Photoshop Magazin
 


Renk Yönetimi-2

01 October 2005 | Sayı: Oct 2005
 
1 2 3 4 5
 

 Renk Yönetimi - 2  Fotoğraf Çekimi ve Görsel Standartlar



hspace=0Renk Yönetimi’nde ilk halkayı teşkil eden görsellerin belli standart renk kalitesinde olması gerekmektedir. Üretimdeki tüm işlemler müşteriden gelen görsellerdeki renk tonlarına göre düzenlenir, kontroller ve ayarlar  dia ve opaklardaki renk tonları hedef alınarak gerçekleştirilir. Bu bakımdan görsellerin fiziksel ve renk kaliteleri Renk Yönetimi’nin, dolayısıyla baskı üretiminin kalitesini doğrudan etkiler. Renk Yönetimi’nin başarıya ulaşabilmesi için fotoğrafçılarımızın da bu standartları öğrenmeleri ve stüdyolarında gerekli altyapı ve donanımları tesis etmeleri gerekir.

Dialardaki renkler çekimde kullanılan objelerin renk tonlarına ne kadar yakın olursa başarı şansı o kadar yüksek gerçekleşir. Gerek film, gerekse dijital çekimler yapılmadan önce, kameraların doğru ve gerçek renk tonlarında çekim yapabilmeleri için kalibre edilmeleri şarttır. Bilhassa günümüz teknolojisinde ağırlıklı olarak kullanılan dijital kameralardaki yazılımlar renk kalibrasyonununa önemli kolaylıklar getirmiş ve Renk Yönetimi’nin kurallarına uygun yapıya  kavuşmuştur.
D50 ışık kullanılarak beyaz, siyah ve gri ton ayarları yapıldıktan sonra standart renk skalaların (HTC, IT8) çekimleri gerçekleştirilmeli ve orijinal ile çekim arasındaki farklar yazılım üzerinde gerekli düzeltmeler yapılarak giderilmelidir.

Renk Yönetimi’nde ilk unsur, orijinal objelerin renk tonlarına en yakın görüntünün elde edilmesinin sağlanmasıdır. Müşterilerden gelen görsellerin gerçek objelerin renk tonlarına ne kadar uyum sağladığı mutlaka 5000 Kelvin ışıkta kontrol edilmeli, olanaklar dahilinde renk ayırım, tarama, rötuş, prova ve baskı işlemleri gerçek objeler kullanılarak gerçekleştirilmelidir. Bu konuda en çok dikkat edilmesi gereken kritik renk tonları şüphesiz CMYK %nokta değerlerinin çok düşük oranlarda kullanıldığı pastel renklerdir.

Fotoğraf kalitesi ne kadar yüksek olursa olsun, görsellerdeki renk tonları çekimi yapılan orijinal objelere uyum sağlamadıktan sonra Renk Yönetimi’nin yapabileceği fazla bir seçenek kalmaz. Her ne kadar rötuş uygulayarak renk tonları üzerinde değişiklik yapma olanağı bulunsa da, fotoğraflara uygulanacak her bir rötuş görselin kalitesini olumsuz yönde etkiler ve yeterli renk bilgisine sahip olmayan tarama operatörü veya rötuşer tarafından daha kötü sonuçlar ortaya çıkar.
Görsellerdeki renk doğruluğunun garanti altına alınabilmesi ve çekimi yapılan objelerle dialardaki renklerin eşit tonlarda elde edilebilmesini sağlamak için çekimlerde renk ve gri ton skalaları kullanılır. Aynı ışığı alacak şekilde objelere yakın yerleştirilen bu renk skalaları, tarama sırasında operatörlere kesin rehber teşkil etmekte ve renk rötuş çalışmaları bu sakalalar üzerinden yapılmaktadır.

Bilhassa opak renk skalalarının da belli kullanım süreleri mevcuttur. Renk Yönetimi çalışmalarında da rehber olarak kullanılan skalalar kullanım süreleri bittiğinde mutlaka yenileri ile değiştirilmelidir.

