Photoshop Magazin
 


Eiko Ishioka

01 March 2006 | Sayı: Mar 2006
 
1 2 3 4 5
 

Eiko Ishioka


hspace=0

Grafik Tasarım’dan Kostüm ve Prodüksiyon Tasarımına...

“Eiko, yeryüzündeki tüm büyük sanatçılar gibi diğer kültürlerde neler olup bittiğini çok iyi biliyor ve bunun sonucunda bir işe daldığında ortaya gerçekten eşsiz bir harman çıkarabiliyor.” Francis F. Coppola

Günümüzün en önemli kostüm ve prodüksiyon tasarımcılarından Eiko Ishioka, kendisine has bakış açısı ve zengin, sıradışı hayal gücüyle dünya çapında özel bir hayran kitlesine sahip bir tasarımcı. Tokyo’da dünyaya gelen sanatçı, Tokyo National University of Fine Arts and Music okulundan mezun olur. Eiko Ishioka, Japonya'da uzun süre reklam ve grafik tasarımla uğraşmış, bu alanda pek çok ödül kazanmış saygın bir tasarımcıdır.










hspace=0   hspace=0



Sanatçı 1983 yılında, içinde grafik tasarım ve art direktörlük çalışmalarını topladığı “Eiko by Eiko” isimli kitabını yayınlar. Tam o yıllarda ünlü yönetmen Paul Schrader sanatçının bu kitabını görür ve ona yeni filmi 1985 yapımı “Mishima” da prodüksiyon tasarımcısı olarak yer alması için teklif götürür. Yönetmen Paul Schrader, Eiko’yu daha önceden bir başka ünlü yönetmen Francis Ford Coppola’nın kült filmi 1979 yapımı “Apocalypse Now”ın Japonya da gösterimi için hazırlanan posterinin tasarımcısı olarak zaten tanımaktadır. Ayrıca Coppola “Mishima”nın da proje ortaklarından biridir.

Sanatçı bu ilk deneyimini şöyle anlatır; Bu proje hem Paul Schrader, Hem Francis F. Coppola hem de benim için büyük bir riskti. Çünkü daha önce kostüm tasarımı yada prodüksiyon tasarımı üzerine hiçbir eğitim almamıştım ve bir deneyimim yoktu. Mishima benim ilk produksiyon tasarımı deneyimimdi.  Eiko, Paul Schrader’ın yönettiği “Mishima” filmindeki prodüksiyon tasarımıyla Cannes Film Festivalinde ödül kazanır. 1988’de Broadway gösterisi M. Butterfly oyununun set ve kostüm tasarımlarına imza atar. Bu oyun için hazırladığı tasarımlarıyla “Tony” ödülü kazanır. 1987 yılında ise Miles Davis’in “Tutu” adlı albümünün sanat yönetmenliğini üstlenir. Bu çalışmasıyla da “Grammy” ödülünü kazanır.

hspace=0Eiko’ya göre grafik tasarım, aslında görüldüğü gibi -yalnız başına- çalışılarak üretim yapılan bir meslek değildir. Her ne kadar çoğu grafik tasarımcının bilgisayar başına geçip çeşitli program tool’larıyla oynayarak iş ürettiğini bilse de grafik tasarımının aslında bu olmadığını ve bir ekip çalışması olduğunu düşünür… Dolayısıyla işlerin her zaman bir ekip çalışmasıyla yürütüldüğü sinema dünyası ona pek de yabancı bir ortammış gibi gelmez.

Sanatçının tasarım sürecinin başlangıcı, Mont Blanc kalemleriyle çizmeye başladığı eskizlerdir… Asistanlarıyla birlikte, kalın ve kavramsal çizgiler kullanarak çizmeye başladığı eskizler daha sonra son aşamalarına gelir ve seçim süreciyle işin büyük kısmı tamamlanmış olur. Eiko’nun ilham kaynakları; hem tasarımcı olmayan pek çok farklı insan hem de örneğin 500 yıl önce yaşamış olan sanatçılar. Bunun yanında doğa, günün yada alacağa karanlığın farklı anları, New York şehri, insanların alımlı ve şık kıyafetleri de onun beslenme ve ilham kaynakları arasında yer alıyor. Eiko, kendisini “gelecekle ilgili fazla düşünmeyen, plan kurmayan bir insan” olarak tanımlıyor ve ekliyor; “Gelecek benim için beyaz bir tuval’den ibaret”. Zaten hayatındaki değişimleri, grafik tasarım dünyasından kostüm tasarımcılığına, prodüksiyon tasarımcılığına geçişini, aldığı ödülleri ve yaşadığı deneyimleri de “Adeta gizli bir güç tarafından yönetiliyorum. Hayatım, tamamen benim dışımdaki  birtakım gizli güçlerin etkisindeymiş gibi… ” diyerek özetliyor.



hspace=0   hspace=0

hspace=0

“Kostümler, onu giyen sanatçı için sıradan bir elbise değildir. Aynı zamanda onun birer işbirlikçisidirler”.

