Photoshop Magazin
 


Plastipten Dijitale : Cihat Hazardağlı

01 February 2006 | Sayı: Feb 2006
 
1 2 3 4 5
 

Plastipten Dijitale : Cihat Hazardağlı

 

Sektörel Photoshop bölümümüzün bu ayki konuğu mizah dünyasından, Cihat Hazardağlı

 

hspace=0

 

Photoshop dev bir kırtasiye gibi benim için ne ararsan var.

PM: Öncellikle kendinizden başlayalım...
CH: Ben hiç kendimden bahsedemem siz sorun ben cevaplayayım.

PM: Mesleğe nasıl başladınız?
CH: Ben eski jenerasyon kuşağındanım, yani normal klasik çizim yapan. Karikatürist değilim ama İllüstrasyon tarzında yani daha çok taramalı çizgiler kullanırım. Gazeteler için dergiler için çiziyordum. Sonra tabi “Plastip Show” macerası var. “Şu Plastip Show’ları tekrar yapalım” dediler. Bende onu hep bilgisayarla yapayım derken tabi mutlaka bi şekilde bilgisayar kullanmam gerektiğini anladım. Bunun içinde bir sürü program gerekli, Image Ready gerekli vs. derken oradan Photoshop’a atladık.

PM: Peki grafik yada resim eğitimi aldınız mı ?
CH: Hayır. Ben Radyo Televizyon mezunuyum. Ankara Üniverstesi Basın Yayın. Yani şu anda Gazi İletişim Fakültesi mezunuyum. Bu çalışmalarım ise tamamen bireysel.

PM: Peki hangi ünvanı kullanıyorsunuz?
CH: Sık sık değişiyor mesela eşime soruyorlar eşiniz ne iş yapıyor diye? O anlatamıyor, bende anlatamıyorum. Mesela şu anda karikatüristim. Tempo dergisinde çiziyorum iki sayfa. Ama Milliyette karikatürist değildim İllüstrasyon yapıyordum. Yani; o başka, o başka şey aslında. Karikatür başka, İllüstrasyon başka. Bir taraftan film yapıyorum ama o filmde aslında illüstrasyon gibi bir şey.

PM: Şu anda neler yapıyosunuz Tempo'da mı çiziyorsunuz?
CH: Evet, yaklaşık bir aydan beri Tempoda iki sayfa bir yer ayrıldı bana. Photoshop yardımıyla hemen çiziyorum ve fotoğraf üzerinden deformasyon yapıyorum ve artı çizgiyle birlikte birleştirip işte tamamlıyorum.

PM: Plastip Show fikri nereden çıkmıştı?
CH: Çok eski bir hikaye Plastip Show. Gene aynı şekilde karikatüristtim ben, o tarz çizen bir adamdım. Sonra özel televizyonlar çıkınca bunların bi şekilde hareket ettirilmesi fikri doğdu. İşte bende tekniğini geliştirdim yaptım. Yaklaşık iki yıl sürdü doksanlı yılların başındaydı.

PM: O sıralarda hiç tepki topladınız mı siyasilerin karikatürünü çizerek ?
CH: Hayır. O günkü ortam bu günkünden daha özgürdü. Yani bizim belli bir çizgimiz vardı aslında, adab-ı muaşeret ölçülerinde. Onun bir çizgisi vardır yani, ya saldırırsınız herşeyi göze alıp ya da ölçülü olursunuz, onu aştığınız zaman o terbiyesizliğe girer. Hep o ince çizgide durulur.

PM: Peki kullandığınız malzeme ve teknikler neler?
CH: Önceden gidip arşivden kimi çiziyorsam bir fotoğrafını alıp ona bakar onu deforme ederdim. Önüme gelen fotoğraf aynen Photoshopta da önüme geliyor ve ben onu çiziyorum deforme ediyorum, kesiyorum, biçiyorum. Ama benim Photoshopla ilgili bir tanımım var; bence Photoshop dev bir kırtasiye gibi benim için ne ararsan var. içinde fotoğraf var, resim var, kağıt var, boya var..

 

 

hspace=0 hspace=0

PM: Projelerinizi nasıl ele alıyorsunuz? Yani nereden başlıyorsunuz; öncelikle elinizle çizip bilgisayara mı aktarıyorsunuz?  Yoksa hemen bilgisayarda mı başlıyorsunuz?   
CH: Önce bir eskiz yapıyorum, sonra fotoğrafları deforme ediyorum. Zaten Photoshopta eskiz yapmaya da gerek yok; alıp sağa koyuyorsunuz iyi mi oldu, alıp sola koyuyorsunuz kötü mü oldu o şekilde devam ettiriyorum.