DİAPOZİTİF FİLM

Diapozitif filmlerin en büyük dezavantajı emülsiyon yapısı ve kimyasal reaksiyonlardan doğrudan etkilenmesidir. Filmin özelliği ve yapısı, banyo kalitesi, kart baskısı ve tarama kalitesi, filmlerin baskıdaki renk kalitesini doğrudan olarak etkiler.

>> Ne kadar mükemmel resimler de çekilse, gerçek görüntü ile film üzerindeki görüntü %100 aynı renk tonlarında gerçekleşmesi renk genişliği (gamut) farkından dolayı mümkün değildir. Deklanşöre basıldığı andan itibaren görsellerdeki renk tonlarının nasıl çıkacağı bilinmez, çünkü filmden baskıya geçiş sürecinde birçok kayıplar meydana gelir. Keskinlik, detay, ton ve renkler değişimlere uğrar.  Bunun sonucunda baskıda elde edilen görüntü hiçbir zaman orijinal çekim görüntüsü değildir. Bilhassa karta basılan ve karttan tarama yapılan resimlerin kalitesinde % 50’ye varan kayıplar meydana gelir. Bütün bu kayıpları önlemek ve görsellerin orijinal objedeki renk tonlarına uygun şekilde basılabilmesini sağlamak için ışıklandırma dahil birçok konuya özen gösterilmesi ve uluslararası kalite standartlarına mutlaka uyulması gerekir.
>> Baskı üretiminde en yüksek kalitede görseller ve renk tonları elde etmek için orta veya büyük format filmler tercih edilmeli, 35 mm film ve karta basılmış resimlerin kullanılmamasından kaçınılmalıdır.
>> Filmlerde en koyu siyah alandaki densite (yoğunluk) değeri Dmax: 3.0 - 3.5 arasında olmalıdır.
>> Son kullanım tarihlerine dikkat edilmeden satın alınan bayat (ucuz) filmlerde rötuşlanması olanaksız renk uçmaları ve sapmalar oluşur.
>> Banyo kimyasallarının yanlış kullanımı, aynı banyoda birçok değişik marka filmin birarada veya arka arkaya yıkanması, bayat banyo kullanılması vs., filmlerde ‘overall cast’ genel renk sapması oluşturur.
>> Küçük format (35 mm) filmlerin baskı için aşırı oranda büyütülmesi gren problemine yol açar. Ayrıca küçük format filmlerin renk genişliği ve derinliği çok düşük olduğu için, bilhassa koyu alanlarda fazla detay elde edilemez. Bu sebeplerden dolayı daha büyük format film ve kamera kullanılması gerek kalite ve gerekse Renk Yönetimi bakımından önemlidir.
>> Filmin baskı ve renk kalitesindeki en büyük dezavantajı ‘gren’dir. Filmin emülsiyon-ışık hassasiyeti (ASA / ISO) yükseldikçe, gren problemi de beraberinde yükselmektedir. Yüksek ASA / ISO filmlerin baskı ölçüleri arttıkça, grenler gözü rahatsız edecek derecede büyür. Yüksek ASA / ISO filmlerden kaçınılmalı, mutlaka kullanılması gerektiğinde daha büyük format film ve kamera tercih edilmelidir.
>> Kopya dialardan kaliteli baskı beklemek büyük hatadır. Keskinlik, derinlik, detay ve renk genişliği %10-%20 kayba uğrar, ton eğrisi düzleşir, ara geçiş tonları kaybolur. Ofset baskı için kesinlikle kopya dia film kullanılmamalıdır.
>> Filmden kaliteli tarama elde etmek için konvansiyonel ‘drum-scanner’ kullanılmalı, Newton halkaları (hare) oluşmaması için ise dianın emülsyon kısmı ile silindir arasına yağ sıkılmalıdır. Diaların jelatin yüzeylerine ise parafin sürülerek, jelatin kısmındaki çizikler doldurulmalı, bu çiziklerin taramalarda görünmesi engellenmelidir.
>> Çekim aşamasında özel amaçlı filtreler, renkli spot ışık veya röfle unsurları kullanıldığı zaman, objeler doğrudan etkilenir ve dialarda gerçeğinden daha farklı renk tonlarında çıkar. Çoğu zaman tarama, rötuş ve baskı operatörlerini ikilemde bırakan bu tür görselleri içeren projelerin üretiminde mutlaka müşteri ve fotoğraf sanatçısı ile mutabakata varılmalı ve Renk Yönetimi birlikte kurgulunmalıdır.

