set_encoding Dergi May 2006 Sayısı - Exlibris: Bir Kitabın Kartviziti | Photoshop Magazin
                                       
      
Photoshop Magazin
 


Exlibris: Bir Kitabın Kartviziti

01 May 2006 | Sayı: May 2006
 
1 2 3 4 5
 

hspace=0




Hasip Pektaş, CGD (65x100) 2002


Exlibris: Bir Kitabın kartviziti


Bu kütüphaneden kitap çalanın elindeki kitap yılana dönüşsün ve onu ısırsın. Felç olsun ve tüm organları parçalansın. Acıyla yalvarsın bağışlanmak için ve tamemen çözülene kadar ıstırap çeksin. Kitap kurtları içini kemirsin. Son ceza olarak da cehennemin alevlerinde yanıp sonsuza kadar yokolsun.” (San Pedro Manastırı Kütüphanesi, Barselona, 19. yüzyıl) Bu sözler bugün birçok insan için abartılı gelebilir. Ancak bir kitap sever için kitabı adeta çocuğu gibidir… Nasıl ki kimse çocuğunu başkasına ödünç vermek istemez, bir kitap severin de kitabını başkasına ödünç vermesi aynı şekilde bir işkence gibidir. Evet ve hayır arasında sıkışıp kalır. Ekslibris'de bu sıkıntı üzerine ortaya çıkmış olan, kitap sahibini tanıtan, onu yücelten ve kitabı ödünç alan kişiyi, geri getirmesi konusunda uyaran görsel bir sanattır. Bu ay, Türkiyede Ekslibris sanatının tanıtımı ve gelişimi için yorulmadan, bıkmadan çabe sarfeden bir büyük ustayla Hasip Pektaş’la Exlibris’i konuştuk.




hspace=0hspace=0
Bart Behiels, Belçika, CHD,85x60, 2003            Hanns Studer, Almanya, X3, (84x85), 2000




Photoshop Magazin: Bize kısaca kendinizden söz eder misiniz?
Hasip Pektaş: 1953 yılında Ermenek-Karaman'da doğdum. 1971'de Akşehir İlköğretmen Okulu'ndan, 1974'de Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü'nden mezun oldum. 1982 yılına kadar Öğretmen Okullarında ve Orta Öğretimde resim öğretmenliği yaptım. 1982 - 1987 yıllarında Samsun Ondokuzmayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Bölümü Grafik Anasanat Dalı'nda çalıştım. 1987 yılından bu yana Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü'nde öğretim elemanı olarak görev yapmaktayım. Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı yanında Ankara Ekslibris Dernegi Başkanlığı ve Hacettepe Sanat Müzesi Müdürlüğü görevlerini de yürütmekteyim. Yirmi kişisel sergi açtım. Özgün baskıresim, ekslibris ve fotograf alanlarında ödüllerim vardır. Ayrıntılar, www.hasippektas.com web sitesindedir.

PM: Siz Türkiye’de Ekslibris’in önde gelen isimlerindensiniz. Ekslibris’in kısaca tanımını yapabilir misiniz?
HP: Ekslibrisin önde gelen ismi olmak gibi bir arzum yoktur. Bu sanatın tanınmasına, yaygınlaşmasına ve özellikle ilgilenenlerin bilgilenmesine katkıda bulunmaya çalışan bir “nefer”im. Bu konuda özveride bulunan herkes önde olmaya layıktır.

Ekslibris, kitapseverlerin kitaplarının iç kapağına yapıştırdıkları üzerinde adlarının ve değişik konularda resimlerin yer aldığı küçük boyutlu grafik çalışmalardır. Kitabın kartviziti ya da tapusudur. İngilizce Bookplate olarak da bilinen ekslibris, kitap sahibini tanıtır, onu yüceltir ve kitabı ödünç alan kişiyi geri getirmesi konusunda uyarır. Bir mülkiyet işareti, sahiplenme göstergesi olmanın yanında kitabın hırsızlığa karşı korunmasını sağlama işlevinin de olduğu söylenebilir. Sözcük olarak ...'nın kitabı, ...'nın kitaplıgına ait veya ...'nın kütüphanesinden anlamına gelir.

Öncelikle ekslibris sözcüğün yazılış biçimi konusunda bir açıklama yapmakta yarar görüyorum. Dünyada yaygın olarak Ex-libris şeklinde kullanılan sözcüğün Exlibris, Ex libris ya da Ekslibris olarak da kullanıldığı biliniyor. İngilizler ve Fransızlar Ex-libris, Almanlar Exlibris, Slavlar Ekslibris olarak kullanıyor. Biz de başlangıçta Exlibris olarak kullandık. Bu yıl yurt dışında konunun uzmanı olan kişilerle yaptığım tartışma sonucunda ayrı yazılması gerektiği savunmasına karşılık dilde de ekonomiklik esastır düşüncesiyle ve “x”in dilimizde kullanma zorluğu nedeniyle “Ekslibris” şeklinde kullanılmasının daha doğru olacağını düşündük. Sözcüğün “Ekslibris” seklinde dilimize yerleşmesi kalıcı ve sorunsuz telaffuzu açısından önemlidir. Sizlerin de böyle kullanmanız bir katkı olacaktır.

