Photoshop Magazin
 


Çizgi-Roman Dünyası ve Photoshop

01 January 2006 | Sayı: Jan 2006
 
1 2 3 4 5
 

hspace=0


Photoshop Magazin:Bize kendinizden bahseder misiniz ?
Engin Deniz Erbaş: Marmara Üniversitesi Grafik Tasarım bölümünden 1995 yılında mezun oldum. O zamanlar Grafik bölümünde İllüstrasyon eğitimi daha ağırlıklı olarak veriliyordu. Şimdiki gibi değildi. Daha çok tasarıma ağırlık verilmeye başlandı artık. Çünkü bölümlere ayrıldı birçok ders. O zamanların İllüstrasyon derslerinin çok katkısı oldu bana. Ama bunun yanı sıra küçüklükten gelme bir yeteneğim de var. Çocukluğumda özellikle çizgi-roman yaparmışım.

PM: Çizgi-roman’ın hayatınızdaki yeri ne zaman başladı, ne zamandır okur, ne zamandır çizersiniz?
EDE: Profesyonel olarak okul yıllarımda. Ama çizgi romanın hayatımdaki yeri ilk okulda başladı. O zamanlarda çizermişim ve hala o çizimlerimi saklarım. Arşivlerim de var.

PM: Piyasada yaptığınız çalışmalar neler?
EDE: Amerika’da yayınlanmış kapak çizimlerim var. Aynı şekilde Kanada’da yayınlanmış çizimlerim var. Amerika’da ki çizimlerimin bazıları Strip dergisinde yayınlandı. ‘Pest’ Amerikalı bir yazarın yazdığı bir hikaye. Pest, digital değil tamamen elle renklendirilmiş bir iş. Ondan önce Akrebin Gölgesi adında bir dergi çıkartmıştık Ergün Gündüz ile birlikte. İlk profesyonel olarak Akrebin Gölgesi dergisini söyleyebilirim. Ondan önce de sürekli çiziyordum fakat kendimce yaptığım çizimlerdi onlar.

PM: Perg efsanelerinden biraz bahsedebilir misiniz?
EDE: Perg efsanelerinde sadece bana ait çalışmalar var. 4 kitaplık bir seri. Türkiye’deki Fantastik öykülerin ilk örneğidir ‘Perg’. Şu anda Perg albümü için çalışmalarım var. Çizim ağırlıklı bir albüm olacak Perg efsaneleri.

PM: Çizimlerinizde senaryoyu kim yazıyor ? Bir ekibiniz var mı?
EDE: İlk başta hep kendim yazıyordum. Ta ki bu yurtdışı görüşmelerini yapana kadar. O görüşmeleri yaparken anladım ki yazmakta ayrı bir meslekmiş. Yurtdışına iş gönderdiğiniz zaman çok ciddiye almıyorlar. Profesyonel bakmıyorlar, hem çizip hem yazdığınız zaman. Ben de daha sonra yazarlarla çalışmaya başladım.

PM: Çizgi roman ile karikatür arasındaki fark nedir? Mesela Lombak gibi yayınlarda birkaç sayfalık, birkaç sayılık öyküler var. Bunlar hangi sınıfa dahil?
EDE: Aslında çizgi roman sınıfına giriyor. Yani mizah kültürü içinde var olduğu için karikatür deniyor. Çizgi-roman değil demek olmaz. O da farklı bir tarz.

PM: Tasarımda belli dönemlerde trendler vardır. Şu sıralar çizgi-roman dünyasında bir trend, moda olan bir yaklaşım var mı?
EDE: ’Manga’ dan bahsedebiliriz bu konuda. Şöyle ki, Avrupa ekolu çizgi-romanlar var, Amerika ekolu çizgi-romanlar var. Avrupa ekolu çizgi-romanlar daha artistik oluyor. İçinde sulu boyalar, akrilik boyalar kullanabiliyorlar. Japonlar, Manga çıktıktan sonra bütün piyasayı sarstılar. Çizgileri gerçekten artistik. Şimdi bütün trend Manga'da gibi gözüküyor.

PM: 2001’de Kanada’da, editörlüğünü Isabelle Stephen’in yaptığı Flirt isimli illüstrasyon kitabına iki çizimi ve bir öyküsüyle katıldınız. Bu yurt dışı hikayesini anlatır mısınız?
EDE: İnternetin ilerlemesiyle iletişim kurmak çok rahat oldu. Ben başvurularımı internet üzerinden yaptım. Yani yurtdışına çıkarak gerçekleşmedi bu çalışmalar. Oradaki çizgi-roman şirketlerinin ihtiyaçları oluyor, projede yer veriyorlar. Kanada ve Amerika projesi de bu şekilde gerçekleşti. Gerçekleştireceğimiz ‘Perg Efsanesi’ projesinde yurtdışı ayağına ağırlık vereceğiz. Bu albümün güzel tarafı şu: içinde hem klasik illüstrasyon hem siyah beyaz çizimler, hem de dijital ilüstrasyonlar görebilecek okuyucular.