PM: Bir çalışmanın hazırlanması ne kadar sürüyor?
CH: Ben artık bir saatte falan bir tipi yapıyorum. Bu kalitede bir çalışma, önceden en az yarım günü mü alırdı şimdi bir saatte çok rahat bitiyor.

PM: Benim çizgi tarzım diğer karikatüristlere göre daha farklı demişsiniz, nedir bu fark?
CH: Şimdi şöyle, benimkilere baktığınız zaman bir İllüstrasyon kaygısı vardır. Yani etkili olması açısından karikatür mutlaka güzel olmalıdır bana göre ama benim öz ve biçim olarak içeriğim karikatürün daha popülist daha yumuşak bir şekli olması. Örneğin, bir arkadaşın Gırgır, Fırt bir çizgisi var. Şimdi onla benim yaptığım espiriyi anlayamazsınız. Yani aynı espiriyi bulan iki kişi çizse benim ki daha etkili oluyor onu söyleyebilirim.

PM: Peki Photoshopla ne zaman tanıştınız?
CH: Ben Photoshopla ilk çıktığı aylarda tanıştım.

PM: Hangi versiyonuydu hatırlıyor musunuz?
CH: Sanırım ben ilk olarak birle ( 1 ) tanıştım ama gene de bir yedi, sekiz sene hep Photoshop’un gelişmesini bekledim. Yedi yıl falan kaybettim bu yolda şaka değil yani.

PM: Peki son sürümü olan CS’2 yi nasıl buldunuz?
CH: Çok büyük fark yok yani benim işime yarayacak çok büyük farklar yok. Bir de bazen bozuyorlar yani saklıyorlar, daha doğrusu elinizin altındayken o başka bir yere gidiyor.

PM: Peki Photoshopun hangi özelliklerini kullanıyorsunuz, en çok hangi özelliğini seviyorsunuz?  
CH: Karikatürde kesme, biçme, boyama hepsini kullanıyorum, animasyon yaptığım zaman actiondan, Image Ready’e kadar kullanıyorum sık ölçüde. Photoshopla bir film yapıyorum aslında. Kafaya koydum, yaptım ve başarıyorum. Dünyada yapılmamış bir şey bunu da söylüyorum. Kendime göre bi teknik buldum Photoshop’u doğru kullanma tekniği aslında. Photoshopla ilgili bir şey sonuçta. Photoshopu iyi kullanmak artı kamerayla yapılacak birşey. O filmde Tuba Ünsal, Altan Erkekli gibi önemli isimler var.

PM: Peki Photoshopta keşke şu da olsaydı dediğiniz bir özellik var mı? 
CH: Var tabi mesela benim işim iç deformasyona dayandığı için hala liquify gibi ölçülü bir deformasyon yok. Hani distort var ya o çok iyi aslında onun gibi altı, yedi yönlü olabilir bilemiyorum onun gibi… 
PM: Yakında Photoshop tamamen Türkçe olarak satılacak bu konuda ne düşünüyorsunuz? 
CH: Güzel olur. İyi fikir ama İngilizcesini öğrenmek daha mantıklı bence çünkü oradaki kelimeleri öğrenebilir insanlar ama onun Türkçeleşmesi daha zor. Çünkü oradaki terimlerin çoğu evrensel yani sanatın teknik isimleri. Gerisi zaten bizim bildiğimiz, alışkın olduğumuz kelimeler ama Türkçeleşmesi programın çalışması anlamında bir hız, birşey yaratıyosa onu bilemem tabi.

PM: Peki ekran kalibrasyonundan haberiniz varmı?
CH: Var ama benim ki istemiyor öyle birşey, ben tablet kullandığım için direk. Hem normal tablet açıldığı zaman onun bir kalibrasyonu var zaten yapıyoruz diğerleri gibi değil yani.

PM: Peki etkilendiğiniz ya da örnek aldığınız tasarımcılar var mı?
CH: Etkilendiğim demeyeceğim ama mesela David Levine vardı portre karikatürcülüğünde benim ilk etkilendiğim insan ki o da eski gravür tarzını götürenlerdendir. Sonra Bedri Koraman'ı söyleyebilirim yani Bedri Koraman'la bakış açılarımız çok birbirine benzer ama tekniklerimiz farklıdır. Onun dışında da yok. Yani bilgisayarda bu tekniği kullanan pek çıkmadı henüz o anlamda ben tekim.

PM: Sürekli takip ettiğiniz web sitesi, basılı yayınlar varmı?
CH: Genelde haftalık dergilerin hepsini takip ediyorum en az üç, dört gazete okuyorum. Internette de beş, altı gazete
okuyorum. Photoshop User’ı takip ediyorum ve bir de Computer Art'ı çok takip ediyorum.

 

 

February 2006

 


Sektörel Photoshop