Photoshop Magazin
 


Tevfik Fikret Uçar

01 December 2005 | Sayı: Dec 2005
 
1 2 3 4 5
 

hspace=0


Tevfik Fikret Uçar


Photoshop Magazin: Kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Tevfik Fikret Uçar: Ben Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik bölümünü bitirdim. Maçka Meslek lisesi, Boya ve Dekorasyon Bölümü mezunuyum ama güzel sanatlar öncesi 3 sene desen çalıştım. Sürekli çizdim. Şu anda da San Diego Eyalet Üniverstesinde de dersler veriyorum. Ama Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin  kadrolu öğretim elemanıyım.

PM: Tasarım eğitiminde sizce neler öncelikli olarak öğretilmelidir?
TFU: Biz öncelikle düşünmeyi ve yaratıcı problem çözmeyi öğretmeyi çabalıyoruz. Mesela atölyelerimizde küçük bir tartışma grubunu oluşturmak için tartışma masalarımız var. Genelde biz fikir geliştirme aşamasında en önce bilgisayara el sürmelerini çok istemiyoruz. Çünkü malum, bu bir rahatsızlık oldu, fikirden evvel görüntüyü bulup sonra düğmeye göre gömlek dikmeye çalışıyor öğrenci.
 
PM: Bu yeni çıkan kurslar hakkında ne düşünüyorsunuz? Yani tüm kurslar grafik tasarımcı yapmaya yöneliyor sadece program öğreterek. Sizce nedir bu?
TFU: Bakın ilginç birşey, arka kapının çıkışında bir apartmanın yan cephesinde büyük bir ilan var. ‘Fransızca, İngilizce, Muhasebe, Grafik tasarım kursu verilir’ yazmışlar. Yapmadıkları yok. Küçük üniversite kurmuşlar, biz burada koskoca üniversiteyiz aynı işi yapıyorlar. Benim eleştirdiğim kısım bu grafik tasarım denen tanım deforme oldu zamanla. Görüntü işlem yazılımını bilen, grafik tasarımcı oldum zannediyor, onun aslen bir araç olduğunu unutuyor, kalem de bir araç ancak her kalem kullananan şair değil.

PM: Peki okul ve okuldaki eğitim nasıl? Biraz bahsedebilir misiniz?
TFU: Güzel Sanatlar Fakültesinin 20 senelik bir geçmişi var. En eski 2 bölümden biri grafik. İlk grafik ve seramik kuruldu. Daha sonra bölümler büyümeye başladı. Önceleri animasyon derslerini grafik bölümü içinde seçmeli ders olarak veriyorduk daha sonra o da büyümeye başladı. Sonra biz bunu bölüm yapalım dedik. Çok da iyi oldu. Şu anda 8 tane bölüm var Güzel Sanatlar başlığı altında. Biz hedef olarak yurt dışı ilişkilerimizi sıkı tutuyoruz. Öğrencilerimize İngilizce hazırlıktan sonra her dönem ingilizce dersler koyuyoruz. Örneğin Introduction to Visual Communication diye bir ders var bu dersin tamamı İngilizce. Bu bize şöyle bir kapı açtı; Sokrates/Erasmus diye bir uluslararası eğitim programı var. Bu program şu; Avrupa birliği aday ülkelerin bulunduğu eğitim amaçlı bir program. Bunun en büyük faydası, siz öğrenci gönderiyorsunuz  Erasmus kapsamında, bütçeyi Erasmus karşılıyor yani tüm ülkeler bu parayı ödemiş, bizde bu parayı koymuşuz Türkiye olarak. Şu anda grafik bölümünden 3 tane öğrencimiz var yurtdışında, bu program kapsamında. Bir tanesi Almanya, bir tanesi İtalya‘da bir tanesi de Belçika‘da. Bir de bu programda herkes kendine bir partner bulmak zorunda. Karşılıklı öğrenci ve hoca değişimi var. Şu anda Belçikalı bir hocamız kitap illüstrasyonu dersi veriyor, workshop yapıyor mesela.

