Photoshop Magazin
 


Nilüfer Durna

01 April 2006 | Sayı: Apr 2006
 
1 2 3 4 5
 

hspace=0

Nilüfer Durna, kendi tabiriyle “bu benim kaderim ben  bu bölümü okumalıyım.” diyerek Uludağ üniversitesi Grafik bölümüne girip, hırsla çalışıp mezun olmuş, aktif, çalışkan bir tasarımcı... Nilüfer pek öyle geleceğe yönelik kariyer planları kuran insanlardan değil; “Çünkü yarın nerde olacağımı ve ne yapacağımı kimse bilmiyor, çünkü bende bilemiyorum ve bunu seviyorum…” diyerek hayata bakışını özetliyor.


hspace=02003’te bir tasarım şirketinde işe başlayan Nilüfer, okulda bir kez açıp “ııyyy” diyerek kapattığı 3ds Max’le (kaderin bir oyunumu bilinmez…) bir kez daha, bu sefer de çalıştığı ajansta karşılaşır… Bu kez düello kanlı geçer. 3ds Max’in komplike atakları, Nilüfer’in hırs duvarına, Nilüfer'in çabaları 3DS’nin vertex’lerine çarpar durur. Gündüzler ve geceler boyu süren bu sessiz çarpışmanın kazananı yoktur belki...Ama bu süreç Nilüfer’e çok şey kazandırmıştır. Artık tasarladığı stand’ların önünde gururla dolaşmaya başlar.

“Bir şey çiziyorsun ve o karşında duruyor bundan daha tarifsiz bir duygu olabilir mi ?” diyerek duygularını tarif eden Nilüfer, çalışmalarıyla Tech TV’ye de konuk olmuş. Ayrıca newstyleMAG’e editörlük yapmış ve de Tokat Aktüel gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdüreliği yapmış. Şu an da bir reklam ajansında 2D, 3D, 4D, Allah ne verdiyse tuttuğu gibi mindere çalan Nilüfer (eee, zamanında vermiş mücadelesini, yapmış düellosunu, çıkmış alnının akıylan…) kendi tabiriyle “Sorunlu İşler CG girl’ü” olarak çalışıyor.

Nilüfer çalışmaya başlamadan bir çiftçinin traktörünü, bir ahçının kepçesini hazırladığı gibi özenle hazırlıyor kalemini, silgisini, internetini… Düzenliyse bir şöyle elinin tersiyle dağıtıyor masasını… Açıyor 3 DS Max’ini, Photoshop’unu… Açıyor Enigma – Page of Cups’unun sesini de sonuna kadar ve ohh başlıyor bir güzel keyifle çalışmaya… “Geceler özgür gelir bana, dünya senindir, uyumak: o bir tek hastayken, her zaman bir fikrim vardır, kalıplarım yok benim, yukarıda saydığım şeyler benim için yeterli, her yerde çalışabilirim ve her saatte, yeter ki bir fikrim olsun !” diyerek kendini işine gücüne  veriyor.
                                        
hspace=0

hspace=0hspace=0

İtiraf etmeliyim ki “Photoshop”un bu kadar değerli olduğunu sonradan keşfedenlerdenim... Bir 3D tasarımcı için, kullandığım 3D programından sonra gelen en değerli şey…

hspace=0Kendisini 3D tasarımcısı olarak gören Nilüfer, en son Üsküdar açıklarında boğazı modellemeye çalışırken görülmüş; “Biz her şeyi modelleriz. Ben fazla açgözlüyüm sanırım 2D’ye de el attım. 3D ile 2D ayrılamaz zaten, kaplama hazırlarken kullanıyorsun, fotoğraf çekip “map” diye kullanıyorsun, çalışma sistematiği tamamen o anki fikirle ilgili.” diyerek çalışma sistematiği hakkında bize ip uçları
veriyor. Nilüfer, eskiz dışında hemen tüm çalışma sürecini dijital ortamda hallediyor. Olimpus marka dijital makinesiyle fotoğraflarda çeken Nilüfer kendi kendisine doğum günü hediyesi olarak bir de Nikon D70S alacakmış. (Özellikle ismini veriyor ki –eyyy eş dost, bakın geliyor doğum günü… Siz bilirsiniz zaten alacağınız şeyi diyor...) Nilüfer çektiği fotoğrafların konusunda da seçici; “Gizemli ve karanlık olan her şeyi severim. Bir çocukta da bunu görebilirsin, bir manzarada da. Uzun pozlama, macro seviyorum.”

Nilüfer, Photoshop’la, 2000 yılında 5.0 versiyonuyla, yağmurlu bir ilkbahar akşamında tanışmış… Bu arada uzun işkencelerin ardından itiraf ettirmeyi başardığımız Nilüfer, ( -evet, kulaklarınıza inanamayacaksınız) Photoshop’un değerini sonradan keşfetmiş... “İtiraf etmeliyim ki “Photoshop”un bu kadar değerli olduğunu sonradan keşfedenlerdenim... Bir 3D tasarımcı için, kullandığım 3D programından sonra gelen en değerli şey... Eskiden her şeyi 3D yapmaya çalışıyordum, uzun beklenen sahneler ah aah… 2D hayatımda önemli bir yer tutuyor bu günlerde, şu anki işim nedeniyle bir kursa yazıldım, “Illustrator” öğreneceğim, şu an için sadece ikisi... Biraz da 2D bir şeyler yapalım değil mi ?” Bu aralar yeni yeni Illustrator’ü de öğrenmekte olan Nilüfer, Photoshop’ta örneğin Merge layers, Mask gibi özellikleri beğenerek kullanıyor ve “Clone Stamp Tool özelliğini tek geçerim” diyerek herkese tavsiye ediyor.
“Eğer bir 3D tasarımcısı olmasaydınız ne olmak isterdiniz ?” şeklinde sorulan bir soruya da “hiç düşünmeden cevap verebilirim: kesinlikle fotoğrafçı olurdum.” Şeklinde hiç düşünmeden, otomatik bir cevap veriyor. Nilüfer’e göre, Photoshop bir de kendisi için “render birleştirmelerini otomatik yapabilse” tam olacak o zaman... Nilüfer, bir tasarımcı olarak Dusso, H.R. Giger gibi isimleri kendisine örnek aldığını belirtiyor; “Bende karanlık bir sanatçı olacağım…”

Dergimizde söyleşileri takip etmeyi ihmal etmeyen Nilüfer bu bölümleri oldukça önemli buluyor ve tüm Photoshop okurlarına selam söylüyor; “Aşk bir hayal ve sonsuz, ben işime aşığım, belki yanlış, belki karmaşık, bir şeylere aşık olup bir fikre sahip olun, gerisi kimin umurunda… Havalar soğuk , hasta olmak için debelenmemek yerine hadi şu kar’ın bitmeden keyfini yaşayalım,“

hspace=0

 

April 2006

 


Yarının Ustaları