DİJİTAL FOTOĞRAFLAR

Dijital kameraların çözünürlükleri yükseldikçe, filme olan üstünlükleri her geçen gün artmaktadır. Günümüzde 4 - 6 megapiksel (mp) çözünürlüklü herhangi bir dijital kamera ile çekilenfotoğrafların, 35 mm filmden her açıdan üstün oldukları kesin olarak saptanmıştır. 12-18 mp çözünürlükteki dijital fotoğrafların baskı kalitesi ise orta format filmlere eşdeğerdir. Çok daha yüksek çözünürlükteki Dijital Back’ler ise günümüzde birçok profesyonel fotoğrafçı tarafından kullanılmaktadır. Bilhassa gelişmiş ülkelerde orta format film kullanımı bir hayli azalmış, profesyonel fotoğraf stüdyolarının çoğu baskıda sağladığı kalitenin yanı sıra, sayısız avantajlarından dolayı dijital sistemlere geçmiştir. Ülkemizde pek kullanılmayan büyük format filmlerin baskı kalitesindeki üstünlüğü şimdilik devam etmesine rağmen, teknolojinin bu hızlı gelişimiyle bir kaç yıl içinde üstünlüklerini dijitale kaptıracakları da bir gerçek.

>> Dijitalin en büyük avantajı, baskı kalitesini en çok etkileyen filmdeki gren sorununun olmayışıdır. Bu sebeple, dijital fotoğrafları ne kadar büyültseniz de, gren problemi yaşamazsınız. Kamera çözünürlüğü ne kadar yüksek olursa, fotoğrafları, hiçbir kayıp olmadan, o kadar fazla büyütebilirsiniz.
>> Dijital fotoğraf, çekmiş olduğunuz orijinal görüntüye en yakın olanıdır. Hiçbir ara işlem görmediği için değerlerde hiç bir kayıp olmaz, çekimden önce gerekli renk düzeltme ve kalibrasyon ayarları yapıldıktan sonra objelerin gerçek renklerine en yakın görüntüler elde edilebilir.
>> Dijital kameralar bilgisayarlara bağlanarak, ekran üstünde doğrudan çekim yapabildikleri için, gerçek orijinal görüntüyü aynı renk tonlarında çekebilme olanağına sahiptir. Hatta  bilgisayar ekranı baskı standartlarına göre profesyonelce kalibre edilmiş ise, çekilen görüntülerin baskı provası (softproof) aynı anda monitörde görülebilir.

hspace=0

Kamera üstündeki LCD ekranlar teknik olarak gerçek görüntü renklerini yansıtamaz. Bakış açısı ve çevre ışıklandırma şartlarına göre renk tonları değişir. Bu sebeple bilhassa iç mekan çekimlerinde ekranı kalibre edilmiş bilgisayar kullanımı Renk Yönetimi’nin başlangıcında birçok problemi ortadan kaldırmaktadır.

>> Dijital fotoğraflara el değmediği için kaybolma, yırtılma, çizilme, leke, toz, parmak izi, yağlanma vb. gibi problemler yoktur.
>> Kimyasal hiçbir reaksiyon olmadığı için, renk sapmaları, renk uçmaları vs. gibi kayıplar yoktur. Fotoğrafların baskı aşamasına kadar olan, “renk tonlarının ve kalitenin etkilenmesi” safhasında hataya maruz kalması ve orijinal görüntünün bozulma şansı neredeyse sıfırdır.
>> Filmlerin ucuz ve kalitesiz scanner’da taranması sırasında meydana gelen renk sapmaları, kayıplar ve operatör hataları gibi olumsuzluklar dijital fotoğraflarda bulunmaz, çünkü dijital görselin taranması diye bir unsur yoktur. 

Operatörün o günkü ruhsal ve psikolojik durumu bile yapmış olduğu taramaların kalitesini etkilemektedir. Ayrıca, herkes operatörün bilgi, tecrübe ve yeteneğine güvenmek zorunda olduğu için, taranmış fotoğrafların kalitesi hiç kontrol edilmeden baskı üretimine gönderilir. Sonuçta çoğu zaman binbir emek vererek çekilen fotoğraflar çok farklı renk tonlarında basılmak zorunda kalır.