Bizim ders programımızda yazılımın adıyla anılan herhangi bir dersimiz yoktur. Çünkü biz burada yazılım öğretmenin birincil problemimiz olmadığını düşünüyoruz. O sadece bir araç, fikir ve yaratıcılık herşeyden önce gelir. Ama bölümden çıkan herkes de yazılım kullanıyor nasıl oluyor bu? Yazılımı kuşkusuz öğretiyoruz fakat yazılım dersi diye ayrı bir ders yok. Mesela Photoshop başlığı altında bir dersimiz yok. Biz de örneğin post script illüstrasyon dersi var ama içinde Freehand de oluyor illustratör de. Ayrı ayrı boyutları var. Biz salt yazılım öğreterek bu işin olamayacağını düşünüyoruz. Grafik tasarım bir düşünce biçimi ve eylemin adıdır. Bir yaklaşım ve yaratım biçimidir. Grafik tasarımın özü bu. O yüzden dünyadaki iyi tasarım okullarına bakarsanız düşünmeyi öğretmekte çok çaba sarf ediyorlar. Biz de her tekniği proje yaptırarak öğretiyoruz. Hem sonunda elle tutulur bir iş çıkıyor hem de öğrenci işin her tekniğini ve yöntemini uygulayarak öğreniyor.

PM: Peki bu kapsamda ileriye dönük projeler nelerdir?
TFU: Geçen hafta sonuçlanan Helsinki ile ortak bir projemiz vardı, o da şu anda web’den koşuyor. Şöyle birşey; onlar bizi buldular, öncelikle bir müzik parçası seçildi Türkçe ve Norveç dilinde. Daha sonra buradan 5 tane öğrencimiz seçildi ve gönderildi. Norveç’te 5 öğrenciyle birleşerek bir görsel/sayısal günlük yaratıldı. İlgilenenler http://digitaldiary.anadolu.edu.tr/diary.htm adresinden bizim bölümü izleyebilirler. Oslo üniversitesi’de diğer bölümünü sonuçlandırıyor.Önümüzdeki dönem Amerikadan bir öğrenci gelecek, bir dönem grafik bölümünde okuyacak mesela. Sözün özü böyle örnek çok. Biz bunlar gibi dış ilişkilere taze tutarak kendimizi de taze tutuyoruz. Böylelikle bulunduğumuz yeri daha iyi görüp değerlendirebiliyoruz.
hspace=0 

hspace=0
PM:
Bu Sokrates/Erasmus sadece Anadolu Üniversitesi için mi geçerli?
TFU: Hayır tüm üniversitelere hitap ediyor bu program. Bunun için bir prosedür var. Yani bir partner anlaşması var. Sokrates/Erasmus kapsamındaki üniversitelerden kendinize ortak bulup bu anlaşmayı imzalıyorsunuz. Aslında herkese bu açık ama emek veren yol alıyor.

PM: Okuyucular bu konuyla ilgileneceklerdir ama benim anladığım kadarıyla ilk adımı okulun atması gerekiyor yani öğrenci bireysel olarak başvuramıyor. Doğru mu?
TFU: Kuşkusuz. Önce Üniversitenizin bu şemsiye altında bulunması gerekiyor. Okullar başvuruyor, üye oluyor onların birçok kıstası var. Örneğin bizim şimdi tüm ders programlarımız, derslerin içerikleri online açık. Web üzerinden Türkçe ve İngilizce olarak tüm bilgiye ulaşılabiliyor.

PM: Peki yeterlilik aranıyor değil mi?
TFU: Tabi ki. İlk önce öğrenci başvuruyor. Ondan sonra biz bu öğrencinin notlarını döküyoruz. Bu öğrenci kendi dalında yetkin bir öğrenci mi? Onu bir kere görüyoruz. Onun ardından notlarından sonra iletişim becerisi ölçülüyor bir mülakattan geçiyor, sanat boyutu nasıl o test ediliyor. Yabancı dil sınavına giriyor burada ki başarısı da önemli tabi ki. Tüm bunların ardından olası boşluklara yerleştirilmeye çalışılıyor. Bizim sistemimiz kısaca böyle, karşı tarafta da buna benzer birşeyler yapıyorlar öğrenci göndermeden önce.

