Photoshop Magazin
 


Ahşap'a Yeniden Can Vermek; İrfan Pulcu

01 March 2006 | Sayı: Mar 2006
 
1 2 3 4 5
 

hspace=0


İrfan Pulcu - Mobilya Tasarımcısı


Doğadaki canlılar, yaşam hepsi çok güzel tasarlanmıştır. Onları formlarından, şekillerinden, yaşantılarından esinlenerek başka boyutlara ve tasarımlara taşıyoruz

Türklerin mobilyada çok fazla kullandıkları bir ağaç olduğu için abanoz ağacını çok seviyorum. Bu ağaçtan yapılan tasarımların bulundukları ortamda huzur, sakinlik ve pozitif enerji sağladığına inanıyorum.
Türkiye olarak mobilya tasarımında oldukça iyiyiz, dünya trendlerini oldukça yakından takip ediyoruz ve de uyguluyoruz. Tasarımın önemini bilen ve kullanan büyük Türk firmaları dünya pazarında güzel yerlere gelmişlerdir.

Photoshop Magazin: Bize kendinizden bahseder misiniz?
İrfan Pulcu: 1972 yılında Konya’da doğdum. 1990 yılında İstanbul Üniversitesi  Orm. End. Müh.’ne girdim. Böylelikle mobilya ve ahşabın teknik eğitimini mühendislikle birlikte tamamladım. 1994 yılında çalışma hayatına sektör olarak ofis mobilyalarında başladım. AR-GE, PROJE ve TASARIM departmanlarında 10 seneden fazla bir süre çalıştım. Bugüne kadar ofis mobilyaları alanında 100’ü aşkın ürün tasarımı yaptım ve çok sayıda özel ofis tasarımı, projelendirilmesi ve dekorasyonu çalışmaları içerisinde bulundum. Eylül 2005 tarihinden itibaren bağımsız olarak tasarım, dekorasyon ve danışmanlık çalışmalarıma devam ediyorum. Ev dekorasyonu, Ofis dekorasyonu ve diğer alanlarda dekorasyon çalışmalarımın yanında tasarım çalışmaları olarak firmalara mobilya tasarımı, ürün tasarımı, fuar stand tasarımı, danışmanlık alanında ise tasarım, konsept ve prodüksiyon danışmanlığı hizmeti vermekteyim.

PM: Neden mobilya tasarımı ?
İ.P: Aldığım eğitimden dolayı ve dede mesleğimin mobilyacılık olması nedeni ile çalışma hayatıma mobilya tasarımı ile başladım; bu alanda güzel tasarımlar yaptığıma inanıyorum…

PM: Peki Sufi kültürünü tasarımlarınıza entegre fikri nasıl doğdu?
İ.P: Benim Konya doğumlu olmam ve de bu kültürden çok fazla etkilenmiş bir tasarımcı olmamdan kaynaklanıyor. Bu felsefeyi yaşantıma ve yaptığım işlerime aktarmaya başlamam sonucunda doğdu. Onlar benim köklerimdi; bu topraklara olan bir ödevim olarak hissettim.

PM: Bu bakış açısı yani Sufi çizgisi, mobilya tasarımına ya da genel olarak tasarıma nasıl bir farklılık katıyor ?
İ.P: Ben bu felsefeyi tasarımlarıma çizgi ve ruh olarak katıyorum. Çizgi olarak genelde yalın çizgilerde, beyaz renklerde ve şeffaf tasarımlar yapıyorum. O kültüre ait bazı özel çizgileri de modernize ederek günümüze tekrar taşımaya çalışıyorum. Sonuçta ise çizgisi ve enerjisi ile bütünlük içerisinde farklı tasarımlar ortaya çıkıyor.