>> Dijital fotoğrafların kopyaları da aynı kalitede olduğu için, CD’lere kayıt yapılarak her yere dağıtılabilir.
>> Dijital fotoğraflar her zaman TIFF olarak saklanmalı ve hiçbir sıkıştırma programı uygulanmamalıdır. JPEG ve benzeri sıkıştırma programları fotoğraflardaki detayları azaltır, orijinal görsel kaliteyle birlikte renk düzenini bozar.
>> Baskı kalitesinde filmin dijitale en önemli üstünlüğü çok daha yüksek derinlik ve ton geçişlerine sahip olmasıdır. Ancak dijitalin çözünürlük sayısı yükseldikçe bu üstünlük ortadan kalkmaktadır. Dijital fotoğrafların ofset baskıda daha kaliteli ve orijinal renk tonlarında çıkması, kameranın gerçek fiziksel çözünürlüğüne bağlıdır. Interpolation sadece orijinal fotoğrafın piksel adedini sayısal olarak çoğaltır. Bu sebeple interpolation ile sağlanmış olan çözünürlük baskı kalitesinde fazla etkinlik sağlamaz.
>> Dijitalin en büyük dezavantajı ve sorunu; fotoğraftaki renk, ton, detay, keskinlik, gri ton, kontrast vb., kontrolleri yapacak, gerekli rötuşları gerçekleştirecek bir operatör veya kurumun olmamasıdır.
Renk Yönetimi’nin en büyük faydası bu aşamada ortaya çıkmaktadır.
Adobe Photoshop kullanan birçok grafiker ve operatör renk rötuşularının nasıl yapılacağını tam anlamıyla ve bilimsel olarak bilmez ve CMYK %nokta değerlerinden anlamaz. Kısacası bilgisayar operatörlerinin renk bilgileri hemen hemen hiç yoktur. Bu sebeple dijital fotoğrafların renk rötuşlarını baskı tekniğine göre yapamazlar.

Renk Yönetimi uygulamasına geçildiği zaman baskı sistemine göre kalibrasyonu ve renk eşleştirilmesi yapılan ekranlar veya kurgulanan ICC profiller sayesinde bilgisayar başındaki operatör ekrandaki renk tonlarına istediği gibi müdahale edebilir ve gerekli renk düzeltmelerini gerçekleştirebilir.

FOTOĞRAF BASKILARI

Negatif film kullanılarak veya dijital çekimlerden elde edilen görüntülerden basılmış fotoğraf kağıtlarındaki görseller orijinal çekimlere göre %10-20 kayba uğrar. Orijinal çekimlerdeki derinlik, detay, kontrastlık ve renk genişliği hiçbir zaman fotoğraf baskılarından elde edilemez.

Bu tür baskılardaki emülsyon densite değerleri düşük olduğundan (D-max: 1.5 - 2.0) baskı üretiminde arzu edilen kaliteye ulaşılamaz. Diapozitif filmlerin densite değerleri 3.0 - 3.5 arasında olduğu için renk genişliği ve detay derinliği baskı opaklarına göre 10 kat daha fazladır. Fotoğraf kartlarının marka ve cinslerine göre yüzey fiziksel, kimyasal ve görsel özellikleri değişiklik arzettiği için sağlayabildikleri renk derinlik ve genişlik değerleri de değişmektedir.

Ayrıca kart basımlarının yapıldığı fotoğraf atölyelerinde kullanılan sistemler ile kimyasallar da renk ve ton kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Aynı negatif film baskı için farklı fotoğraf atölyelerine gönderildiğinde gelen neticeler inanılmayacak derecede farklı renk tonlarında çıkmaktadır. Birçok fotoğraf atölyesi aynı banyo ile yüzlerce, binlerce kart basmakta, birçoğunun baskı makineleri kalibresiz ve denetimden uzak, sağlıksız çalışmaktadır.