PM: Şu anda neler yapıyorsunuz? Çizgi-roman dışında tasarımcılık yönünüz de var… bu konu da neler yapıyorsunuz?
EDE: Daha önceden reklam ajansı deneyimlerim var. Şu aralar da tasarım konusunda freelance çalışıyorum.

PM: Son zamanlarda sinemanın, özellikle de Hollywood’un başlıca beslenme kaynağı çizgi romanlar oldu. Ancak çizgi roman ABD’de yeni tanınan ve sevilen bir şey değil. Peki bu ani ilgi neden sizce?
EDE: Ben bunun üretim eksikliğinden olduğunu düşünüyorum. Gerçi bu beni aşan bir soru. Çizgi-romanlar sürekli oluyor. Böyle bir şey çekmek, hem daha risksiz hem daha kolay. Bunlar birbirini besleyen şeyler. Bütün oyunların sineması yapılıyor artık.

PM: Türkiye'de de halkın mizah dergilerine ilgisi daima olmuştur. Gırgır'ın satış rekoru kırması, diğer mizah dergileri ve kitaplarının satışları aynı şekilde... hatta çizgi romana da bir dönem ilgi vardı. Yüzbaşı Volkan, Süper Korku, Tommiksler vs. Sonra ne oldu da durdu bu satışlar ?
EDE: Bu konu konferanslarda konuşulan, tartışılan bir mesele. Benim hiç bir zaman mizahi çizimlerim olmadı. Çizim olayı mizah dergilerinin yanında gitti bir ara. Sizin bahsettiğiniz Yüzbaşı Volkan, Tommiksler, onlar dünyada tüketilmiş Türkiye’de satan çizgi romanlardır. Bunlar için bir pazara ihtiyaç var; bu Türkiye’de yok.

PM: Çizgi-romanın, yurtdışında okul anlamında ya da dersane olarak eğitimi var mı ? Ya da mesela Stan Lee ücretli özel kurs veriyor mu ?
EDE: Sanmıyorum vakit ayırabileceğini. Ama Fransa’da çizgi roman eğitimi alabileceğiniz yerler var. Türkiye için bakarsak grafik veya animasyon eğitimi almak yeterli. Ama ben en çok usta çırak ilişkisini öneririm.

Amerikan endüstrisinde de böyledir. 3 kişi çalışır. Bir kişi kurşun kalemini, diğeri mürekkeplemesini, bir tanesi de dijital renklendirmesini yapar.

PM: Japonya'nın Mangalar'ı bizde yeni yeni biliniyor. Ayrıca bir Belçika’da Fransa’da oldukça eski bir altyapı var bu konuda. Dünyada durum ne? ABD ile yarışabiliyorlar mı?
EDE: Amerika her türlü düşünceyi ve sanatsal üretimi kendisine entegre edebilecek yeteneğe sahip. Kendisine muhalefet edilecek şeyleri bilişime var edip bunu paraya dönüştürebiliyorlar. Manga onları tehdit etti. Kendileri Manga yapmaya başladılar. O sektörü kendi sektörlerine entegre ettiler. Onlar bunun pazarlamasını çok iyi yapıyorlar.

PM: Dünyada bilinen Türk çizerleri var mı?
EDE: Tayyar Özkan var, heavy metal çizimleri var. Eğer tanınıyorsa o tanınıyordur diye düşünüyorum. Bu piyasa geniş bir piyasa aslında. Ergün Gündüz, Suat Yavaz var. Onların çalışmaları da yurt dışında bir çok kez yayınlanmıştır.

hspace=0

hspace=0

PM: Kaç program kullanıyorsunuz, bilgisayar başında ortalama ne kadar vakit geçiriyorsunuz?
EDE: Vektör çizimler için Freehand’i kullanıyorum. Onun dışında tabii ki Photoshop. Küçük animasyonlar için de Macromedia Flash. Son günlerde yaklaşık 10 saat kadar vakit harcıyorum.

PM: Photoshop'ın ilk kez hangi versiyonuyla tanıştınız?
EDE: Hatırlayamıyorum ama 1994 yıllarına tekabül eden versiyonu.

