Photoshop Magazin
 


Endüstriyel Tasarım ve Photoshop

01 December 2005 | Sayı: Dec 2005
 
1 2 3 4 5
 

hspace=0


Tamer Nakışcı


Photoshop Magazin: Kendinden bahsedebilir misin?
Tamer Nakışçı: 1982 doğumluyum. Mimar Sinan Üniversitesi ne girmem ile tasarım hayatım başladı. Daha doğrusu aileden, abimden gelen, babamdan gördüğüm bir heveslenme diyebiliriz. Babamın ahşap atölyesinde büyüyerek, maketler yaparak... Zaten ilgim vardı. Üniversiteye girerken de bir tek bölüm istedim, o da endüstriyel tasarım. Onu da ilk senemde başardım. Ondan sonra eğitim süreci başladı… 1-2 sene geçtikten sonra Fiat için okulda tasarım yapılması istendi. Bütün bölüm yaptı. Ben grupla çalışmayıp kendim çizdim. Projede tek başına veya sadece otomobil parçası istendi. Ben otomobil çizdim. Animasyon sunum yaptım. Projeme inandım. Fiat'tan okula geldiler, incelediler. Herkesin çalışmalarına baktılar. 2 ay sonra da aradılar.

PM: Peki bu projenden bize biraz bahsedebilir misin?
TM: Fiat'ın incelemesinden 2 ay geçti, biz yeni projelere başladık, yeni dönem başladı derken Fiat'tan bir telefon geldi. Asıl kırılma noktası burası oldu zaten. O andan itibaren Milano’da buldum kendimi. Fiat gibi firmanın kanatları altında. Orada bir sene Milano da, Torino'da gerçek bir fabrikada çalışma fırsatı buldum.

PM: Nokia projen nasıl oldu, bu yarışmayı nereden duydun?
TM: Türkiye’ye geldim 1-2 hafta boş durdum; ama kendimi rahatsız hissetmeye başladım ve çalışmaya karar verdim. İyi bir tasarım firmasında işe girdim. Orada hem iş tecrübesi kazanıyordum hem de yarışmaları takip ediyordum. Nokia tasarım yarışmasını da  internette dolaşırken tesadüfen buldum. Zaten çok dikkat çeken bir sitesi var. Katılayım diye düşündüm ve hiç çekinmeden katıldım. Normalde çekinir, korkardım. Çok büyük bir yarışma diye düşünürdüm ama İtalya’da olduğum sürelerde bunun böyle olmadığını herkesin tasarımı korkmadan yapması gerektiğini gördüm. Bir de çok güzel bir fikir aklıma gelince, katılayım dedim.

PM: Projelerin hayata geçecek mi? Biz bu telefonu kullanabilecek miyiz?
TM: Helsinki’de bir basın toplantısında da böyle bir soru geldi ve Nokia’nın baş tasarımcısı da Üretilmesi zor, fakat mümkün. Teknoloji el verdiği zaman yapmayı düşünüyoruz dedi. Ben de birebir yapacaklarını düşünmüyorum zaten. Yani başka bir konsepte uyarlayabilirler. Ama umarım böyle bir şey olur ve bizler de kullanırız.

PM: Nokia’dan iş teklifleri geldi mi? Neler yapmayı düşünüyorsun?
TM: Nokia ile kontakt devam ediyor, bağı koparmak istemiyorlar. Okul bittikten sonra da çalışma imkanım olduğunu söylediler. Ben de tecrübe kazanmak için tabii ki çalışmak isterim. Ama daha bir çizgi belirlemedim çünkü buradaki eğitimim devam ediyor. Çok net bir hedefim yok şu anda ama tüm fırsatları değerlendirmek isterim.