PM: Sizi ekslibrise bu kadar çeken ne oldu?
HP: Öğrenme arzusu şüphesiz. 1983’de adını ilk duyduğum ekslibris kavramının özellikle de alanıma yakın olması, yeni bir çalışma alanı olarak kendimi ifade etmeme fırsat verecek bir sanat dalı olması, ilgimi çekmesindeki etkenlerdir. Küçük boyutlu fakat o küçücük alanda tüm estetik kaygıları taşıyarak, yazı resim ilişkisini düşünerek özgün, işlevsel bir çalışma ortaya çıkarıyorsunuz. Tıpkı diğer sanat dallarında olduğu gibi. Yaratım süreciyle bakıldığında resim sanatı içinde görürüz; işlevsel yanıyla bakıldığında ise bir grafik tasarım ürünü olarak kabul edebiliriz. İlgi çekmesi için bu özellikler yetmez mi?



hspace=0
     Hasip Pektaş, CGD, 60x100, 2004

hspace=0

PM: Ekslibrisin başlıca amacı ve işlevi nedir? Hangi ihtiyaçtan doğmuştur?
HP: Ekslibrisler, kitap sahibini tanıtır, onu yüceltir ve kitabı ödünç alan kişiyi, geri getirmesi konusunda uyarır. Bir mülkiyet işareti, sahiplenme göstergesi olmanın yanında kitabın hırsızlığa karşı korunmasını sağlama işlevinin de olduğu söylenebilir. Ayrıca ekslibrisler, geleneğe saygının, yazılı metinlere ilgi ve sevginin sembolü olmuşlardır. Önceleri sadece kilisenin ve prenslerin ellerinde bulunan çok değerli el yazması kitaplar, matbaanın icadıyla alt düzeydeki soyluların, eğitim görmüş burjuva sınıfının da eline geçmeye başlamıştır. Böylece tek sayı olma durumunu kaybeden bu kitapların, hırsızlıktan ve değiştirmelerdeki kaybolmalardan korunması için özel bir mülkiyet işareti gerekliliği doğmuştur. Bu işaretler kitap sahibini simgeleyen çizimler olup, zamanla övünç kaynağı olmaya da başlamıştır. Ekslibrisin doğuşunu bu ilişki içinde görebiliriz. Büyük kitap koleksiyonlarına sahip ortaçağ manastırlarındaki kitaplarda da bu tür semboller kullanılmış, hatta ödünç verilen kitaplara özen gösterilmesi için ricalarda bulunulmuş, kaybolursa verilecek cezalar ve tehditler yazılmıştır. “Bu kütüphaneden kitap çalanın elindeki kitap yılana dönüşsün ve onu ısırsın. Felç olsun ve tüm organları parçalansın. Acıyla yalvarsın bağışlanmak için ve tamemen çözülene kadar ıstırap çeksin. Kitap kurtları içini kemirsin. Son ceza olarak da cehennemin alevlerinde yanıp sonsuza kadar yokolsun.” (San Pedro Manastırı Kütüphanesi, Barselona, 19. yüzyıl)

PM: Ekslibris denildiğinde insanların aklına sizin adınızın gelmesi size ne hissettiriyor?
HP: Şüphesiz güzel bir duygu. Ama bunu hakediyor muyum bilmiyorum. Aslında bu durum beraberinde büyük sorumluluk da getiriyor. Daha fazla birşeyler yapmak, daha fazla özveride bulunmak, daha fazla kişiyle paylaşmak, hata yapmamak gibi kaygılar taşımaya başlıyorsunuz. Bu da beraberinde stres getiriyor. Biliyorsunuz stres de verimliliğin ön koşulu. Artık kaçışım yok, yoruldum yeter demek yok. Nereye kadar götürebilirsem.

PM: Bize aldığınız ödüllerden ve katıldığınız sergilerden söz eder misiniz?
HP: Konumuz ekslibris olduğu için sanırım sadece bu alandan bahsetmek doğru olur. Ekslibris konusunda katıldığım ulusal ve Uluslararası ekslibris sergileri ile kişisel ekslibris sergilerimin sayısını hatırlayamıyorum. 1983’den bu yana çok sayıda ekslibris etkinliğinde yer aldım. Bu konuda ayrıntıları web sitemde bulmak mümkün. (
www.hasippektas.com) Ekslibriste çok fazla ödül de almadım. Sadece 1996 yılında 3. İtalya - Türkiye Ekslibris Bienali'nde birincilik ödülü aldığımı ifade edebilirim.

Ama bu alanda ülkemiz adına önemli başarılara imza atan arkadaşlarımızı da anmak isterim. 1996’da Italya’daki Ekslibris Bienali'nde İsmail İlhan ikincilik, 1997’de Italya’da yapılan “müzik” konulu yarışmada Sema Ilgaz Temel üçüncülük, 2000’de Barcelona'da yapılan Ekslibris in the 21th Century yarışmasında Erol Olcay mansiyon, 2001’de Erdal Aygenç, Arjantin Gral. José de San Martin -150 Uluslararası Ekslibris Yarışması'nda üçüncülük, 2002’de İstanbul Ekslibris Akademisi Dernegi “Nazım Hikmet” konulu Uluslararası Ekslibris Yarışması'nda Gülbin Koçak birincilik, Ali Doğan üçüncülük, 2002’de Yugoslavya'da yapılan Köprü konulu I. Balkan Ekslibris Trienali'nde İlknur Dedeoğlu, Belgrad Ekslibris Dernegi ödülü, Ali Doğan Joan Records Company özel ödülü, 1. Uluslararası Ekslibris Yarışması-Anakara 2003’de İlknur Dedeoğlu Çankaya Belediyesi Özel Ödülü, Müjde Ayan, Yunus Güneş mansiyon, 1. Uluslararası CGD Ekslibris Yarışması’nda Mine Saraç Doğan, Ozan Ayıtkan ödül, Müjde Ayan, Lütfiye Aydoğdu, Erdal Aygenç, İlknur Dedeoğlu, Ali Doğan, Elif Varol Ergen, Mansiyon, 2. Uluslararası CGD Ekslibris Yarışması’nda Nurdan Adıgüzel birincilik, Tezcan Bahar ikincilik, Atanur Sevim beşincilik ödüllerini, Erdal Aygenç, Işık Gülkaynak, Çağlar Okur, Özden Pektaş Turgut mansiyon alarak ülkemizin adını yurtdışında da duyurmuşlardır.



hspace=0hspace=0
Işıl Gülkaynak, CGD, (110x126), 2005                Kazeeva

hspace=0 hspace=0
Lieven Dekoninck, Belçika, CGD, (70x70), 2003        Hasip Pektaş, X5, (105x75), 1997