PM: Bölümde Neler yaptırıyorsunuz bize çalışmalardan biraz örnekler verebilir misiniz?
TFU: Yaratıcılığı geliştirici özgün çalışmalar yaptırmaya gayret ediyoruz. Mesela bizim düşünceler projemiz var, bunu ben her sene yaptırıyorum. Burada ki amaç şu; her öğrenci bir özlü söz buluyor mesela “Hayat kendiliğinden ne iyidir ne kötüdür, ona iyiliği ve kötülüğü veren sizsinizdir“ şimdi biz şunu hedefliyoruz burada, bu düz bir yazı. Biz tasarımla bu yazının ötesine geçebilir miyiz amaç bu. Tipografi ve grafik tasarımın olanaklarıyla farklı boyut hedefliyoruz. Ardından her öğrencinin sayfaları eklenerek bir özgün kitap oluşturuyoruz. Bizim tasarımlarımızda, çalışmalarımızda kafa nasıl çalışır, bir şeyi nasıl farklı boyutta anlatırım ilkesiyle ilerliyoruz.

hspace=0PM: Peki puanlandırmayı nasıl yapıyorsunuz?
TFU: Herşeyin bir ölçüm kriteri olması lazım. Ben öğrencilerimle her hafta görüşürüm, performansları hakkında her hafta not alırım. Öğrencilerin performansını o hafta o  derste yapılması gerekenleri, projelerindeki gelişmeleriyle ilgili notlar alırım. Mesela benim dersimle ilgili malzemeler “YARATICILIK, ZEKA, ENERJİ, AZİM, ÖĞRENME AŞKI“ daha sonra kalem, silgi vs. Ben bunları söylüyorum öğrencilerime.

PM: Tasarımcı adayları neler yapsınlar onlara önerileriniz neler?
TFU: Lütfen dünyanın bir parçası olun. Müzik dinleyin, kitap okuyun, internet de surf yapın, sergi ve konferanslara katılın, hobiler edinin, mümkünse seyahat edin, yeni şeyler öğrenme duygusunu yitirmeyin. Bütün bunların tasarımcı kişiliğinize etkisini göreceksiniz. Çok çalışsınlar, çok düşünsünler, çok okuyup, çok sorgulasınlar. Dünyada sadece tasarım bilen bir tasarımcı kadar aptalca birşey yoktur. Bu tasarımcı boyut ve derinlikten yoksun ikinci sınıf bir tasarımcıdır. Ancak bu sayede analitik bir düşünce ve özgün bir yaklaşım biçimi geliştirebilirler.


PM:
Öğrencileriniz görsel ihtiyaçlarını nereden ve ne şekilde karşılıyorlar?
TFU: Okulun lisanslı görselleride var ama çoğu öğrencinin kendi digital makinesi var. Artık neredeyse herkes kendi görselini kendi oluşturuyor.

PM: Mezunlarla ilişkileriniz hala devam ediyor mu?
TFU: Tabi. Öğrencilerim hala ararlar, mail atarlar. Onun dışında mezunlarla iletişim platformumuz var. Buradan kimlerin neler yaptığını, hangi işlerde çalıştıklarını görebiliyoruz. Mezunlar bu web sitesine kendileri kayıt oluyor sonra biz buradan arayarak kendilerine ulaşabiliyoruz.

Çalışmalar: 1-2- Candaş Şişman 3- Onur Şentürk                                                  

hspace=0hspace=0hspace=0
PM:
San Diego Eyalet Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik tasarım bölümünde dersler verdiniz. Yurtdışı eğitimiyle Türkiye de ki eğitim arasında farklar nelerdir? Kültürel farklılar tasarımı etkiler mi?
TFU: Doğru her ikisini de farklı yerlerde yapma şansım oldu. Arada çok önemli bir kaç fark var. Birincisi çok net söyleyebilirim ki; bizim insanımız çok daha becerikli ve akıllı. Ben mesela orada çok ince ayrıntısına giriyorum yani mesela orada yazılıma daha çok ağırlık veriyorum. Ayrıca zamanlama; ders saat 8.30 da başlar, zamanında herkes oradadır. Herkes ders saati sınıfındadır dakika geçirmemeye çalışırlar. Bizde bu 8:30 sularında demektir, 9:00 olur 9:30 olur bildiğiniz gibi.

