Photoshop Magazin
 


Fotoğrafın Bilgisayarla Flörtü

01 April 2006 | Sayı: Apr 2006
 
1 2 3 4 5
 

hspace=0

Fotoğrafın sanat ile zanaat sınırları öyle bulanıklaşmıştır ki, bilgisayarlar yardımıyla neredeyse hiç kötü fotoğrafın çekilmediği bir döneme giriyoruz.

Modern çağın fotoğrafın keşfiyle başladığı ne kadar gerçekse, postmodern çağın da fotoğrafla son bulacağı varsayımı o oranda mümkün görünüyor. Fotoğraf günümüzde tüm sanatları biçimsel bağlamda ele geçirerek, heykelden resme,
karikatürden baskı resmine, performanslardan happeninglere değin her alanda sanat yapıtlarının bir parçası haline
gelmiştir. Bu da aklımıza şu sorunun takılmasına yol açıyor. Acaba sanatçı yüz yıl boyunca soyutlamalarla ortaya koyduğu
gerçeklikten kaçışa fotoğrafla geri mi dönüyor? Yoksa nesnel olanın doğrudan yansıtılması yeniden önem kazanmaya mı başlıyor? Aslında fotoğrafın resim sanatının kulvarını değiştirdiğini biliyorduk. Fakat bu değişimin günümüzde sadece resimle sınırlı kalmadığını da görüyoruz. Fotoğraf; tiyatroya, showlara ve sahne sanatlarına da etkin şekilde müdahale ederek, tüm sanatlar üzerinde yeni bir egemenlik anlayışının varlığını ortaya koyuyor.

Başdöndürücü biçimde gelişenin fotoğraf mı yoksa bilgisayar mı olduğu sorusu aynı zamanda iç içe geçmiş farklı bir durumu
dikkatlerimize sunuyor. Gelişen bilgisayar programları, fotoğraf görüntülerini iletişim ve biçim özelliklerine kavuştururken,
fotoğraf geleneksel tekniklerini terk ederek kullanımı ve işlevleriyle teknolojiyi kutsayan bir role soyunmuştur. Fotoğrafın sanat ile zanaat sınırları öyle bulanıklaşmıştır ki, bilgisayarlar yardımıyla neredeyse hiç kötü fotoğrafın çekilmediği bir döneme giriyoruz. Kameralar, hareketli ve durağan görüntüleri aynı anda, aynı gerçeklikle ve olanca doğallığıyla kaydederken, görüntü üretimini yetkin gözlerden devralarak herkesin başarabileceği bir sosyal alan haline getirmiştir. Teknoloji, sanatçı ile zanaatçı arasındaki yetenek farklarını asgariye indirgeyerek, fotoğrafı sanat alanından zanaat alanına taşımaktadır. Öte yandan dünyanın en büyük fotoğraf ajansları ve görüntü bankalarının büyük tekeller tarafından satın alınması sonucu, fotoğraf tarihinin devasa birikimi, yüksek bir alım değerine kavuşturularak belli ellerde toplanmaya başlamıştır. Tekeller bir taraftan görüntü üretimini sıradanlaştıracak adımlar atarken, öte yandan müzayedelerde
fotoğraf satışlarını yüksek alım noktasına çıkarmanın gayreti içine girmişlerdir. Durum böyle olunca, gelişen bilgisayarların
fotoğrafın geleceğini nasıl etkileyeceği sorusu daha fazla kafa karıştıracağa benziyor. O zaman da fotoğrafı yaygınlaştırmada tekellerin neden bu kadar çok hevesli göründükleri dikkatlerimizden kaçmıyor. Görünen odur ki fotoğraf, hem tüketim materyali olarak, hem de evrensel gözaltını oluşturmada bir araç olarak etkin ve iştah kabartan bir alan haline gelmektedir. Kuşkusuz görüntülerin sosyal olduğu oranda psikolojik boyutları da mevcuttur. Fotoğrafı yaygınlaştıran nedenlerin başında bu psikolojik eylemliliğin ve yaratıcılık dürtüsünün etkin şekilde rol aldığı açık.

hspace=0

Her ne kadar yaratıcılık içgüdüsü fotoğraf kayıt araçları tarafından kışkırtılsa da, temel olarak geleceğin fotoğrafçısının yaratıcı gözlerden ziyade bilgisayar kullananlar arasından çıkacağını varsaymak herhalde yanlış bir saptama olmayacaktır.


Hayatı anlamlı kılan an’ların değerine ve bunların görsel kaydına duyulan gereksinme konusunda, her bireyin fotoğrafçı kadar istekli olduğu anlaşılır bir şey. Bu da fotoğrafın çekilmesini tetikleyen nedenlerin en başında geliyor. Dijital makinaların hayatımıza karışması, ardından hayatımızın dijitalleşme tehlikesine kapı aralayacaktır. Gerçeğin sanallaşması, sanal ile gerçek olanın birbirine karışmasını kaçınılmaz kılıyor. Dijital yaygınlaşma, gerçek ile sanal arasında sıkışan insanın inandırıcılık duygularının silikleştirmeye, onu sadece alımlayan bir birey konumuna getirmeye başlamıştır. Digital kameralar ve yardımcı araçlar, sanıldığı gibi sadece görüntülerin çekilmesine yaramıyorlar, aynı zamanda yazı, resim, illüstrasyon ve kurgulanmış imajları da yedeğine alarak bir enformasyon
illüzyonu yaratıyorlar. Uygarlığın yazılı ve görsel tüm verilerinin sanal dünyaya taşınması, işlevlerinin kat be kat etkili kılınması sonucunu doğuruyor. Yazı fotoğrafları, fotoğraf nesnelliği tartışılır kurguları, kurgular da kesinleştirilmiş imajları inandırıcılığımızla devşiriyor.