>> Baskı üretiminde fotoğraf kartından tarama yapmak yerine negatif film kullanılması tercih edilmelidir. Birçok tarama ünitesi ve konvansiyonel scanner fonksiyonları, negatif filmlerden mükemmel taramalar elde edilebilmesine olanak tanımaktadır.

TRAMLI OPAKLAR

Daha önce basımı yapılmış tramlı opaklarda, kağıt cinsi, kağıt kalınlığı ve kullanılmış olan tram sıklığı ile nokta şekilleri renk tonları ve görsel kaliteyi doğrudan etkiler. Bu tür opakların taranması sırasında, Moire harelerenin oluşumuna sebep olan tram ve noktaların görünmemesi için netlik kırılarak yumuşatılır. Bu sebeple fotoğraf kartına basılmış opaklardan elde edilen neticeye oranla çok daha fazla kayıplar meydana gelir. Netlik kırıldığı için keskinlik azalır, detay, kontrastlık ve derinlik kaybolur, renk tonları birbirine girer ve resim düzleşir.

>> Mecbur kalmadıkça tramlı opaklar kullanılmamalıdır. Mutlaka kullanılması gerektiğinde ise, orijinal boyutlarından daha küçük ebatlara taranarak kullanılmalı ve renk rötuşlarının mutlaka orijinal objelerdeki tonlarına göre yeniden yapılmalıdır.

WEB RESİMLERİ

Web sitelerinde kullanılan bütün görseller sadece ekranda gösterilmek üzere hazırlanmıştır. Bu sebeple çözünürlükleri en düşük değer olan 72 dpi olarak düzenlenmiştir. Baskı sistemlerinde görsellerin çözünürlükleri mutlaka 300 dpi olması gerekir. Öte yandan, web için hazırlanmış olan bu görseller genel olarak orijinal görüntülere göre renk tonları rötuşlanmamış ve hepsi RGB renk düzeninde bırakılmıştır.

>> Internet sitelerinden alınan görsellerin kesinlikle kullanılmaması, mecbur kalındığında ise 300 dpi çözünürlüğe dönüştürülerek elde edilen büyüklükte kullanılması gerekir. Pratik olarak, web için hazırlanmış olan resimler 1/2 - 1/4 oranlarında küçültülerek kullanılmalı ve CMYK renk düzenine çevrildikten sonra renk tonları mutlaka kontrol edilerek yeniden rötuşlanmalıdır.

hspace=0



Konvansiyonel scannerda taranmış ve TIFF olarak kaydedilmiş






hspace=0



JPEG olarak kaydedilen fotograflarda pixeller yer değiştirdiği için kalite ve renk kayıpları oluşur, detay azalır, düzleşme meydana gelir.





hspace=0



Adobe Photoshop haricinde programlarda büyütülen fotoğraflarda, görüntü yerine pixeller büyütülmüş olur.

UYGULAMA STANDARTLARI

hspace=0
Dokümanlarda kullanılan bütün fotoğraf ve görsellerin her türlü düzenlemesi mutlaka Adobe Photoshop programında yapılmalıdır. Büyültme, küçültme, döndürme, deformasyon vb. işlemler In Design, QuarkXPress, FreeHand, Adobe Illustrator ve benzeri programlarda yapılmaz. Bütün görseller bu programlarda %100
ölçülerde kullanılmaya özen gösterilmeli ve hiçbir ilave işlem yapılmamalıdır. Resimlerle ilgili tüm düzeltmeler; büyültme, küçültme, döndürme, deformasyon vb. işlemler mutlaka Adobe Photoshop programında gerçekleştirilmelidir.