PM: Sadelik size göre neyi kapsar ?
İ.P: Bana göre bir şeyin sade olabilmesi için oldukça yalın çizgilere sahip, çok fazla detayları olmayan, insanların gözlerini yormayan özelliklerinin yanında, belli bir dinginliğinin olması gerekmektedir.

hspace=0PM: Mobilya tasarımında şu anda dünyada moda olan fikirler, yaklaşımlar nelerdir? Türkiyede bunlar takip ediliyor mu?
İ.P: Mobilya tasarımında dünyada minimal tasarımlar hala etkisini korumaktadır. Bunun yanında tüm mobilya tasarımları daha fazla kişiselleşmektedir. Türkiye olarak biz bu alanda oldukça iyiyiz; dünya trendlerini oldukça yakından takip ediyoruz ve de uyguluyoruz. Tasarımın önemini bilen ve kullanan büyük Türk firmaları dünya pazarında güzel yerlere gelmişlerdir.

PM: Bir zamanlar çekyatlar vardı; Sırt yaslama kısmında kapağı yana çekilen iki göz dolabı, ortada biblo falan koymak için ufak bir vitrini olan, yatılacağı zaman alt kısmı öne çekilip geniş bir yatağa dönüşen, çarşaf sermeden yatınca su gibi terlemenize neden olan kumaştan çekyatlar. Bunlar bir dönem hemen her yerde vardı. Sonra yerini daha sade çekyatlara bırakıp aniden yok oldular. Bunlar bize ait şeyler miydi? O zaman mesela onların tasarımını yapan, ya da buna kafa yoran mobilya tasarımcılarımız var mıydı?
İ.P: Onların tamamen bize ait tasarımlar olduğunu söyleyemeyiz; çünkü tamamen esinlenilmiş, bizden çizgiler ve formlar taşımıyan tasarımcıları belli olmayan ürünlerdir. Ülkemizde mobilya tasarımı son beş yıldır önem kazandı ve gelişim gösterdi. Daha öncesi bu sektörde çok fazla tasarım ürünü yoktu. Tamamen kopya ve esinlenme ile ürünler yapılıyordu. Bu çekyatlara kafa yoran veya tasarımını yapan tasarımcılarımız pek yoktu.

hspace=0 hspace=0

PM: Ahşapla yoğun ilişkisi olan bir insan olarak en çok hangi malzemeyle çalışmayı seviyorsunuz? Örneğin en çok sevdiğiniz ağaç türü hangisidir ve neden?
İ.P: Ahşap benim aşık olduğum ve de çok sevdiğim bir malzemedir. Ahşabın her çeşidini çok fazla severim, ama içlerinde en çok sevdiğim abanoz ağacıdır. Çünkü hem renk ve desen olarak çok güzel bir ağaç, hem de geçmişte Türklerin mobilyada çok fazla kullandıkları bir ağaç olduğu için abanoz. Bu ağaçtan yapılan tasarımların bulundukları ortamda huzur, sakinlik ve pozitif enerji sağladığına inanıyorum.

PM: Tasarım anlayışınızdan bahseder misiniz?
İ.P: Benim tasarım felsefem tasarımlarımın tamamen özgün olması, kullanıcısına mutluluk vermesi, kullanılabilen tasarımlar olmasıdır. Tasarımlarımda buna çok dikkat ederim ve de taviz vermem. Eşyaların da ruhlarının ve enerjilerinin olduğuna inandığım için de, renkler benim için çok önemlidir. Çünkü renk bir tasarımın enerjisini dışarı çıkarabileceği önemli bir unsurdur. Tasarımlarımın kullanılacağı ortama göre, vermesini istediğim enerjisine göre rengini seçiyorum. En fazla kullandığım renkler beyaz, kırmızı, parlak siyah, turuncu, mor, fujyadır.