PM: Türkiye’de ekslibrise ilgili ne boyutta? Bu konuda Türkiye’yi diğer ülkelerle kıyaslarsanız nasıl bir sonuç çıkar?
HP: Ekslibrise ilgi giderek artıyor. Hem de ummadığım ölçüde. Buna karşın adını hiç duymamış yüzlerce kişi olduğunu da tahmin ediyorum. Pek çok kişi telaffuz etmekde zorlanıyor. Bu da çok doğal. Matbaanın bile yıllar sonra geldiği ülkemizde hele de kitap okuma oranının düşük olduğu bir ortamda kitapla bağdaşık olan bir sanat dalının yaygınlaşması elbette zaman alacaktır. Ekslibris konusunda diğer ülkelerle kıyaslamak gerekirse Avrupa ülkelerinin özellikle Rusya’nın düzeyine çıkmamız çok zor. Ekslibris kültürünün doğduğu Orta Avrupa’da çok iyi tanınan bir sanat, çok sayıda koleksiyoncusu, derneği ve müzeleri var. Çok sayıda yarışmalar düzenleniyor, sanatçıları ekslibris siparişleri alıyor, hatta geçimini sadece eklibris yaparak sağlayanlar var. Bu da gösteriyor ki talep var, ilgi var. Kendimize haksızlık yapmayalım, elbette bizde de güzel gelişmeler var. Uluslararası yarışmalara katılımımız artıyor. Ödüller alıyoruz. Örneğin geçen yıl yapılan ve 32 ülkeden, 280 sanatçının, 951 ekslibrisle katıldığı 2. CGD (Bilgisayar Tasarımı) Ekslibris yarışmasına Türkiye’den %47 katılım vardı. Yeni yaygınlaşmaya başlayan bu sanat dalında  Türkiye’nin 3 ödül, 4  mansiyon ve çok sayıda sergileme alması takdire değer bir sonuçtur. Tüm temennim son katılım tarihi 30 Ocak 2007 olan 2. Uluslararası Ekslibris Yarışması - Ankara 2007’ye katılım daha yüksek olsun.
 
PM: Türkiye’de, adına ekslibris yapılan ilk kişi kimdi?
HP: Ülkemizde adına ekslibris yapılan ilk kişinin kim olduğu konusunda net bir isim bilemiyorum. Fakat ekslibris konusundaki kitabımı yazma aşamasımda yaptığım araştırmada 1950 yıllarında Üsküdar Amerikan Koleji öğretmenlerinden Jessie Martin’in adına yapılmış İstanbul görüntüsünün yer aldığı bir ekslibrisi anmak mümkündür. Sanatçısı bilinmiyor ama konusu nedeniyle Türkiye’de yapıldığını düşünebiliriz. Daha sonraki yıllarda kesin tarini bilmemekle birlikte 1995 öncesi Enis Batur, Güven Turan, Ömer M. Koç, Gündağ Kayaoğlu gibi kitap tutkunlarının adına ekslibris yaptırdığını gördüm.

PM: Ekslibris tasarımı konusunda ün yapmış ülkeler ve sanatçılardan birkaç örnek verebilir misiniz?
HP: Günümüzde ekslibris yapanlara baktığımızda; gravürleriyle Bulgaristan’dan Julian Dimitrov Jordanov, Marin Gruev, Rusya’dan Vladimir Zuev, Yuri Borovitsky, Andrey Machanov, Ukrayna’dan Sergey Hrapov, Polonya’dan  Wojciech Luczak, Estonya’dan Lembit Löhmus, Çek Cumhuriyeti’nden Jiri Brazda, Karol Felix, Rea Simlikova, Slovak  Cumhuriyeti’nden Katarina Vavrova, Peter Augustovic, Japonya’dan Katsunori Hamanashi, Beyaz Rusya’dan Juri Jakovenko, yüksek baskılarıyla Fransa’dan Jean Marcel Bertrand, Belçika’dan Mark Severin, Gerard Gaudaen, Frank Ivo Van Damme, Rusya’dan Mikhail Verkholantsev, Arjantin’den Mauricio Schvarzman, Çek Cumhuriyeti’nden Miroslav Houra, serigrafi ve bilgisayar tasarımlarıyla Belçika’dan Martin R. Bayens, Japonya’dan Masao Ohba dikkat çekmektedir.

PM: Bir ülkede ekslibrisin yaygınlığı ve benimsenmesi, o ülkedeki insanların kitap okuma alışkanlığıyla doğru orantılı olabilir mi acaba?
HP: Şüphesiz doğru orantılı fakat çok geçmişe dayalı bir geleneğin, kültürün devam ettirildiği de bir gerçektir.

hspace=0
                                                                                                                                    

Kestens

PM: Kimin için yaptığınız ekslibris sizi en çok heyecanlandırdı? Ve kiminkini yapmayı isterdiniz?
HP: Hiçbirine haksızlık yapmak istemem. Hepsinden de keyf alarak çalıştım fakat dünyanın en önemli ekslibris koleksiyoncularından Luc Van Den Briele, Benoit Junod, Gernot Blum için yaptıklarım, Türkiye’den hiç yüz yüze görüşmeden telefonla sipariş aldığım bazı kişilere yaptıklarım ve hocalarıma yaptıklarım belki biraz farklı heyecan duyarak yaptıklarımdır. Bir yıldır söz verip de yoğunluğumdan hep ertelediğim ekslibrisleri öncelikle yapmayı isterdim.

PM: Bir sanatçının ekslibris tasarlaması için sahip olması gereken özellikler nelerdir? Sanatçı nasıl bir alt yapıya sahip olmalı?
HP: Şüphesiz diğer sanat dallarında olduğu gibi ciddi bir sanat eğitimi almasında yarar vardır. Estetik birikimi güçlü olmalıdır. Hayal gücünün zenginliği, kompozisyon oluşturmadaki deneyimi, yazı resim ilişkisini kurmadaki becerisi ve teknik yetkinliği ekslibrisde başarılı olmanın koşullarındandır. Sabır, disiplin, araştırma arzusu diğer vazgeçilmezlerdir.