Eiko Ishioka, Japonyada kazandığı birçok sanat yönetmenliği ve grafik tasarım ödülünün üzerine, bir de batıda aldığı Hollywood, Grammy, Tony ve Cannes Film festivali ödülleriyle günümüzün en önemli ve özel tasarımcıları arasında yer alıyor. Sanatçı dünyaca ünlü gösteri “Cirque du Soleil”in “Varekai” bölümünün tasarımlarıyla sirk dünyasında da adını duyurur. Bu çalışmalarıyla tasarım dünyasında yepyeni ufuklar keşfeden sanatçının, ünlü yönetmen Francis Ford Coppola ile tanışması da yine bu dönemde gerçekleşir. Eiko Ishioka, sirk dünyası için hazırladığı tasarımların ardından farklı ufuklarda üretim yapmaya karar verir. Pek çok kişi onun ismini, Francis Ford Coppola’nın 1992 yılı yapımı “Bram Stocker’s Dracula” filminin kostüm tasarımlarıyla adının Oscar töreninde anons edilmesiyle duyar. Drakula filminde Coppola Eikodan, kostümleri mümkün olduğunca karmaşık, uçuşan tarzda tasarlamasını ister.

Ortaya çıkan çalışmalar beklentilerin çok ötesinde bir güzelliktedir. Coppola’ya göre Eiko oldukça iyimser, idealist ve sıcakkanlı bir tasarımcıdır ve bu da onun tasarımlarına yansıyan bir enerji vermektedir... Çalışmalarının en büyük hayranlarından Coppola Eiko’yu şöyle anlatır; “Eiko, yeryüzündeki tüm büyük sanatçılar gibi diğer kültürlerde neler olup bittiğini çok iyi biliyor ve bunun sonucunda bir işe daldığında ortaya gerçekten eşsiz bir harman çıkarabiliyor. Çalışmaları pek çok aşamasıyla yerleşik kuralların sınırlarını zorlayıp onların ötesine geçmeyi başarıyor.”

hspace=0Eiko Ishioka 1997 ve 1998’de, Amsterdamdaki Hollanda Devlet Opera evinde sergilenen Richard Wagner’in “Ring Cycle” adlı eserinin kostümlerini tasarlar. 1999 yılında, sanatçının tasarımlarıyla çok ses getiren çalışmalarından bir diğeri, yönetmenliğini Tarsem Singh’in yaptığı, baş- rolünde Jenifer Lopez’in oynadığı “The Cell” filmi çekilir. Film, Eiko’nun sıradışı kostüm ve prodüksiyon tasarım çalışmalarıyla hemen herkesi etkiler.

Eiko, filmdeki bazı tasarımlar için yalnızlık, izole edilmişlik duygularını mümkün olduğunca anlamaya ve yaşamaya çalışır. Ayrıca mümkün olduğunca farklı referans noktalarından olaya yaklaşır; Pek çok müzeyi, kitabı, video çalışmasını inceler. Adeta zihnini tamamen özgür bırakarak fikirlerin kendiliğinden yüzeye çıkmasına izin verir. Bu oldukça zorlu bir süreçtir ancak Eiko’ya göre yine de yaşanması gereken bir konsantrasyon sürecidir ve bu yolculuğun bir parçasıdır; “Çok güçlü bir tasarımı kendi kendime tamamladığımda, sonraki adım, milyonlarca insanla çalışma süreci oluyor. Benim ekibim tamamen uluslararası. Kendilerine has kimlikleriyle tüm yaratıcılar -ki bu benim için belli bir gelenek yada milliyetten daha değerli.

Sanatçı 2001 yılında, 2002 Salt Lake City kış olimpiyaları için yarış ve açıkhava kıyafetlerini tasarlar. Ayrıca 2002 yılında, ünlü şarkıcı Björk’ün “Cocoon” şarkısının video klibini yönetir. Sanatçı başarılarında dolayı 1992 yılında “New York Art Direktörler klübü” (New York Art Directors Club Hall of Fame)‘ne kabul edilir ve onur ödülüne layık görülür.

Çalışmaları New York Modern Art Müzesi başta olmak üzere dünyanın pek çok önemli müzesinin kalıcı eserleri arasında yer almaktadır. Sanatçının kostümleriyle ilgili görüşü şöyle; Kostümler, onu giyen sanatçı için sıradan bir elbise değildir. Aynı zamanda onun birer işbirlikçisidirler. Başka bir sanatçıyla çalışırken müthiş bir işin ortaya çıkmasından herzaman büyük bir haz aldığını belirten Eiko, aralarında kompozitör Philip Glass, jazz sanatçısı Miles Davis, moda tasarımcısı Issaye Miyake, ve mimar Arata Izozaki’ninde bulunduğu bir çok farklı disiplinden sanatçıyla da birarada çalışmıştır. Sanatçı bugün New York’da yaşamını sürdürmektedir.

hspace=0

 

March 2006

 


İnceleme