Photoshop Magazin
 


Dijital Sanat Üzerine Kısa Kısa

01 January 2006 | Sayı: Jan 2006
 
1 2 3 4 5
 

Yeni ve dopdolu bir sayıyla daha karşınızdayız. Bu sefer de seçici röportajlarımız, dosyalarımız, sanatçı profillerimiz ve zengin içerikli incelemelerimiz, rehberiniz olma amacıyla biraraya getirildiler. Yeni bir dergi olmanın zevkini tadarken ve gün geçtikçe gelişimini izlerken, bir yandan karşılaştığımız sorunları ya da aksaklıkları da çözmeye çalışıyoruz. Bazı abonelerimizin eline halen geç ulaşan sayılarımız, bizim için de sorun olmakta. Ulaştırma servisi olarak anlaştığımız firma, Tele Kurye, anladığımız kadarıyla ellerinden geleni yapmalarına rağmen İstanbul dışındaki bölgelere ulaşmakta bazı aksaklıklar yaşıyorlar. Kısa zamanda çözüleceğini umuyoruz.

İstanbul’un kültürel açıdan oldukça hareketli geçen kış sezonu, bu kez de birçok sergiyi, fuarı, etkinliği barındırıyor. Pera Müzesi’nde Jean Dubuffet, Sabancı Müzesi’nde Picasso sergileri yeni başlayan ve bence Türkiye açısından çığır sayılabilecek etkinlikler. Neden mi? Çünkü ikisi de kendi alanında devrim yapmış sanatçılar, ve daha önce modern sanat temsilcilerinden bu kadar önemlileri, Türkiye’de müzeler çapında sergilenmedi. Bu da bizlere müze kurumlarının gerekliliğini açıkça göstermekte. Son birkaç yılda modern müzelerin açılmasına da bağlayabiliriz bu yeni gelişmeyi.

Aslında çok geç kavuştuk bu müzelere... Avrupa’nın dibinde olmamıza rağmen, onun kadar önem vermedik sanat evrimimize... Ne içeriye aldık dünyadaki sanatsal dönüşümleri, ne de dışarıya saldık bizde olup biteni. Böylelikle de hep senelerce arkadan izledik, öykündük durduk uzaktan uzağa. Son on-onbeş sene içinde başlayan sınırların daralması, kültürlerin yakınlaşması da sanat gündemimizin kıpırdanmasını başlattı diyebiliriz. Kendi içimizde gördüğümüz eksiklikleri, daha bir dile getirir olduk, ve değiştirmek için yavaş da olsa çabalar olduk. Birbiri ardına açılan kurumsal ve bireysel modern, çağdaş ve güncel sanat müzeleri, müze kavramının da günümüzde ne kadar değiştiğini, daha doğrusu çeşitlendiğini gösterir oldu. Diğer ülkelerdeki benzerleri gibi yapılandılar ve şimdiden önemli mesafeler katettiler.

Müzenin geleneksel anlamında, eski eserleri koruma, onarma, saklama ve sergileme amaçları ön plandayken, yeni anlamına şu kavramlar da eklenmiştir: Güncel ve yenilenen içerikli sergilemeler/gösterimler, öğrenim-eğitim-araştırma merkezleri, eskiyi olduğu kadar yeniyi de koruma ve tanıtma. İşte tüm bunlar müzelerin de, güncel yaşama katılımını sağlamış, onları yaşayan, dönüşen, devinen canlı oluşumlar haline getirmiştir. Bu önemli ve kültürel gelişimimiz için çok gerekli gelişmelerin yanısıra, hala bir esriklik, cesaretsizlik seziyorum ki ben, kısa kısa bunları sizlerle paylaşmak istiyorum. Gelişmeye çalışıyoruz da, memlekette üretilen sanat ve sanatın ne olduğunun algılanışı açısından nerelerdeyiz?

Son ‘ArtIstanbul 2005 Sanat Buluşması’ dahil, çoğu galeri-sergilerini oluşturan anlayış, hala plastik ve görsel sanatların klasik resimden ve nadiren de heykelden ibaret olduğunun sanılması ve bu yaklaşımın topluma pompalanmasıdır. Arz-talep meselesine indirgenen bu yaklaşım, yeni sanat dallarını ve anlatım biçimlerini görmezlikten gelmekte; toplumun taleplerini de eğitebileceği, etkileyebileceği, hatta bunun toplumsal görevi olduğu gerçeğini hiçe saymaktadır. Öte yandan ‘sanat’ kavramı tam irdelenemediği için, fotoğraf sanatçısı, seramik sanatçısı, ... sanatçısı gibi terimler de üretilip, bunlar “asıl (!)” sanatlardan ayrı tutulmaya çalışılmaktadır. Oysaki tüm dünyada artık, bu gibi ayrımlar ortadan kalkmış, üretilen işin kavramı, stili, mesajı üzerine yoğunlaşılmaya başlanmıstır. Tabii bu özgürlükçü dışavurum anlayışının bir topluma ne kadar yerleştiği ile doğru orantılıdır. Memlekette bunun yerleşmesine daha bin arpa boyu yol açılması lazımdır.

Birkaç sanat merkezi ve galerisi dışında, neredeyse hiç bir kurum, enstelasyon (yerleştirme sanatı), video, performans, interaktif, dijital, multimedya sanatlarına yer vermemektedir. Okullarda ise bu alanlarda eğitim verilmemekte, teknolojiye sahip olmamıza rağmen, bu alanların yeni ve ürkütücü oldukları, ya da yeterince kar marjı yüksek displinler olmadıkları inancı, adeta empoze edilmektedir. Evet, bunlar genellikle satılabilir ya da alınabilir formlar değildir. Bunlar daha çok izleyiciye/ziyaretçiye farklı deneyimler yaşatan, farklı boyutlara götüren, bazen de seyirciyi işin aktif bir parçası haline getiren anlatım biçimleridir. Yani sanatta yeni bir boyuttur, ve genellikle de sponsor gerektirir her bir sergi. Saklanması da daha çok, müzelerde, arşivlerde, bilgisayarda, videoda olabilir. Yani evinize alıp götürüp, sergileyemezsiniz kolaylıkla.

Bir dahaki sayıda, dijital sanat üzerine kısa kısaya devam edeceğim...

2006’nın gönlünüzce olması dileklerimizle... Sevgiyle kalın.

 

January 2006

 


Editörden