PM: Bir tasarımın ekslibris olabilmesi için gereken en önemli özellikler nelerdir?
HP: Amaca uygun olması, öz ve biçim yönünden etkili, heyecan verici ve özgün olması, teknik olarak doğru çözümlenmiş olması, seçilen yazı karakteri ve büyüklüğünün resimle uyumlu olması gerekir. Geleceğe kalacak düzeyde olması gerekir.

PM: Ekslibrisin belli bir kişi için özel olarak tasarlanması sizi hiç zorluyor mu? Ekslibrisini yapacağınız kişiyi yansıtamamaktan ya da yanlış ifade etmekten korktuğunuz oluyor mu?
HP: Elbette tedirginlik duyduğum oluyor. Hatta bu konuda hata yaptığım bile oldu. İki yabancı koleksiyoncu, ilk yaptığım ekslibrisleri kendilerine yakın bulmadı. Bu da benim o kişiler için ikinci defa tasarlamamı gerektirdi. İlgilerini tam kavrayamamamdan kaynaklanan bu hatayı ikincilerde düzelttim. Hatta memnun olmalarını sağladım.

PM: Bir ekslibriste görsel öğelerin ve tipografinin yeri nedir? Denge nasıl olmalı sizce?
HP: Ekslibris, üzerinde taşıdığı resimsel ve tipografik öğeleriyle etkili ve önemli bir iletişim aracıdır. Ekslibriste kullanılan resim ve yazı sahibini simgeler. Yazı, iletişimin temel öğelerinden biridir. Resim, izleyene yaşattığı duygu yoğunluğu ile iz bırakırken; yazı, hem taşıdığı anlam, hem de sunuş biçimiyle etkili olmaktadır. Tipografi, yazının bir sistem içinde boyutlandırılması, düzenlenmesi, basılı hale getirilmesi sürecini kapsar. Doğru ve kolay iletişim tipografinin olanaklarına bağlıdır. Tipografide çok sayıda kural ve onları uygulamak için çeşitli yollar vardır. Yazıyı oluşturan karakterin seçimi, harflerin iç ve dış boşlukları, birbirlerine oranı, zemin ve değer ilişkileri algılamadaki önemli etkenlerdir. 

Ekslibris içinde yazıyı iki farklı konumda görmekteyiz. Ya resmin içinde resimle birlikte yer almakta, ya da sadece tipografik ve kaligrafik öğelerin bir görsel biçime dönüşmesiyle ekslibris meydana gelmektedir. Resmin içinde de olsa, yalnız başına da kullanılsa yazı ögesinin dengeli bir birliktelik göstermesi gerekmektedir. Görsel şölenin bir parçası olan bu sözcükler (Ekslibris ve adına ekslibris yapılan kişinin adı soyadı) resimden ayrı düşünülemez. Resmin içindeki yerinin, yönünün ve büyüklüğünün iyi belirlenmesi gerekir. Harflerin büyüklüklerinin çok faklı olması, sözcüklerin farklı karakterlerle yazılması bütünlüğü bozar. Kullanılan yazının yapısıyla ve rengiyle resmin önüne geçmesi ya da okunamayacak kadar küçük olması ekslibrisin etkisini zayıflatır. Ekslibris içindeki yazılar, resmin uygun yerine yerleştirilmezse denge bozulur. Yazı resim uyumsuzluğu ekslibrisin genel bütünlüğünü, kompozisyonunu olumsuz yönde etkiler. Yazının yanlış uygulanması, harflerin kapalı ve açık alanlarındaki dengenin kaybolması ekslibrisi daha karmaşık hale getirir. Bu nedenledir ki bold (kalın) karakterler, light (ince) karakterlere göre daha zor okunmaktadır. Yazıda okumayı kolaylaştıran en önemli etkenlerden birisi harflerin iç boşlukları ile harfler arası boşlukların dengeli olmasıdır. İçi kapanmış bir “a” ya da “ü” harfinin okunması zordur. Yazı ile resim mutlaka uyum içinde olması gerekir.

hspace=0
                                                                                             Hasip Pektaş, CGD, (55x100), 2002

PM: Tarih içinde ekslibrisler gerek görsel yönden, gerek teknik yönden ne tür değişimlere uğradı? Neler kazandı ve neler kaybetti?
HP: Araştırmacılar, ekslibrisin ilk ve en eski örneğinin M.Ö. 1400 yıllarında açık mavi renk bir fayans üzerine yapıldığını ve bunun da Mısır kralı III. Amenhophis'in kitaplığına ait olduğunu açıklıyorlar. Bu tür levhaların papirüs rulolarını korumak için kullanılan ağaç sandıklara takıldığı tahmin ediliyor. Avrupa'da 15. yüzyılın ortalarında elle yazılmış sınırlı sayıdaki kitapların sahipleri kitap kapaklarının içine kendi özelliklerine uygun armalar koymayı adet edinmişlerdir. Bu kitaplar, çalınmasından korkulduğu için kütüphanelerdeki masaların ayaklarına bile zincirlenmişlerdir. Gerçek anlamda ilk ekslibrisin 15. yüzyılın üçüncü çeyreğinde Güney Almanya'da kullanıldığı bilinmektedir. İlk ekslibrislerden bir diğeri ise, 1450 yıllarında Igler (kirpici) takma adıyla bilinen Alman papaz Johannes Knabenberg için yapılan ve çayırdaki çiçeği ısıran bir kirpinin resimlendiği ekslibristir. Ekslibrisin üst kısmında bir şerit içinde Hanns Igler öpsün sizi sözcükleri yer almaktadır. Buradaki amaç, kitabı ödünç alan kişiye, kitabı geri getirdiğinde öpücükle ödüllendirileceğini aksi takdirde kızgın oklu kirpinin mızraklarına hedef olacağını hatırlatmaktır. 16. yüzyıldan itibaren kitapların çoğalmasıyla yaygınlaşan ekslibrisler, ünlü sanatçılar tarafından da yapılmıştır. Albrecht Dürer'in 1525 yılına kadar zamanın ünlü devlet ve bilim adamları için yirmi bir sayfa ekslibris yaptığı bilinmektedir. Çeşitli eğilimlere ve sosyal çevreye göre de farklılıklar gösteren ekslibrisler, 17. yüzyıl Almanya'sında çok önemli kitaplıklara sahip manastırlar, kiliseler, papazlar, prensler ve zengin aileler için yapılmıştır. 17. yüzyıl ekslibrislerinde Barok dönemin etkisi görülmüştür. Dini ve erotik konularda resimler yapılmıştır. 18. yüzyıldan itibaren ise doğa ve iç mekan betimlemelerine yönelinmiş, bu mekanlar bazen fantastik öğeler, bazen kitabın bulunduğu kitaplıktan görüntüler şeklinde resimlenmiştir. 19. yüzyılda endüstri devrimiyle kitabın varlığı güçlenmiş, hızlı baskı teknolojisinin bulunmasıyla bilimsel, ekonomik gelişmenin, entellektüel değişmenin temelleri atılmıştır. Artık görülmemiş sayıda kitap üretilmeye başlanmıştır. Kitap basımının artmasıyla birlikte her kitaba ve kitap sahibine özgü tasarımlar yerine daha dar anlamda, basit mühürler, damgalar, ekslibris olarak kullanılmaya başlanmıştır. Fakat herşeye karşın, sosyal çevreye göre değişim gösteren farklı eğilimler, özgün çalışmalar hep görülmüştür. Günümüze gelindiğinde en önemli değişimin yaşamımıza hızla giren bilgisayarın ekslibris içinde kullanılmaya başlaması hatta sadece bu teknoloji kullanılarak yapılan yarışmalar yapılmasıdır. Fotograf (P8) ve bilgisayar tasarımı (CGD) ekslibrisler yaygınlaşmaya başlamıştır.