>> Dijital çekilmiş veya taranmış görseller piksellerden oluşur. Photoshop haricinde sayfa tasarım programlarında yapılan fotoğraf büyültmeleri aslında pikselleri büyütür. Bu sebeple Photoshop harici programlarda büyütülen resimlerde pikselleşmeler meydana gelir ve fazla büyütülen fotoğraflarda bu pikseller çıplak gözle dahi açıkça görülür. Resim ölçüleri küçük kaldığı takdirde sayfa tasarım programlarında % 115’ den daha fazla büyültme kesinlikle yapılmamalıdır. Daha fazla büyütülmesi gereken görseller mutlaka Photoshop’ta büyütülmeli veya en sağlıklısı kullanılacak ölçüye göre yeniden tarama yapılmalıdır. (Photoshop’ta yapılan büyültme işlemlerinde kalite düşer, netlik ve detay azalır, resim düzleşmeye başlar; çünkü büyütme işlemi aslında
piksellerin çoğaltılmasıdır ve bu işlem resmin kalitesini düşürür.)
>> % 85’ten daha fazla küçültme işlemleri de mutlaka Photoshop’ta yapılmalıdır. Ayrıca resimlerin döndürülmesi veya deforme edilmesi işlemleri de Photoshop programında gerçekleştirilmelidir. Aksi takdirde, piksellerin küçültülmesi, döndürülmesi veya de forme edilmesi, film çıkış veya CTP kalıp pozlama aşamasında Ripleme süresini çok fazla uzatır ve çoğu zaman istenmeyen kalite bozukluklarına sebep olur.
>> Görsellerin kullanılacak bölümü haricindeki yerlerin Photoshop’ta ‘crop’lanarak kesip atılması gerekir. Sayfa tasarım programları film çıkış sırasında fotoğrafın tamamını okur ve bu da pozlama süresini gereksiz yere uzatmış olur.
>> Fotoğrafların çözünürlükleri (resolution) mutlaka 300 dpi olması gerekir. 350 dpi’dan daha yüksek çözünürlükteki resimler film çıkış veya CTP kalıp pozlama ripleme süresini uzatır. Ofset baskıda 300 dpi üstündeki çözünürlükler insan gözü tarafından fark edilemez.
>> Logo, şekil ve benzeri tire (Line art) ve gri ton (grey scale) çizimlerin çözünürlükleri 1200 dpi’dan daha düşük olmamalıdır. Aksi takdirde pikseller belli olur ve çizimlerdeki kenarlar testere gibi tırtıklı çıkar.
>> Tüm görseller mutlaka CMYK’ya çevrilmelidir. RGB veya Index Color olarak unutulan resimler film çıkış veya CTP kalıba pozlamada siyah renk olarak algılanır ve tek renk gri tonda basılır. Ayrıca görsellerin rötuşları Photoshop’ta mutlaka CMYK renk sisteminde gerçekleştirilmelidir. RGB renk gamutu (renk genişliği) ofset baskıdan çok daha geniş olduğu için, ekranda görülen RGB renkler CMYK baskıda teknik olarak elde edilemez. (Hexachrome, Opaltone Hi-Fi baskı sistemleri hariç)
>> Dijitale görseller JPEG veya GIF olarak kesinlikle kaydedilmemelidir. Bu sıkıştırma formatları resimlerin piksel düzenlerini bozarak kaliteyi ve renk tonlarını olumsuz etkiler ve baskıda istenilen derinlik, detay ve renk kalitesi elde edilemez. Web kullanımı ve indeks hazırlama hariç, tüm görseller mutlaka TIFF veya EPS olarak kaydedilmeledir. DCS formatları da zaman zaman film çıkışta problemlere yol açtığından TIFF veya EPS haricinde başka bir kayıt formatı kullanılmamalıdır.
>> Fotoğrafların en açık-beyaz alanlardaki en düşük nokta değeri (parlama ve ışık kaynağı kısımları hariç) %3-5, en koyu-siyah alanlardaki en yüksek nokta değeri ise % 90-95’i geçmemelidir. En koyu alandaki CMYK nokta değerlerinin toplamı da %280 - 300 arasında olması gerekir. Aksi takdirde gerçek, doymuş siyah tonu elde edilemez.
>> Siyah ağırlıklı görsellerde, gerçek ve doygun siyahlar elde etmek için UCR uygulanmalıdır. UCR fonksiyonu, siyah alanlardaki CMY renkleri azaltarak, bu renklerin yerine siyah % nokta değerlerini yükseltir ve baskıda daha gerçekçi ve doygun siyah renk tonları elde edilmesini sağlar.
Gelecek sayımızda diğer Renk Yönetim unsurlarında buluşmak üzere sağlık, esenlik ve başarılı çalışmalar.

 

October 2005

 


Standartlar