PM: Mobilya tasarımı konusunda öngörülerinizi bizimle paylaşır mısınız? Sanatınızın, örneğin bir 50 yıl sonrasını ne şekilde görüyorsunuz?
İ.P: Benim hedeflerimden en büyüğü Türklerin de tasarım alanında çok yetenekli olduklarını, tasarım konusunda da dünyada sadece yetenekli olanların İtalyanlar olmadığını dünyaya anlatmaktır. İkinci büyük hedefim ise günlük hayatta kullanılabilen eşyalardan oluşan bir marka yaratmak. Takıdan, kıyafetten, mobilyadan, ev tekstilinden, aydınlatmadan oluşan, tasarımları tamamen kendime ait bir koleksiyon oluşturmak, bir marka yaratmaktır. Günlük çalışmalarımın yanında vakit buldukça bu iki hedefimle ilgili çalışmalar da yapıyorum. Umarım elli yıl sonra bu hedeflerime ulaşmış olurum. Bu da beni dünyanın en mutlu insanı yapar.

PM: Birlikte çalıştığınız bir ekibiniz var mı yoksa yalnız başınıza mı çalışıyorsunuz?
İ.P: Tasarımları kendim yapıyorum. Daha sonra onların çizim ve sunumlarını hazırlayan, bilgisayar ve programlar konusunda profesyonel arkadaşlarla çalışıyorum. Onlarla beraber renkli ve 3 boyutlu tasarımları oluşturarak sunum aşamasına getiriyoruz.

PM: Biraz da çalışma ortamınızdan bahseder misiniz?
İ.P: Çalışma ortamı olarak, çok fazla ses olan yerde çalışamıyorum. Genelde tasarım yapmaya başlayacağım zaman sufi müzikleri dinlerim. Loş ortamlarda çalışmayı severim. Çok aydınlık ve çok sesli ortamlarda konsantre olamıyorum. Tasarım yapacağım dönemde bolca bitki çayları ve sıvı içecekler içerim. Hayvansal gıdalardan bir müddet uzak kalırım.

PM: Orta ve uzun vadede projelerinizden bahseder misiniz?
İ.P: Orta vadede tasarım konusunda Türkiye’de değişik sektörlerde çok güzel tasarımlar yapmak, uzun vadede ise yukarıda bahsettiğim gibi dünya çapında bir tasarımcı olmak için çalışmak ve de günlük yaşamda, değişik alanlarda kullanılabilen tasarımlardan oluşan kendi markamı yaratmak hedefim. Bu marka, ismiyle ve çizgileri ile biraz Osmanlı ve Selçuklu izleri taşıyacak özel bir koleksiyon olacak. Tamamen etnik ve özel bir çizgi taşıyacak.

PM: Dünyada ve Türkiye’de beğendiğiniz, işlerini takip ettiğiniz isimler var mı?
İ.P: Türkiye’de Derin Sarıyer ve Aziz Sarıyer’in tasarımlarını çok beğeniyorum. Dünyada ise Karim Rashid benim için bir hedeftir ve idoldur.

hspace=0

PM: Çalışma sistematiğiniz nedir; hangi aşamalar, ritüellerle işliyor?
İ.P: Tasarım sürecim, önce talebin anlaşılması, ve ihtiyacın belirlenmesi ile başlar. İkinci aşama eskiz oluşturma sürecidir. Daha sonra bu eskizler, bilgisayarda Autocad programı ile boyutlandırılır. Teknik çizimleri yapılır. Akabinde ise renk ve dokularının seçimi için 3DMax çizimleri oluşturulur. Burada renkler ve dokular seçilir. Daha sonrasında da üretim ve prototip aşamasına geçer.

PM: Eskiz çizimlerinizi nasıl hazırlıyorsunuz? (Elde çizip tarayarak bilgisayara aktarma yada tablet kullanma vb.)
İ.P: Eskiz çizimlerimi elde hazırlıyorum. Genelde bir defada tasarımı oluşturmuyorum. Devamlı alternatiflerde üretip, içlerinden beğendiğim iki tanesini, daha sonraki aşamaya geçiriyoruz. Genelde eskizi ölçülendirip bilgisayarda yeniden çizmeye başlıyoruz ama şekli ve formu çok özel bir tasarım ise o zaman eskizi, scanner’da tarayarak, çizgisel olarak ilk aşamayı oluşturuyoruz. Çalışmalarda eskiz yani taslak çizimden sonraki tüm aşamalar bilgisayarda gerçekleşiyor. Teknik çizimlerinin oluşturulması, sunum çizimlerinin yapılması, her aşama bilgisayarda oluşturuluyor. Bu anlamda teknoloji günümüzde tasarım aşamalarında çok büyük kolaylıklar sağlıyor ve kendimi bu anlamda çok şanslı hissediyorum.