PM: Ekslibrisin zamanla bir mülkiyet işareti olmanın ötesinde, bir sanat dalı olarak kabul edilmeye başlamasını ve koleksiyoncuların ilgi odağı haline gelmesini neye bağlıyorsunuz?
HP: Ekslibris, mülkiyet işareti olmanın yanında önemli bir iletişim aracıdır. O küçücük boyutuyla sanatı, insanın elleri arasına; kitapların içine kadar getirmekte, dokunabilecek kadar yakınlaştırmaktadır. Sanatın büyüleyici sıcaklığını hissettirmektedir. Ekslibris bir sanat dalıdır, çünkü tamemen sanatsal kaygılarla yapılmakta ve elinde ekslibris bulunan kişiye estetik haz vermektedir. Ekslibris, ülkeler arası, sanatçılar arası ilişkileri artırmakta, sanatçı ve koleksiyoncu dayanışmasını pekiştirmekte, var olan gelişmelerden birbirlerini haberdar etmektedir. Ekslibrisin özünde paylaşım olduğundan ve paylaşıldıkça çoğaldığından, aynı zamanda değiş tokuşu çok kolay olduğundan koleksiyonculuğu oldukça yaygınlaşmıştır.

hspace=0 hspace=0
 Hasip Pektaş, P3+TM, (125x60), 1996       Hasip Pektaş, C5+P3, (110x55) 1999

PM: Kolleksiyoncular, genellikle ümlü sanatçıların ekslibrislerini özelliklede müzk ve erotik içerikliolanları tercih ediyorlarmış. Bunun nedeni sizce nedir?
HP: Ekslibris sanatında birikimli ve yetkin olan, özgün eserlere sahip sanatçılar koleksiyoncuların ilk tercihidir. Her ekslibris toplayıcısı koleksiyonunu sayı olarak artırmanın yanında nitelik olarak da geliştirmek ister. Aslında hepsinin de arzusu geleceğe doğru bir miras bırakmaktır. Koleksiyoncuların öncelikli tercihi de erotik ve müzik konulu ekslibrislerdir.

Tarih boyunca sanatçılar, birey ile evrenin, kadın ile erkeğin, ruh ile varlığın, ışık ile karanlığın, hayat ile ölümün kısaca hayatın temelini oluşturan zıtlıkların bir anlatım biçimi olarak erotik imajları kullanmışlardır. Bazı kültürler, doğum, büyüme, yaşlılık gibi doğal törenleri tutkuyla kutlarlar. Diğerleri ise bilinçaltı fantazi ve rüyaların sır dolu engelleri içine erotik sembollerle girerler. Erotizm, kadın ve erkekler arasında yaşanan sıkıntılı seksüel ilişkinin altını çizmede ve yanlış tevazu ile alay etmede kullanılmıştır. Bir yandan insan korkularının, sırlarının açığa çıkmasını sağlarken; diğer yandan sosyal ilişkilerin açık bir aynası olarak görülmüştür. Erotizm bazen çocuksu suçluluktan kurtulmaya yaramış, bazen toplumun sabit fikirlerini sınırlamaya yaramıştır. Bazı sanatçılar, insan davranışlarını göstermek için erotizmi kullanırlar. Gerçek erotizm, tutkuların davranış olarak en iyi yansımasıdır; hayalgücünü ve becerilerin ortaya konduğu güzel bir anlatım alanıdır ve izlenim sonrası etkisi uzun süre devam eden zengin bir duygu yoğunluğuna sahiptir. Her erotik resim bir meydan okumadır. Bugün pek çok sanat kolunda olduğu gibi ekslibris sanatı da konu ve çoğaltma tekniklerindeki çeşitliliği ile sayısız sanatçının kendini özgürce ifade edebilmesine fırsat vermektedir. Erotik kitap koleksiyoncuları güzel erotik illüstrasyonlara meraklıdırlar. Erotik bir kitaba ya da bu tür bir koleksiyona konulan erotik bir ekslibris ona biraz daha kişisellik katar.

Müzik, toplumun en fazla ilgi duyduğu, iç içe olduğu, bireysel olarak da toplu olarak da özgürce tükettiği bir sanat dalıdır. Pek çok kişi mutlaka bir enstrüman çalmakta veya çalmaya özenmektedir. Aileler bu sanata yönelmeleri için çocuklarını teşvik etmektedirler.  Bunlar da müzik konulu ekslibrislerin tercih edilmesindeki etkenlerdir.