Günümüzde bilgisayarlar, bilgiyi evrenselleştirmede olağanüstü yeteneklerle donatılmıştır. Bunu da, fotoğrafı bu sürecin odağına oturtmakla başarmıştır. Bilgi ve görüntü akışı sınırsız şekilde çoğalırken, sömürü çarkları da aynı oranda dönmeye başlamıştır. Sanal dünyada varolmak için başvurulan araç ve gereçlerin maddi tutarını birey ölçeğinde göz önüne aldığımızda, sömürünün sosyalleşen görüntüler ile  bilgiyi tüketiciye ne denli pahalıya ulaştırdığı açıkça görülecektir. Bilgisayarların hayatımızı büyük oranda kolaylaştırdığı
bir gerçek. Fotoğrafın, hızlı ve kolay yoldan elde edilmesi  de anlaşılır bir durum. Fakat, yüceltilen teknolojinin derin içsel boşluklar yarattığını da gözden uzak tutmamak gerekir. Sanal dünyanın gerçeğin yerini alması; Savaştan barışa, örgütlenmeden emek-sermaye ilişkilerine, küçük mutluluklardan, insanların büyük hedeflerine kadar her alanda bireylerin yaşamsal etkinliği üzerinde bir egemenlik kurduğunu gözden uzak tutmamalıyız. Aslında sanal dünyanın yücelttiği şeyler, postmodernitenin hedefleri ile örtüşüyor. Sanal dünya, her şeyi tüketim materyali haline getiren bir ortamdır. Bu dünyaya taşınmış hiçbir şeyin özel atmosferi ve duygusal
çekiciliği bulunmaz. Bilgisayarların yarattığı dünyanın gerçek dünyaya ait duygusal ve nesnel temelleri yok ettiği bir sır değildir. Öte yandan, gerçeğin yerini fotoğrafların devraldığı bir ortamda, fotoğrafın tüm zamanların en etkin gücü haline gelmesini, bir bakıma fotoğrafın kendi çıkmazı olarak görebiliriz. Çünkü 150 yıl boyunca fotoğrafların yücelttiği doğrudan insanın kendisidir. Ancak, onları kendi gerçeğinden koparmada başrole soyunması ve egemenlik alanı genişledikçe bireylerin ve mahremiyetlerinin didiklenmesine zemin hazırlaması, fotoğrafın evrensel bir gözlem yolu olarak hak ettiği seviyenin üstüne çıkacağına işaret etmektedir.

Bilgisayar programları sayesinde fotoğraf seçiciliği, görüntü sıradanlığı ile yer değiştirmiştir. Öyle ki, fotoğraf artık en az fotoğrafçılar tarafından çekilmeye başlanmıştır. Her ne kadar yaratıcılık içgüdüsü fotoğraf kayıt araçları tarafından kışkırtılsa da, temel olarak geleceğin fotoğrafçısının yaratıcı gözlerden ziyade bilgisayar kullananlar arasından çıkacağını varsaymak herhalde yanlış bir saptama olmayacaktır. Çünkü program ağırlıklı bir fotoğraf görüşü yaratıcılığa seslenmez. Aksine, yaratıcılığın yönlendirdiği bilgisayar  programları ancak fotoğrafın sınırlarını genişletebilir. Açıktır ki, bilgisayar olanaklarına körü körüne bağlı fotoğraf, fotoğraftan çok
bilgisayar oyunlarının görsel sureti olmaktan öteye gidemeyecektir. Çünkü bilgisayar kullanıcılarının yaptığı şey, fotoğrafın gerçekliğine çarçabuk müdahale etmektir. Önlenemez bu dürtü, herkesi fotoğrafçı yapmanın yanı sıra grafiker, illüstratör ve  tasarımcı da yapıyor. Fotoğrafın bilgisayarla yaptığı flört, yakın bir gelecekte bilgisayar ortamına taşınan tüm fotoğrafları mevcut durumundan ayrıştırarak, renkli bir görselliğin göz boyayıcı dokümanlarına dönüştürecektir. Çünkü fotoğrafların gerçekliğine ilişkin geleneksel inancın artık köhnemiş ve etkinliliğini yitirmiş olduğuna inanların sayısında büyük artış görülmektedir. Günümüzde fotoğraf ile yeni görüntüler arasındaki belirsiz sınırlar daha da belirginleşmekte, artık çekilen her görüntünün fotoğraf olarak görülmemesi
gereği ortaya çıkmaktadır. Çünkü çeşitlenen kayıt araçlarının kaydettiği görüntülerin fotoğraf kabul edilebilmesi için, fotoğrafçının doğrudan müdahalesini görmesi, sanatçıya özgü düşünsel ve estetik bir başarıyı yakalaması gerekir.

Sonuç itibarıyla fotoğraf, bugün bilgisayar ortamının değişken, kaygan ve belirsiz zemininde bir kimlik arayışına girmiştir. Fotoğraf çekme kolaycılığının, sanatsal yaratıcılıkla çatışma içine girmesi sonucunda, bilgisayarla flört eden fotoğrafın yeni bir görsellik biçimini gündemimize taşıyacağı artık gün gibi ortada…

 

April 2006

 


Fotoğraf Kuramı