PM: Doğanın haricinde yaratıcılığınızın beslenme kaynakları nelerdir?
İ.P: Ben etnik müzikleri çok severim ve tasarım yapmadan önce veya tasarım yaparken bol bol müzik dinlerim. Bunun dışında kültürler beni çok ilgilendirir ve etkiler. Her kültürü giyiminden tutun da müziğine kadar incelerim. O kültürlere ait eşyalar toplarım. Bu yüzden evimde epey bir antika koleksiyonum oldu. Gelecekte bunlarla ilgili de bir sergi açmak istiyorum.

PM: Photoshop’ın ilk hangi versiyonuyla tanıştınız? Ne zaman ?
İ.P: Photoshop’ı ekipteki arkadaşlar daha evvel kullanıyorlardı, ben yeni yeni kullanmaya başladım. Genelde Photoshop ve diğer bilgisayardaki çizim ve boyutlandırma işlerini, bu işlerin uzmanı olan arkadaşlar hallediyorlar.

PM: Photoshop’da kullanmayı en sevdiğiniz özellikler nelerdir ?
İ.P: Photoshopun en beğendiğim özelliği, amatör bir kullanıcı olarak, kolay olması ve sunumlarda, tasarımlarınızı görsel olarak zenginleştirmesidir. Yani gölge, ışık, renk olarak çok rahat oynayabilmeniz. Hataları ve görsel anlamda kötü görüntüleri yok edebilmenizdir.

PM: Photoshop yakın bir zamanda Türkiye’de Türkçe olarak satılacak. Bu konudaki düşünceleriniz neler?
İ.P: Oldukça olumlu bir gelişme, hem kullanım anlamında büyük kolaylıklar sağlayacaktır, hem de çok fazla sayıda kullanıcısı olacaktır.

PM: Sürekli takip ettiğiniz websitesi, basılı yayınlar var mı?
İ.P: Basılı yayınlar olarak tasarım üzerine yayınlanan aylık dergilerin çoğunu takip ederim. Bunlar Maison Française, Elle Decor, XXL gibi aylık dergiler. Websitesi olarak, tasarım portalı olan dexigner.com, etmk.org, arkitera.com gibi Türkçe web sitelerini de günlük takip ederim.

PM: Sektöre hazırlanan gençler için önerileriniz var mı? Mesleğinizi tavsiye edebilir misiniz?
İ.P: Kendilerinde bu yeteneği hissediyorlarsa, muhakkak çekinmeden ve yılmadan üzerine gitsinler, geliştirmek için çalışsınlar. Tasarım yapmak için malzeme bilgisi de çok önemlidir. Tasarımcı olacak arkadaşlar malzeme ve üretim teknikleri üzerine kendilerini geliştirsinler. Çünkü yapılan tasarımın üretilebilirliği de çok önemlidir. Bu da üretim bilgisi ile gerçekleşir. Yapılan tasarım kağıt üzerinde kalmamalıdır. Bir de tasarımda özgünlük çok önemlidir. Tamamen kendi çizgilerini ve tarzlarını oluşturmaya yönelsinler. Bizim mesleğimizin en güzel yönü insanlara yaşamla ilgili yenilikler sunmamız ve sınırlarımızın olmamasıdır. Herşeyden önemlisi ise sevmekle başlar. İşimizi severek yapmalıyız. Bu ister mesleğimizde olsun, ister özel yaşantımızda olsun, ne iş olursa olsun sevgiyle yaparsak, sonuçları mükemmel olur. Yaptığımız işi çok sevmeliyiz. Her şey sevgi ile anlam kazanır.

 

March 2006

 


Sektörel Photoshop