PM: Sizin de erotik ekslibris çalışmalarınız var. Diğer ülkelerle kıyaslarsak Türkiye’de bu tarza yaklaşım nasıl?
HP: Ülkemizde erotik ekslibris çok yaygın sayılmaz. Bırakın erotik ekslibrisi “resim günahtır, can veremezseniz taş olursunuz” denildiği bir geçmişimiz var. Yasak olması nedeniyle resim yapamayıp kaligrafik yazıyla resim dilinin yaratıldığını biliyoruz. Bırakın geçmişi yakın tarihimize baktığımızda erotik olduğu için bir sanat bienalinden eser kaldırtan devlet adamına, erotik olduğu için heykele tüküren yerel yöneticiye sahip bir ülkeyiz. Daha geçen hafta genç bir sanat öğrencisinin resim sergisinden nü resimlerin kaldırıldığı, çıplak modelden çalışma yapılan atölyelere saldırıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Bu koşullarda erotik ekslibris yapan veya ona ilgi duyan koleksiyoncu sayısının az olması doğaldır. Şüphesiz bizler bu tabuların yıkılması, özgür sanatsal anlatımların engellenmemesi adına çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Yıllardır müzelerindeki özgün sanat eserleriyle toplumu bilinçlendiren, sanatı sevdiren, ön yargılardan ve boş inançlardan uzak yeni nesiller yetiştiren batı ülkeleri gibi bizler de sabırla çaba gösterir, yılmadan doğru şeyler yaparsak çağdaş medeniyetler seviyesine yükselme şansımız artacaktır. Yaşadığımız dünyanın dışında bir ülke değiliz. Dünyada erotik sanat varsa (ki tarihe baktığınızda pek çok dönemde rastlanabilir) bizde de var olacaktır.
Erotik ekslibris konusunda kendimize fazla da haksızlık yapmak istememem çünkü 2004 ve 2005’de yapılan iki ayrı Uluslararası CGD (Bilgisayar Tasarımı) Ekslibris yarışmalarında erotik daldaki ödülleri ülkemizden Ozan Ayıtkan ve Atanur Sevim almışlardır. Bunlar bir yönüyle kabuğumuzu kırmaya çalıştığımızın göstergeleridir. Amaç daha çok başarı kazanmaktır.

hspace=0 hspace=0
Hasip Pektaş, CGD, (110x60), 2004       Hasip Pektaş, CGD, (110x60), 2004

PM: Ekslibrislerin, yapıştırılacakları kitabın konusuna göre isim değiştirmesi, örneğin müzik kitapları için “Exmusicis” ya da şiir kitapları için “Expoetics” gibi isimlerin kullanılması hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce bu, bütünlüğü bozup karmaşa yaratıyor mu?
HP: Bu uygulamanın karmaşa yarattığını düşünmüyorum. Ekslibris, boyutuyla, taşıdığı tipografik ögesiyle öylesine tanınan  bir çalışma ki üzerinde taşıdığı “Ex musicis”, “Ex poetics” veya “Ex eroticis” sözcükleri olumsuzluk yaratmaz sadece o ekslibrisin diğerlerinden ayrışmasını, öne çıkmasını sağlar. Konuyla ilgili bir kitaba yapıştırılması anlamında yönlendirici olur. Bu türlerin yanında son zamanlarda bir de “Ex webis” türü yaygınlaşmaya başladı.

PM: Ekslibrislerin genellikle yaşayan kişiler için yapılmasının nedeni nedir?
HP: Ekslibrislerin öncelikli işlevi kitap sahibini betimlemesidir. Bir tür mülkiyet işaretidir. Bu işlevini de yaşayan biri için ya da kurum için yerine getirebilir. Ölmüş bir kişinin ekslibris kullanma şansı yoktur. Belki de bu bilinç yeteri kadar oluşmadığı için geçtiğimiz yıllarda hayatta olmayan ünlü bir şairimiz adına ekslibris yarışması düzenlendi ve adına ekslibris yapılması istendi. Bu da bizi batılı ülkeler önünde biraz zor duruma düşürdü. Elbette ölmüş birinin anısına ekslibris yapılabilir. Hatta ekslibrisin bir kenarına onun adı soyadı, doğum ve ölüm yılı yazılabilir. Ama onu kullanacak kişinin adının olması bir zorunluluktur. Dünyada yaygın kullanım bu şekildedir.

PM: Ekslibriste hangi teknikleri ağırlıklı olarak kullanıyorsunuz?
HP: Ekslibrisi çoğaltmak için farklı teknikler kullandım. Başlangıçta serigrafi (S), gravür (C3+C5), ağaç baskı (X2), linolyum baskı (X3) klişe baskı (P1) teknikleriyle çoğaltma yaptım. Bu tekniklerin olanaklarıyla kendimce anlatım dilleri oluşturmaya çalıştım. Bazan bu tekniklerin fırsat verdiği rastlantısal sonuçlar da elde ettim. Bunlar geleneksel anlamda zaman alan, zor tekniklerdir. Ama teknik ve malzeme bir anlatım aracıdır. Asıl olan ortaya çıkarılan estetik değer taşıyan, taşıması gereken ekslibristir. Son dönemlerde biraz da çalışma koşullarının zorlamasından ve özellikle olanaklarının zenginliğinden kaynaklanan fotograf (P8) ve bilgisayar tasarımı (CGD+CRD) ekslibrise bir yönelmem vardır. Belki de photoshop magazin okuyucularının ağırlıklı yönelecekleri teknikler de bunlardır. Yalnız dünyada özellikle koleksiyoncuların geleneksel baskı teknikleri ile çoğaltılmış ekslibrisleri öncelikle tercih ettikleri bir gerçektir. Çok benimsemesem de bu gerçeği görmemezlikten gelemeyiz.

