Photoshop Magazin
 


Standartsızlığın Standardı var mıdır ?

01 December 2005 | Sayı: Dec 2005
 
1 2 3 4 5
 

Bir dönem neredeyse dünyanın yarısına hükmeden bir ulusun torunları olarak, şöyle geriye dönüp hangi konularda dünyaya bir standart kazandırmışız dediğimizde, hüzünle başımızı öne eğiyor durumundayız. Haydi standart yapmamışız, peki yapılan standartları ne kadar benimsemiş ve uyguluyoruz diye baktığımızda o da ayrı bir kabus durumu…

Yoğurt, mucidi olduğumuz tüm dünyada tanınan, sevilen bir yiyecek ama uluslararası standartlarını belirleyen üretimi bizimkinin yarısı dahi olmayan ülkeler. Kaldı ki bize meyvelisini değişik markalar altında üretip satanlarda farklı değil. Tabiî ki burada yoğurt süt yada dünyada nelerin isim babası kimler tartışacak halimiz yok.

Ancak sektörümüze bakarsak, sektörün takip bile etmediği, bihaber olduğumuz Avrupa ve Amerika da parmak ısırtan tazminat davalarının sebebi olmuş ama bizde hala sorun olarak dahi kabul edilmeyen bir ton standartla karşılaşırız. Bunlar tasarım sürecinden baskıya, iş hazırlama süreciyle devam eden ve baskıyla son bulduğu düşünülen ama teslimatla son bulan zincirin halkalarında olması gereken olmazsa olmazların bütünü diyebiliriz.

Biz kendi kapımızın önünden başlarsak, kaç tane ajans Photoshop’u kurar kurmaz ekran ve yazıcı kalibrasyonunu yapıyor yada yaptırıyor ve bu paralelliğin ICC profillerini matbaasıyla paylaşıyor? Hadi yapıyor diyelim, peki ekran kalibrasyonunun hangi periyotlarda düzenli olarak yapılması gerektiğinin doğru cevabını kaç kişi verebilir? CRT monitörler ile LCD monitörler arasındaki standart farklılıklarını kaç kişi kendinden emin şekilde söyleyebilir. Hepimizin bildiği Pantone katalogları vardır matbaalarda kirlenmiş, yıpranmış, dağılmak üzere emektar Pantoneler; trigromi baskıda renklerimizin matbaa ustası tarafından belirlendiği. Ama ofisimizdekiyle onun arasında ne kadar yaş ve renk farkı vardır bilinmez. Kaldı ki tüm Pantone kataloglarının üzerinde kullanım süresi yazar. Ama merak edilip de okunmamıştır o yazı.

Peki bu standartlar, bu iş süreçlerinin gereksiz halkaları mıdır? Yani ülkemizde uygulanmadığı halde hala her gün forma forma işler basılmıyor mu ? Bir yerlerde boşu boşuna zaman ve paramı harcamak anlamına geliyor standartlar?

Aslında son on yıldır standartların uçuştuğu bir ülkeyiz. Ülkemizde son on yılda cumhuriyet tarihi boyunca alınmış standart belgelerinin toplamından 100 kat fazlası alınmış. Neredeyse bir çok firma, artık aldıkları standardın logolarıyla beraber kullanır hale gelmiş logolarını. Peki standartlar alınıyor ama uygulanıyor mu ? Bu standartları şirketlere almak ve bu işin takibi için ciddi takımlar kurulmuş hatta bir sürü sırf bu hizmeti veren üçüncü parti şirketlerde kurulmuş. Acaba standart simsarlarımı desek bunlara?

Peki sektörümüzde neler yapılabilir sorusunun tam karşılığı ne olmalı sizce ? Bir takım standartlardan bahsedince hemen top matbaalara gidiyormuş gibi görünüyor. Standart eşittir teknik adam ve makineden mi ibaret? Ajanslar matbaalardaki bir takım standartları sorar sorgular hale geldi. Ama ajansların sundukları hizmetlerin standartları ne durumda ? Ayrıca standart almak zam yapmak olarak algılanıyor ülkemizde. Biraz açarsak, örneğin standartlarını yükseltip gerçekten uluslararası kalite standartlarına uyarak çalışan matbaaların uymayanlara göre yüzde 30 gibi bir fiyat farkı ile işlerini basabildiklerini bir takım yayınlardan takip ediyoruz. Bu fiyat farkını doğal karşılayarak ajanslar matbaalarıyla çalışmaya devam ediyorlar mı ? Yoksa standart alan kurumlar portföylerinde kayıplar mı yaşıyor? Standartları uygulayabilmek için teknik anlamda standartlarını almış ürünler tüketilmeli olduğunu biliyoruz. Bunlarda standartlarını koruyabilmek için üretim aşamalarında standartlara uyan evsafla üretilmeliler gibi bir takım, yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan benzeri döngüye dönüşüyor.

Ama hizmet sektöründe, özellikle ajanslarda verilen hizmet söz konusu olunca, standartlar dönüp dolaşıp eğitime geliyor. Çünkü personelin eğitimi ve kabiliyetleri ile orantılı bir kalite söz konusu. Burada da otomatikman standartları yakalamanın bedeli fiyat artışı gibi görünüyor.

Aslında ucuz mal her zaman en pahalı maldır bunu eminim herkes yaşamıştır. Hizmet sektöründe standartları belirleyen ise kesinlikle personelin vasıfları yada vasıfsızlıkları olacaktır.

Sonuç; dünyadaki bir çok standartın, modülerliğin gidişatı son sürat iken ülkemizde ne oluyor bizler nereye gidiyoruz? Standartsızlığın da bir standardı olmalı diyorum. Bunun içinde haydi herkes kapısının önünü süpürsün diyorum.

 

December 2005

 


Bakış