PM: Yurt dışında gördüğün eğitimle burada gördüğün eğitim arasındaki fark nedir? Orada bu işler nasıl yapılıyor?
TM: Aslında ben İtalya’da eğitim görmedim ama workshoplardan, oradaki öğrencilerden, tasarıma hangi açıdan bakıldığını görebiliyorsunuz. Türkiye’deki eğitim biraz daha teknik kalıyor. Tasarım 1-2-3 diye ilerler bizde 2’den başlıyor bu süreç. Öğrenciler projeyi bitiriyorlar ve Hocam ne renk olsun diye soruyorlar. Önce buna karar vermek gerekir. Tasarımda ilk başta bütün o çekirdeği tam oturtmak gerekir ki işin teknik kısmına geçilsin. Mesela Fiat'ta kaynaşmak, işi öğrenmek adına bir proje verildi. Projenin konusu ‘beyaz’. Sadece beyaz... Bu kadar... 1 haftanız var dediler ve gerisini bize bıraktılar. Beyaz denilince bir sürü şey gelebiliyor insanın aklına. Kar, yalınlık, saflık, pamuk... İşte bunları düşündürüyorlar bize. Fakat burada şunu şunu yapın dediklerinde yapıyorsun, teknik kısmından başlıyorsun. Düşünmeyi bu durumda geri plana atıyoruz. Tasarlarken hem malzemeyi düşünüp hem tekniğini düşünürsek ortaya güzel şeyler çıkar.



hspace=0 hspace=0 hspace=0

hspace=0

PM: Neden Nokia 888? Özel bir sebebi var mı bu ismi vermenin?
TM: Nokia’nın telefonları hep 4 rakamlı. Farklı olmalıydı. 3 basamaklı olabilir diye düşündüm öncelikle. 8 rakamının da telefonumun konseptine birebir uyduğunu fark ettim. Telefon form değiştirdiği için 8’i bir sonsuzluk simgesi olarak gördüm.

PM: Tasarımlarında genelde yuvarlaklar var zaten. Nokia için tasarlamış olduğun telefon konsepti biraz daha büyütüp Fiat için tasarlamış olduğunuz otomobilin koltuğunun yerine koyarsak aynı şey çıkıyor. Bu belirli bir çizgin olduğunu mu söylüyor bize?
TM: Evet çok yakın. Oradaki mantık da öyleydi zaten. Koltuğun formunun değişmesiydi. Ben bunu olumsuz bir şey olarak görmüyorum. Bir tasarımcının belli bir dili olması gerektiğini düşünüyorum. Bu tekrar etmek anlamına değil bütünlük anlamına geliyor bence. Benim bir çizgim olduğunu anlatıyor insanlara.

PM: Peki tasarımda son yıllarda yuvarlak hatların olması trend haline mi geldi yoksa bu durum teknoloji yuvarlak geçişleri daha rahat yapabildiği için mi böyle? 
TM: Evet, yuvarlak geçişler son dönemlerde çok.  Rahatlık açısından teknolojiyle birebir bağlantılı belki ama ben bunun gelip geçici olduğunu düşünüyorum. Arabalarda son yıllarda o sert hatlar hiç kalmadı.

PM: Projenin yanında yaptığın animasyondan da bahsettin. Hangi programı kullandın?
TM: Adobe After Effects kullandım. Animasyonumu da projemi desteklemesi amacıyla yaptım.

PM: Photoshop'la ilk ne zaman tanıştın?
TM: Üniversiteye girdiğim zaman diyebilirim. 2000 yılında falan.

PM: Photoshop'ta neler yapıyorsun? Hangi versiyonunu kullanıyorsun?
TM: CS’i kullanıyorum. Ben bir ara araba çiziyordum. Şimdi renklendirmelerimi yapıyorum. Efektleri, filtreleri kullanıyorum.

hspace=0 hspace=0

hspace=0 hspace=0

PM: Photoshop'ta en sevdiğin özellikler neler?
TM: Blur’ları severek kullanıyorum. Gaussian blur, radial blur... Onlardan güzel şeyler çıkıyor. Gren atıyorum üzerine mesela çalışmalarımın.