PM: Dijital tekniklerin gelişmesi ekslibris sanatını nasıl etkiledi sizce? Artıları ve eksileri neler oldu?
HP: Tasarlayan açısından bakıldığında ekslibrise olan ilgi biraz daha arttı. Daha fazla özgün ekslibris görme olanağı doğdu. Fakat bir tehlikeyi de beraberinde getirmektedir. Kolayca sonuca ulaşma kaygısıyla, özensiz, estetikten uzak, teknik sorunları fazla olan ekslibrisler de görülmeye başlandı. Buna image banklardan, stock fotograflardan bire bir alınan görüntülerle oluşturulan ekslibrisler de eklendi ki bu zamanla ilginin azalmasına ya da yanlış değerlendirmelere neden olacak davranışlardır.

PM: Kitapların boyutları değişebildiğine göre, ekslibrislerin her kitaba uyacak belli bir standart ölçüsü mü var? Bu neye göre ayarlanıyor?
HP: Ekslibrisler genellikle kitapların boyutuna bağlı kalınarak hazırlanıp, değişik baskı teknikleriyle çoğaltılırlar. Büyük kitaplar için büyük, küçük kitaplar için küçük ekslibris yapılabilir. 1 cm boyunda ekslibris vardır. Genellikle yarışma şartnamelerinde en büyük ekslibris boyutunun 13 x 13 cm., en büyük baskı kağıdı boyutunun 20 x 22 cm. olması gerektiği vurgulanmakla birlikte, koleksiyoncuların kullanışlı buldukları ekslibris boyutu: 5 x 7,5 cm. ve civarında olanlardır. Çok büyük ve çok küçük ekslibrislere fazla ilgi duyulmamaktadır. Günümüzdeki modern kitaplar için en kullanışlı ekslibris boyutu uzunluğu 8-10 cm, genişliği ise 6-7 cm olanlardır. Çalışmaya dış hatlarıyla bir sınırlama getirilmez; kare, dikdörtgen, daire, elips ya da tamamen serbest olabilir.

hspace=0hspace=0
              Tekbaş                            Erdal Aygenç, CGD, (75x100), 2003

PM: Web siteleri için tasarlanan Ex webis hakkında ne düşünüyorsunuz?
HP: Her yeni olan şeye biraz kuşkuyla yaklaşılır. Başlangıçta “Ex webis”e de kaygıyla bakıldı. Böyle bir ekslibris olur mu diyenler oldu. Fakat insanların anlatım biçimlerine sınırlama getirmek mümkün değildir. Eğer işlevselse, eğer estetik bir değer taşıyorsa o çalışma er ya da geç amacına ulaşacaktır.

www.geocities.com/exwebis isimli web sitesindeki örneklerde de görüldüğü gibi web siteleri için tasarlanan ve “...nın web sitesi” anlamına gelen “Ex webis”ler giderek artmaktadır. Yalnız nitelikleri konusunda kaygılarım olduğunu paylaşmak isterim.

PM: Bize biraz da kurmuş olduğunuz Ankara Ekslibris Derneği’nden ve dernek bünyesinde yaptığınız çalışmalardan söz eder misiniz?
HP: Özgün Ekslibris çalışmalarını değerlendirmek, yaratıcılarını teşvik etmek. Ekslibris sanatçılarını, tasarımcılarını, kolleksiyoncularını ve kullanıcılarını bir araya getirmek. Sanata ilgiyi artırmak. Ekslibris sanatının yaygınlaşmasını sağlamak. Türkiye'nin Ekslibris sanatında geldiği noktayı uluslararası platforma taşımak. Ekslibris yoluyla ülkemizi, kültür ve sanatımızı yurt dışında tanıtmak. Dünya ülkeleri arasında bir kültür köprüsü yaratmak. Ankara'da kurulması planlanan ilk Ekslibris Müzesi'nin oluşumuna katkıda bulunmak amacıyla 19 Ağustos 1997’de Ankara Ekslibris Derneğini kurduk. Bugüne kadar ekslibris adına çok sayıda sergiler yaptık, konferaslar verdik, workshoplar gerçekleştirdik. Yurtdışından ekslibris sanatçıları çağırıp onlarla işbirliği içinde etkinlikler yaptık, sergilerini açtık. 2003 yılında çok başarılı Uluslararası bir yarışma organize ettik. 44 ülkeden 1171 sanatçının 4247 ekslibris çalışması içinden en başarılı 747 adetini sergiledik. Bu sergiyi özellikle sanat eğitimi verilen kurumların olduğu 11 ilimize götürdük. Adeta gezici bir okul görevini yerine getirdik. Kısa zamanda çok yol aldık. Gururluyuz çok sayıda sanatçımız, tasarımcımız Uluslararası yarışmalarda ödüller aldı, sergilere katıldı, ülkemizin sesi oldu. Artık Uluslararası organizasyonlarda, jürilerde yer almaya başladık. Ekslibris siparişleri veriliyor. Bunlar, bu alanda kabul gördüğümüzün göstergeleridir. Amaçlarımız doğrultusunda hiçbir beklentimiz olmadan, özveriyle bu sanatın yaygınlaşması, tanınması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Elbette bunu, şu an 147 olan ve giderek artacağına inandığımız üyelerimizle birlikte gerçekleştireceğiz. Tüm bunları üye olmasa da bu sanata gönül vermiş kişi ve kurumların desteğiyle sürdüreceğiz.

PM: Derneğiniz tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Ekslibris Yarışmasından söz edelim biraz da. Buradan da ilgilenen tasarımcılara bir kez daha duyurmuş olalım.

