilk aşamada. Bu aralar Nikon kullanıyoruz.

PM:
İleriye yönelik hedefleriniz ve hayalleriniz nelerdir?
TA: Uluslararası seviyede, güzel bir uzun metrajlı film. Türkiye’nin kötü imajından artık kurtulmak, “Biz buyuz, biz bunları yapabiliyoruz” diyebilmek istiyorum.

PM:
Kullandığınız ilk bilgisayar hangisiydi?
TA: 1991, Amiga 500. Grafik açısından o zaman ki en başarılı aletti. Resim taramaya, resimleri kurcalamaya ilk onunla başladım.

PM:
Şirkette hangi bilgisayarları ve programları kullanıyorsunuz?
TA: Buraya yeni taşındık. Şu anda PC’ler var, Mac alınacak.Ben evde Mac kullanıyorum. Program olarak Sony Vegas, Final Cut Pro, Photoshop, Freehand, After Effects kullanıyoruz.

PM: Photoshop’u işinizin hangi aşamalarında, hangi amaçla kullanıyorsunuz?
TA: Özellikle tanıtımda, post-production’da kullanıyoruz. Mesela belgesel çekimlerinde eski fotoğrafların daha eski görünmesi için ya da temizlenmesi için, çekim arkası fotoğrafların şekillendirilmesinde kullanıyoruz. DVD’lerin arka ve ön kapak çalışmalarında, storyboard’larda Photoshop’tan yararlanıyoruz. Çok kullanışlı bir program.

hspace=5

PM: Photoshop’un hangi özelliklerini kullanmaktan zevk alıyorsunuz ?
TA: Renk ayarlaması ve rötuş. Çünkü söz konusu fotoğraf olunca önemli oluyor. Çektiğiniz kare baskıya gidecekse çok temiz olması lazım.

PM:
Kullandığınız başka Adobe grubu programlar var mı? Varsa hangi çalışmalarınız için kullanıyorsunuz?
TA: After Effects. Montaj ve efekt verme konusunda yararlanıyoruz. Üç boyutlu typing efektleri veriyoruz. Basit şeyler yapılacaksa, animasyon konusunda da kullanıyoruz. After Effects çok kapsamlı bir program.

PM:
Dergimizde önümüzdeki ay’dan itibaren “Dijital Video” adlı yeni bir bölümümüz yer alacak. Burada video grafiği ve çeşitli video edit programlarının kullanımı okurlarımıza verilecek. Bu konuda sizinde önerilerinizi alabilir miyiz ?
TA: Piyasada en geçerli programlar hangileriyse tespit edip, onlara tutorial ya da tips & tricks makaleleri koyarsanız iyi olabilir. After Effects piyasaya hakim olan bir program, o konuya girilebilir, çok iyi olur. Çünkü ben bu konuda Türkçe makale görmüyorum. Kitaplar var ama dergide daha hızlı şekilde okunabilecek tutoriallar olsa iyi olur.

PM:
Photoshop yakında Türkçe olarak piyasaya çıkacak. Bu konudaki düşünceniz nedir?
TA: Ben İngilizcesine alıştım. Beynim sürekli İngilizce algılıyor çünkü. Ben Photoshop’la 1995’te tanıştım. Ama yeni öğrenecek insanlar için süper.

PM:
Photoshop Magazin okuyucularına iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?
TA: Photoshop programını iyi öğrensinler. Okusunlar, araştırsınlar, kurcalasınlar. Çünkü piyasada biliyorum diye geçinip de bilmeyen çok insan var.

PM:
Peki film, prodüksiyon dünyasına girmek, bu sektörde kariyer yapmak isteyen okuyucularımıza ne önerirsiniz?
TA: Sabır, sabır, sabır. :)

 

June 2006

 


Sektörel Photoshop