Photoshop Magazin
 


Photoshop'un Büyüsü

01 May 2006 | Sayı: May 2006
 
1 2 3 4 5
 

Photoshop'un Büyüsü


Photoshop’u iyi ile kötü fotoğrafın, yaratıcı bakışla kaba kolajın, parıldayan fikirle kısır ve zevksiz görüntünün ayrışmasına yol açan bir sorumluluk bilincine ve kullanıma taşırsak, kanımca, bu hem yaratıcı fotoğrafın, hem de düşüncenin gelişmesini kaçınılmaz kılacaktır.

hspace=0


Fotoğrafik görme, tarihinde ilk kez, 2000’li yıllarda gerçek karşıtı bir konumla tanışmış, başka bir değişle gerçekten ayrışan bir görüntü biçimiyle yüz yüze gelmiştir. Fotoğrafın bilincimize ve daha ileri giderek bilinçaltına taşıdığı gerçek ve bunun görüntüsüyle kurulan bağ, öyle köklü bir alışkanlığa yol açmıştır ki, bugün sanal dünyanın uçuşan görüntüleri karşısında insanların uğradığı şaşkınlık aynı zamanda tuhaf bir kararsızlığa da işaret ediyor. Çünkü, günlük yaşamımızda, görünen dünyayla kurulan ilişki ve gerçekten kaçış aynı oranda hayat bulmaya başlamıştır. Görüneni fotoğraf kimyasına endeksleyen geleneksel görüş, dizginsiz atlar misali hızla yol kat eden sanal gerçeklikle girdiği yarışı kaybetmek üzeredir. Asıl tartışılması gereken, geçmişte bir deneyim olarak egemen olan fotoğrafın manüplasyonlara elverişli yeni tarz görüntüler karşısında, tarihsel bu rolünü ve sorumluluğunu ne oranda koruyabileceği.

Fotoğraf, gelişim süreci boyunca hem inandırıcılığı temsil ederek insanlara bilgi taşıdı hem de düşünce dünyamızın, bilimin ve sosyal olguların gelişmesine öncülük etti. Bu da fotoğrafın sosyal bir varlık ve sanat alanı olarak egemenliğinin pekişmesine yol açtı. Fakat gelinen noktada fotoğrafın geleneksel bu rolünü koruyabildiğini söyleyebilir miyiz? Sıradan insanların dahi dilinden düşürmediği Photoshop ile bu programın, herkesin ayıbını örten kişisel becerilere olanak tanıması, fotoğrafın inandırıcılığı üzerinde şüphe bulutlarının dolaşmasına yol açmaktadır. Elbette Photoshop’un bir günah keçisi yapılmaması gerekir. Başlangıçtan itibaren belli yetenekteki insanların ve hobi gruplarının tekelinde bulunan karanlık odanın büyülü ve gizemli bir ortam haline getirilmesinin, fotoğrafı ileri bir seviyeye taşıdığını varsaymak çok gerçekçi görünmüyor. Bireysel yeteneklerin “aydınlık oda”da hayat bulabilmesi, aslında yaratıcı ruhun hiçbir kayıba uğramadığını ortaya koyuyor. Çünkü halihazırda değişir gibi görünen, fotoğrafın vazgeçilmeyen temel nitelikleri değil, sadece biçimsel özellikleridir. Öte yandan geçmişte birbirini biteviye tekrarlayan benzer görüntülerin yarattığı belli bir monotonluktan söz etmeden geçemeyeceğim. Fotoğraf, sanatsal bir dil olarak asıl bugün arzu ettiği koşullara kavuşmuş görünüyor. Nitekim, geleneksel fotoğrafın sanatsal niteliklerinden ziyade, tematik ve kategorik sıralamalara (nü, portre, doğa, spor vs.) tabi tutulması, bir bakıma onu kendi çıkmazları içine hapsetmiş, bu da fotoğrafın bir dil olarak etkisinin azalmasına yol açmıştır.

Bilgisayar programlarının olanakları ne oranda gelişirse gelişsin, yine de, görünenin bir fikirle uyumunu kurabilmek için sanatçının kaygısı ne olursa olsun- doğa ile zorunlu ilişki içinde bulunmak gerekir. Dijital görüntüler ile görüntü programları, bu uyumu kat be kat vurgulayan hangi seçenekleri sunarsa sunsun, temel olarak, tüm fotoğraflar görünen dünyaya dayanır. Bugün, yaşamın her kesimine sinen sanallığın kendini iyiden iyiye benimsetmiş olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Fotoğraf kullanan bazı kesimlerin Photoshop’un yaratıcı niteliklerinden yararlanmak yerine, onu kendi travmatik gerçekdışılıklarına malzeme yaptıkları açıktır. Ticaret ve endüstri dünyasının gerçekdışı imgelerden ve yalan görüntülerden hoşnut kaldığı, Photoshop kullanımının yaygınlaşmasıyla iyiden iyiye görünmeye başlamıştır. Aslında yararlı olması hedeflenen fotoğraf programlarının tez elden kısırlaştırılması ve hayal deneyiminden yoksun bir takım yeteneklerin elinde ucuz bir pazar malzemesine dönüşmesi, bu olanağın günün birinde kendi karşıtını yaratacağını kaçınılmaz kılıyor. Gerçeği değiştirme düşü, her ne kadar öncellikle fotoğrafçıların başvurduğu bir yol olmuşsa da, aynı zamanda her düzeydeki bilgisayar kullanıcısının belli ölçülerde bir tasarım yetkinliğine kavuştuğunu ve gerçek üzerinde oynamaktan kaçınmadığını da gözden uzak tutmamak gerekir. Fakat bunun sonucunda gerçekçi bir bakışın mı, yoksa gerçek benzeri bir tasarım çabasının mı önem kazanacağı henüz çok açık görünmüyor.