Hacettepe Üniversitesi ile birlikte düzenlediğimiz  2. Uluslararası Ekslibris Yarışması-Ankara 2007 için tüm ayrıntıları
www.aed.org.tr web sitesinde bulmak mümkündür. Fakat temel bilgileri vermenin photoshop magazin dergisi okuyucularının şimdiden hazırlanmasına katkı sağlayacağına inanıyorum.
Yarışmada konu sınırlaması yoktur. Katılımcılar, 2004-2007 yıllarında yaptıkları en fazla 5 çeşit çalışma ile katılabilirler. Her baskıdan mutlaka 3’er kopya göndereceklerdir. Baskı tekniklerinde sınırlama yoktur. Fakat ekslibrisler mutlaka çoğaltılmış olmalıdır. Fotokopi, çizim ve taslaklar kabul edilmeyecektir. Ekslibrislerde “Ex-libris”, (“Exlibris”, “Ekslibris”, “Bookplate”) ya da bu anlama gelen  (...nın kütüphanesinden gibi) bir sözcük ile birlikte adına Ekslibris yapılan “yaşayan kişi” veya “kuruluş” ismine yer verilmelidir. Katılımcılar, ekslibrislerini imzalamalıdır. Ekslibrislerin arkasına okunaklı olarak sanatçının adı, tekniğinin kodu, yapım yılı, boyut ve sahibinin adı yazılması zorunludur. Baskı alanı 130 X 130 mm.’den, baskı yapılan kağıt ise 210 X 150 mm.’den büyük olmamalıdır. Ekslibrisler paspartulanmamalı, bir kartona, renkli bir kağıda yapıştırılmamalıdır. Son katılım tarihi: 30 Ocak 2007’dir. Gönderilecek adres: Uğur Mumcu Mah. 2. Cad. 117. Sok. No:18 Batıkent 06370 Ankara’dır. Birinci olanın 1500 USD alacağı 13 ödül verilecektir. Sponsor arayışlarımız sürüyor, ödül sayısı artabilir. Ödül alan ve sergilenmeye değer bulunan ekslibrisler, Eylül 2007’den itibaren Ankara, İstanbul, Samsun, Van, İzmir, Eskişehir, Adana, Antalya, Konya, Erzurum, Malatya ve Yunanistan’da sergilenecektir.

hspace=0hspace=0
Hasip Pektaş, C3+X5, (85+95), 1995        Hasip Pektaş, CGD, (65x85), 2001

PM: Kapıda, 23-27 Ağustos 2006'da İsviçre Nyon'da yapılacak XXXI. Uluslararası FISAE Kongresi bekliyor. 2010 yılında yapılacak XXXIII. FISAE kongresinin Ankara'da yapılması için adaymışız. Bize biraz bu durumdan, FISAE kongrelerinden ve Türkiye’nin bu kongrelerdeki yerinden ve başarısından söz eder misiniz?
HP: 2004 yılında Avusturya Wells’de yapılan XXX. Uluslararası FISAE Kongresi’nde 2008’deki kongre için aday olmuştuk. Tek başıma bu kongreye katılmıştım. Oldukça çaba gösterdim, fakat 3 defa başvurusu ertelenen Çin’i artık erteleyemeyeceklerini ifade ettiler ve 2008 Çin’de gerçekleşecek. O kongreye 20’in üzerinde Çinli sanatçısının katılması da şüphesiz etken olmuştu. Pek çok ülkenin sempatisini kazanmakla, 2010 için bazılarından söz almakla birlikte İsviçre’nin Nyon kentinde yapılacak XXXI. FISAE Kongresi için ciddi bir hazırlık yapıyoruz. Hem ülkemizin tanıtımını yapacak, hem Ankara’da olacak Kongrenin programını en ayrıntılı şekilde sunacağız. Katılımcı sayımızın fazla olmasını çok istemekle birlikte bu defa üç yönetim kurulu üyesi katılabileceğiz. 2010’daki kongreyi alacağımız konusunda umutluyum. 2. Uluslararası CGD Ekslibris yarısmasındaki başarımız ve o serginin Nyon açılması bizim için bir avantaj da getirecektir.

PM: Bundan sonraki hedefleriniz nelerdir?
HP: Hedefler bitmez. 1983 yılında ekslibrisi ilk duyduğumda böyle bir sanatın bizleri bu noktaya getireceğini hayal bile etmemiştim. Şimdi hayallerim çok fazla. İlki üç yıl önce sözünü aldığımız hala umutla beklediğimiz Hacettepe Ekslibris Müzesi’nin kurulması. Bu konuda çalışmalarımız sürmekte. Ve elbette bu sanatın yaygınlaşması için etkinliklere devam etmek, Uluslararası düzeyde daha çok başarıya imza atmak, atılmasına katkıda bulunmak en büyük hedeflerimizdir.

PM: Ekslibris tasarımı konusunda kendini geliştirmek isteyen okurlarımız ve gençlerimiz için neler önerirsiniz?
HP: İnsanın yaptığı işi sevmesi başarılı olmasının ön koşuludur. Ekslibrisi seven, geçici bir heves olarak görmeyip, sabırla, istekle çalışanın yapamayacağı, elde edemeyeceği başarı yoktur. Her alanda olduğu gibi bu alanda da belli bir olgunluğa ulaşmak zaman alacaktır. Bu süreçte çok üretmek, çabuk beğenmemek, yeniden, yeniden denemek, gelişmeyi artırır. Özellikle yapılmış iyi örnekleri incelemek, öz ve biçim yönünden onları iyi analiz etmek önemli katkılar sağlayacaktır. Yapılan ekslibriste temel kaygı özgünlük olmalıdır. Doğru, dengeli bir kompozisyon ve yazı resim ilişkisinde uyum çok önemlidir. Bu anlamda yıllardır yaptığım bir şey var. Deneyimlerimi paylaşmak. Göndermeleri halinde yeni başlayanların taslaklarına eleştiri verebilirim.
hpektas@hacettepe.edu.tr

PM: Son olarak Photoshop Magazin okurlarına ve tasarımcılara mesajınız var mı?
HP: Böyle güzel bir dergi sayesinde gelişmeleri takip ettikleri için şanslılar, onları da sizleri de kutluyorum. Bir tasarımcı olarak da çok şanslılar, pek çok kişinin kendilerine imrenerek baktıklarına eminim onlar da tanıktırlar. Tüm Photoshop Magazin okurlarına iyi başarılar diliyorum. Aman ekslibrissiz kalmasınlar. Bu alana yönelmeleri onlara yeni ufuklar açacak, özgür bir anlatım fırsatı verecek, belki de iyi bir koleksiyon sahibi olmalarına zemin hazırlayacak. Ekslibrisi paylaşma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.

 

May 2006

 


Röportaj