PM: Photoshop'ta neler yapıyorsunuz? Hangi versiyonunu kullanıyorsunuz?
EDE: CS2’yi kullanıyorum. Gerçekten devrim yapmışlar. Photoshop’da yapılmayacak şey yok. Tüm tasarımcıların, çizerlerin CS2’ye geçmesini şiddetle tavsiye ediyorum. Apple günlerine de katıldım. Orada ki seminerlerden de faydalandım. Mesela InDesign çok güzel bir program. Artık ben de tasarımlarımda bu programları kullanacağım.

PM: Photoshop’ta en çok hangi özellikleri kullanıyorsunuz ?
EDE: Renklendirirken fırçaları çok kullanıyorum. Elle yapılmış görüntüsü veriyorum. En çok brush’ları kullanıyorum diyebilirim.

PM: Photoshop’da keşke şu da olsa dediğiniz özellikler var mı?
EDE: Son versiyonunu tam anlamıyla etüt etmediğim için bir şey söyleyemeyeceğim. Gördüğüm kadarıyla son versiyonunda her şey var. Ama şöyle de bir şey var Photoshop’un 5.5 versiyonuyla bile birçok şey yapabilirsiniz. Yetenekli program çünkü.

PM: Photoshop yakın bir zamanda Türkiye de sadece Türkçe olarak satılacak. Bu konudaki düşünceleriniz neler?
EDE: Evet Apple günlerindeki katıldığım seminerlerde bundan bahsettiler. Sektöre yeni giren insanlar için güzel olabilir. Ben kendi açımdan İngilizce'sine alıştığım için fark eden bir şey olmayacak. İngilizce kullanmaya devam edeceğim.

PM: Ekran kalibrasyonu yapıyor yada yaptırıyor musunuz?
EDE: Ekran kalibrasyonu yaptırmadım ama düşünüyorum. Çok faydalı bir şey. Şimdiye kadar gerek kalmadı. Biz tasarımcılar renkleri sayı ile girmeye alıştığımız için pek gerekmiyor diye düşünüyordum. Ama Apple günlerinde standınızda gördüm ve ondan sonra aklıma yattı açıkçası. En kısa zamanda yapmayı düşünüyorum.

PM: Bazı çizerler tablet kullanarak doğrudan bilgisayarda çizmeye, renklendirmeye başladı. Sizin çalışma sistematiğiniz nedir? Ne kadarı elle ne kadarı bilgisayar ortamında gerçekleşiyor?
EDE: Tablet kullanıyorum. Aslında ben dijital çalışmalar yapmıyordum bu sene başladım. Kurşun kalemle çinisini bitirdikten sonra çiziyorum, tarıyorum renklendiriyorum bilgisayarda. Zaten genelde de böyle yapılır. Amerikan endüstrisinde de böyledir. 3 kişi çalışır. Bir kişi kurşun kalemini, diğeri mürekkeplemesini, bir tanesi de dijital renklendirmesini yapar. Ben bütün bu çalışmaları tek başıma yapıyorum.

PM: Sürekli takip ettiğiniz websitesi ve basılı yayınlar var mı?
EDE: Sizin derginizi sürekli takip ediyorum. Strip dergisini alıyorum sürekli. Onun dışında başka yok. Websitesi olarak da www.digitalwebing.com’u sürekli takip ediyorum.

PM: Üzerinde çalıştığınız yeni bir şeyler var mı, uzun soluklu bir projeniz ?
EDE: Perg Efsaneleri var. Tasarım konusunda da freelance çalışıyorum.

PM: Sektöre hazırlanan gençler için önerileriniz var mı? Mesleğinizi tavsiye edebilir misiniz?
EDE: Sektöre hazırlanan gençler için şunu söyleyebilirim: Grafiker olup tasarım yapmak istiyorlarsa, illa ki güzel sanatlar bitirmeleri gerekmiyor. Kendilerini geliştirmeleri her şeyden önemli. Sektörden geri kalmamaları gerekiyor. Evet okul da çok önemli, orada tüm temel eğitimleri alırlar. Daha yaratıcı, artistik boyutunu öğrenmek istiyorlarsa, evet, okul ama dijital kısmını, sektörü öğrenmek istiyorlarsa, iş hayatı derim. Ben çok değme insan gördüm bir çok okulluyu cebinden çıkartan. Ne istediklerini çok iyi bilmeleri gerekiyor. 2 yıllık eğitim bile yeter bunun için. Her şey dediğim gibi insanın kendinde bitiyor.

hspace=0 hspace=0 hspace=0

 

January 2006

 


Sektörel Photoshop