hspace=0Fotoğraf, geleneksel yaratıcılık yollarından (resim ve heykel) farklı olarak, görselliği kendi gerçekliğimizle doğrudan çakıştıran bir misyona sahiptir. Sanal gerçekliğin ortaya çıkışı, gerçek dünyanın seçeneklerinin fotoğraf tarafından yeterince değerlendirilmemesinden kaynaklanmaktadır. Aslında gerçeği aşan bir gerçeklik olgusunun fotoğrafın yedeğinde her zaman bulunduğunu, fotoğraf tarihinin ortaya koyduğu örneklerden iyi biliyoruz. Fakat bu çabalar, fotoğrafın yaygın kullanımının toz dumanı arasında çok güdük kalmış ve gereğince anlaşılamamıştır. Sanal gerçeğin evrimi hiçbir zaman gerçekten kopuk olmamıştır. Çünkü, fotoğrafın gerçeği temel aldığı oranda, tasarımsal bakışı da yücelten başka bir yüzü daha bulunur. Öte yandan sanal gerçeği, gerçek karşıtı olarak gösteren anlayışlar karşısında, sanal ortamın gerçeği tahrip edebilecek tasarımlara kapılarını aralık tutmasını, fotoğraftan ziyade fotoğrafçının ve kullanıcıların etik anlayışlarıyla ilişkili bir sorun olarak ele almak gerekir.

Photoshop’un, bugün görsellik alanında yarattığı kolaycılık ve buna duyulan gereksinmenin başlangıcı, sanıldığı gibi bilgisayarın keşfine değil, 1920’li yıllarda ortaya çıkan sanat fotoğrafı anlayışına ve aynı tarihlerde boy gösteren Amerikan tarzı görselliğin yaygınlaşmasına uzanır. Fotoğrafın yüzyıllık dönemine kendi iç dinamikleri çerçevesinden baktığımızda, gerçeğe müdahale etme arzusunun son elli yıldan itibaren fotoğrafçılar arasında önemli oranda kabul gördüğünü ve bu arzunun günümüze kadar adım adım gelişme gösterdiğini açıkça görmek mümkün. Nitekim mekanikten motorluya, elektronikten computer’liye dek görüntünün evrimleşmesine yol açan süreçte, kameralarda baş gösteren teknik gelişmelerin tümü, programlar sayesinde kabuk değiştiren yeni fotoğrafın bu gelişmelerden bağımsız olmadığını ortaya koymaktadır.

Gerçek karşıtlığını tasarlayan ve yaygınlaştıran tek başına programlar değil, bu programları yaratıcılıktan yoksun kullanan kullanıcılardır. Dijital fotoğraf alanındaki gelişmeler karşısında fotoğrafın, an’sal ve anlatımsal niteliklerinin en açık göstergesi olan ‘zaman’dan koptuğunu söyleyemeyiz, olsa olsa dijital görüntülerin ‘an’ı zamandan ayrıştırdığını göz önüne alabiliriz. Fotoğrafın ruhuna sinmiş olan “gerçek zaman”, yerini sınırları hayal gücüyle beslenmiş olan sonsuz bir uzama terketmiştir. Elbette insanın hayal serüvenini ve bundan kaynaklı gereksinmelerini günün birinde belki Photoshop ve benzeri görüntü programları da karşılayamayacaktır. Ve aslında bu serüvenin ne zaman son bulacağı ve nereye kadar gelişeceği de meçhuldür. Bugün yaşayan görüntülerde, geleneksel fotoğrafa özgü ‘an’ın dondurulması”ndan ziyade, “an’ın belirsizliği” gündeme gelmiştir. Fotoğrafın en dikkate değer dinamiklerinden biri olan ‘gerçek mekan’, yerini tasarımsal, belirsiz ve imgelerle donatılmış ‘hayali mekan’lara terketmiştir. Fotoğrafın bu dönüşümünde Photoshop’un seçenekler sunan kullanımının büyük payı bulunmaktadır. Digital kamera arkasındaki gözlemcinin çektiği fotoğraflara artık saniyelerle ulaşması, her ne kadar yaratma büyüsünü kesintiye uğratsa da, sonuç itibarıyla görüntüler, çağımızın sembolü olan hız ve dönüşümü belirgin bir özellik olarak öne çıkarmaya başlamıştır. Öte yandan fotoğrafın çekildikten sonra yeniden kadrajlanmasına karşı olan eski ustaların muhalefetine rağmen, görüntüler tümüyle ve her koşulda artık “aydınlık oda”da işlemlere tabi tutulmaktadır.

Photoshop’un büyüsü, fotoğraf ve fotoğrafçılar üzerinde etkili olmayı sürdürüyor. Fotoğrafçının bu programın yeteneklerine kavuşması ile birlikte, doğrudan gerçeği hedeflemese de, kamera ve programların desteğinde gerçeklik fikrini güçlendirecek olanaklar yaratabileceğini söylemek mümkün. Öte yandan fotoğrafçı da doğrudan görmekle yetinmeyerek, düşüncelerini görünür hale getirecek yeni becerilere kavuşmaya başlamıştır. Photoshop’u iyi ile kötü fotoğrafın, yaratıcı bakışla kaba kolajın, parıldayan fikirle kısır ve zevksiz görüntünün ayrışmasına yol açan bir sorumluluk bilincine ve kullanıma taşırsak, kanımca, bu hem yaratıcı fotoğrafın, hem de düşüncenin gelişmesini kaçınılmaz kılacaktır.   

 

May 2006

 


Fotoğraf Kuramı