PM: Biraz kitabınızdan bahsedelim? “Görsel İletişim ve Grafik Tasarım“ da içerik nedir?
TFU: Kitap görsel iletişimin, sembol, işaret ve göstergelerle kurulu dünyasını, bu dünyanın grafik tasarım içindeki varlığını araştıran ve örnekleyen bir yapıda tasarlanmıştır. Çok kısa sürede ilk baskısı tükendi, ikinci baskı yapıldı o da tükenmek üzere.  Bu kitabın arkasında, kitap ile ilgili düşünce ve önerilerinizi şu adrese e-posta yoluyla iletebilirsiniz diye yazdım ve o kadar ilginç mailer aldım ki. İşte mesela lise öğrencisi, emekli öğretmen, matbaada çalışanlar yazmışlar ben çok faydalandım bunları hiç bilmiyordum diye. İletişim fakültesi, basın yayın öğrencilerinden güzel tepkiler aldım. Yeni bir kitap projem var onun hazırlıklarına da başlayacağım.

PM: Nasıl öğrenci alıyorsunuz? Şu an var olan sistem nedir?
TFU: İlk başta ÖSS'de barajı geçiyorsunuz. Bize başvuruyorsunuz yetenek sınavı için. 1. Sınavda modelden desen çizdiriyoruz. Biz bu sınavla sonunda adayın gözünün, beyninin ve elinin kordineli şekilde çalışıp çalışmadığını test ediyoruz. Eğer ilk aşamada başarılı olurlarsa ikinci aşamaya çağırıyoruz. Bizde bölüm sınavı şu an da yok. Aday en çok istediğinden az istediği bölüme doğru çoklu tercih yapıyor. Bize teslim ediyor ve sınava giriyor. Sınava girdiği andan itibaren adayın ismi bantlanıyor açılmayacak şekilde. Ve değerlendirme yapılıyor. İlk sınavda bu adam görebiliyor ve görebildiklerini kağıda geçirebiliyor diyoruz. İkinci aşamada bu sefer artık hayal ederek yaptıklarını, yaratıcılığını görmek istiyoruz.

hspace=0PM: Şöyle söylentiler oluyor. Sınavı değerlendirenler o günkü psikolojisine göre not veriyor, torpil olabiliyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
TFU: Tabi tabi, havaya atıyoruz ilk düşen kağıdı seçiyoruz hatta… Öyle bir şey yok şöyle sorayım ben size. Siz geldiniz dolaştınız, işler gördünüz, beğendiniz. Eğer biz gerçekten şans eseri ya da torpille öğrencilerden bu işleri çıkartabiliyorsak herhalde sihirbaz olmalıyız. Hiç öyle bir yeteneğimiz yok. Kötü ağaçtan iyi sandalye yapamazsınız gün gelir biri ondan düşer.


PM:
Photoshop’un hangi versiyonu var bilgisayarlarınızda?
TFU: Şu anda 7.0 kullanıyoruz. Ama yeni dönemde CS’e geçmek istiyoruz. Ama bizim temelde ki hedefimiz şu: en yeniyi kullanmıyor olabiliriz, fakat elimizdekini en verimli kullanmaya çalışıyoruz.

PM: Photoshop yakın bir zamanda Türkiye‘de sadece Türkçe olarak  satılacak bunu duymuşmuydunuz?
TFU: Yok duymamıştım. Açıkçası çok tedirgin olurum bu durumda çünkü bazı terimleri Türkçeleştirmek için profesyonellerin yanı sıra dil bilimcilerinde çalışması gerek. Görmeden birşey diyemem. Türkçeleştirmek güzel ama önemli ve zor bir iş, ardında büyük sorunları getirmez inşallah.

PM: Dergimiz hakkında ne düşünüyorsunuz?
TFU: Bir çok dergi var ama grafik tasarımla ilgilenen dergiler az. Biz kendi söküğümüzü dikemiyoruz. Böyle bir dergiye ihtiyaç vardı zaten. Tebrik ederim başarılarınızın devamını dilerim.

PM: Çok teşekkür ederiz.

 

 

December 2005

 


Röportaj