PM: Photoshop'un eksik bulduğun bir yanı var mı?
TM: Bazen tam ekran çalıştığımda ‘F’ bastığımda full ekran oluyor. Text’le bir şey yazdığımda o text’i kapatamıyorum. Kapatıyorum ama uzun bir yoldan... Onun kısa yolu var mı bilmiyorum ama olması gerektiğini düşünüyorum.
 
PM: En beğendiğin tasarımın hangisi?
TM: Çok zor bir soru. İnsan çocuklarını ayıramazmış ya... Ama Nokia ve Illusion diyebilirim.

PM: Dünyada ya da Türkiye’de esinlendiğin isimler var mı?
TM: Ross Lovegrove, Marc Newson denilebilir. Belli çizgileri var ve bu beni çok etkiliyor.

PM: Bölümün için iş imkanları nedir?
TM: Bölümden çıkanların bir kısmı iç mimar oluyor, bir kısmı da fuar standı yapıyor. Okuldan çıktıktan sonra kişi kendini geliştirmezse zor iş bulur. Çabalaması gerekiyor.

PM: Ekonomik anlamda para kazandığın bir çalışman var mı?
TM: Şöyle, benim ufak tefek yaptığım grafik tasarımlar, onun dışında iş yerinde yaptığım tasarımlar var. Mesela bilişim fuarındaki Nokia standının büyük bir kısmı bana ait. Şimdilik böyle. Serbest olarak tasarım yapıp satmam şu aralar olacak. Bir zemin grubuyla anlaştık. İlerleyen günlerde umuyorum ki olacak.

PM: Sektöre hazırlanan gençler için önerilerin var mı? Mesleğini tavsiye edebilir misin?
TM: İyi düşünsünler öncelikle. İlk başta çok renkli gelebilir. Bu yüzden mesleği enine boyuna araştırsınlar. Bölüme girdikten sonrada kendilerine iyi bir yol çizsinler. Kendilerini okul dışında da geliştirsinler.

PM: Sence kültürel farklılıklar tasarımı etkiliyor mu? Bir tasarımı gördüğümüzde bu Türk tasarımıdır diyebiliyor muyuz?
TM: Tabii etkiler. Her ülkenin kendi kültürel tarzı var. Herkes kendi kültürel tarzını korursa, taklit etmezse güzellikler daha da ortaya çıkacaktır. Türk tasarımına baktığımızda hemen anlaşılmasa da yavaş yavaş adımızı koymaya başlıyoruz bence. Defne KOZ’un yaptığı tasarımlar tanınmaya başladı.Onun çizgisi anlaşılıyor. Ama sanatını ilk bakışta tam olarak tanıdığımız İtalya var derim. 

PM: Bir endüstriyel tasarımcı Photoshop'tan nasıl yararlanır, neler yapar?
TM: Sunum anlamında çok büyük bir faydası var. Mesela görselleri yerleştirmek, objeleri birleştirmek için. Nokia projesini ele alırsam, Nokia’nın ekranında görseller var. O görsellerin ekrandaki parlaklığını ayarladım. Hem hız kazandırdı, hem de ortaya güzel bir şey çıktı. Yani tasarımların üzerine görsel eklenmesi ve onların renkleriyle oynanması konusunda çok faydası var. Diğer programlardan aldığım renderlarla oynuyorum. Zaten endüstriyel tasarımcıların çoğu Photoshop bilir. Photoshop'u tüm ülkeler kullanıyor.

PM: Son olarak söylemek istediğin şeyler var mı?
TM: Tamer Nakışçı; tam anlamıyla öğrenci değildir. Ciddi işler almaya başladım çünkü artık. Ayrıca Türklerin çok şeyler başaracağına artık herkes inansın! 

PM: Teşekkür ediyoruz.  

hspace=0

 

December 2005

 


Sektörel Photoshop