Photoshop Magazin
 


Erkut Terliksiz

01 April 2006 | Sayı: Apr 2006
 
1 2 3 4 5
 

hspace=0


Aslında dijital ortamda yaptıklarım biraz daha beni kurtaran işler oluyor. Ajansta zamanım olmadığı için küçük eskizlerle yetiniyorum. Bazen bu eskizleri vektörlere çevirip renklendiriyorum.

hspace=01978 yılında Adana’da doğan Erkut Terliksiz, Adana Lisesi’nden mezun olduktan sonra 1996 yılında, meslek hayatının ve belki de yaşamının şekilleneceği Mimar Sinan Üniversitesi Grafik Bölümü’ne girer. Üniversite yıllarında, New York’a gitmek için para biriktirmek amacıyla pek çok yarışmaya katılır. Bir kağıt firmasının düzenlediği bir yarışma Erkut’un önünde bambaşka kapıların açılmasına neden olur. Bu yarışmadan, büyük ödül olan bir miktar para ve Avusturya’nın Graz şehrine gidiş-dönüş uçak bileti kazanır. Ve bunlara artı olarak Graz’daki büyük bir kağıt firmasının misafiri olacaktır. Ancak Erkut ödülünü başka şekilde değerlendirmeye karar verir ve uçak biletini Graz yerine Salzsburg ile değiştirir. Oradaki yaz okuluna giden arkadaşlarının peşine takılır ve Salzsburg Summer Academy’de, iki ay boyunca Toronto’lu bir illüstratör ile çalışır. Avrupa’yı bu şekilde keşfeden Erkut, daha sonra Avusturya’dan Almanya’ya, oradan da İsviçre’ye geçer.

2002 yılında Mimar Sinan Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra ise Londra’ya taşınır. Orada Marco Ammanati ile tanışan
sanatçı, Neville Brody’nin kurduğu Research Stüdyoları sayesinde birçok freelance iş yapar. Son olarak Milano’da Iride Yayınevi ile çalışan ve kitap kapakları yapan sanatçı, şu anda Türkiye’de, reklam sektöründe Art Direktör olarak çalışmaktadır.

Her tasarımcının çalışma sistematiği ve hazırlık aşaması değişiktir. Erkut çalışmaya başlamadan önceki hazırlık sürecini şu şekilde anlatıyor; “Ön hazırlık süreci çok değişken oluyor! Şöyle ki; İşin briefini alırken o anda aklınıza büyük bir fikir geliyor ve işin çoğu bitmiş oluyor. Ama bazen de büyük fikir olduğunu sanıp büyük yanılgılara düşüyorsunuz. İşte o zaman “süreç” bir garipleşiyor..  Günün her saati kafanızı meşgul ediyor. Bir yaratık sanki beyinle kafatası arasında oturup sizi rahatsız ediyor. Dişinizi fırçalarken, tuvaletteyken, hatta başka bir iş için toplantıdayken… Gece işi yapmaya  aşladığımda, ortaya bambaşka bir fikirle bambaşka bir iş çıkıyor. Daha garip bir tatmin yaşıyorsunuz.” Ancak Erkut bu durumun sadece
freelance işleri için geçerli olduğunu vurguluyor; “Bir reklam ajansında bu tip süreçler yaşamaya zamanınız olmuyor,
ajansların hızlı ve yoğun temposu üzerine basıyor.”

Sanatçı, gece ve özellikle müzik eşliğinde çalışmayı tercih edenlerden. Bir süredir Mogwai dinliyor ve çay içerek çalışmaktan
çok keyif alıyor. Bazen çay içerek ve resim yaparak sabahı ediyor. Zaman zaman da votka-tonik eşlik ediyor çalışmalarına.

hspace=0

hspace=0

Ama bazen de büyük fikir olduğunu sanıp büyük yanılgılara düşüyorsunuz. İşte o zaman süreç bir garipleşiyor.. Günün her saati kafanızı meşgul ediyor. Bir yaratık sanki beyinle kafatası arasında oturup sizi rahatsız ediyor. Dişinizi fırçalarken, tuvaletteyken, hatta başka bir iş için toplantıdayken…


hspace=0Dijital ortamda iş yapmayı pek sevmeyen sanatçı; “Aslında dijital ortamda yaptıklarım biraz daha beni kurtaran işler oluyor. Ajansta zamanım olmadığı için küçük eskizlerle yetiniyorum. Bazen bu eskizleri vektörlere çevirip renklendiriyorum. Bir de internetin çöplüğünden yararlanıyorum. İndirdiğim anonim veya amatör fotoğraflardan kolajlar yapmayı seviyorum. Başkalarının özel foto albümlerine ulaşıp onları kurcalamak heyecanlı oluyor.” diyor ve bu çalışmalarını Photoshop ile yaptığını belirtiyor.

Aklına estiğinde kağıt, kalem gibi klasik malzemelerin dışına çıkmayı seven Erkut, gecenin bir yarısı önüne gelen her şeyi  değerlendirebiliyor. Mesela bir keresinde, fermuarlı bir dolabın bütün raflarını sökmüş ve onların üzerine çalışmış. Yine başka bir gün, kullanmadığı bir odadaki perdeyi söküp onun üzerine iş yapmış. Tasarımda sınır tanımayan sanatçı, kağıttan sıkıldığı anda, hiç zorluk çekmeden istediği her malzemeyi kağıt gibi kullanacak kadar yaratıcı.

Erkut, Nan Goldin ve Terry Richardson fotoğraflarını seviyor. Photoshop ile ilk kez üniversitede tanışan sanatçı,bu programı çok fazla kullanmadığını düşünüyor. Hatta Photoshop dışında başka bir Adobe programını da kullanmıyor. “Hue-Saturation”ile renk düzeltmeleri yapıyor.

Filtreleri kullanmıyor, dekupe yerine de elle kesmeyi tercih ediyor. Ama history özelliğinin hakkını veriyor ve beğenerek kullandığını söylüyor. Ayrıca “Photoshop’ta Adjustment-Curves’e girip, sağdaki damlacıkla, taramadan sonra bozulan beyaz alana tıklıyorum! Beyaz kendine geliyor” diyerek, programa aslında çok da uzak olmadığını belli ediyor.

 

April 2006

 


Sanatçılarımız