Photoshop Magazin
 


Merhabaaaa!

01 September 2005 | Sayı: Sep 2005
 
1 2 3 4 5
 

Yeni dergimiz ‘photoshop magazin’ tüm Photoshop meraklılarına hayırlı uğurlu olsun.


Bu ilk sayıyla birlikte bize kenetleneceğinizi ve dergimizi vazgeçilmez bir rehber olarak göreceğinizi ümit ediyoruz.  Adobe Photoshop ve ilgili alanlarda tüm sorularınıza yanıt bulabileceğiniz bir platform olarak düzenledik bu dergiyi. Yanısıra oluşturduğumuz ‘photoshopmagazin.com’ websitemiz de dergiye paralel olarak yürüyen bir kaynak olacak hepimize. Yenilikleri anı anına dünya ile birlikte takip edebilecek, hep bir şeyleri kaçırıyormuşuz hissinden kurtulacağız.

Photoshop ile ilk kez tanıştığımda yıl 1993 idi, Amerika’da New York’da öğrenciydim, ve daha o zamanlarda üniversitelerin sanat ve tasarım bölümlerine ait bilgisayar laboratuarlarında Macintosh’lar ve tüm tasarım yazılımları mevcuttu. İşte sırada Macintosh ile de tanışmış ve vurulmuştum. Kendi kendime başında saatler geçirir ve tüm programları karıştıra karıştıra çözmeye çalışırdım. O gün bugündür aşkımız devam etmekte Mac’ler ile, ama zaman içinde Windows’a da alışıp kullanmak durumunda kaldık tabii tüm tasarımcılar gibi. Bütün grafik yazılımlarının bir süre sonra Windows için de geliştirilmesi, kuşkusuz tasarımcı ya da değil herkesin işine yaradı. Öncelikle büyük merak uyandırdı, sonra ilgi, sonra da uzmanlaşma isteği.

Amerika kuşkusuz çoğu iletişim teknolojisinin geliştirildiği yer; ayrıca tüm dünyadaki teknolojik gelişmelerden de en çabuk haber alınan yer olma özelliğine sahip. Teşvik de var, ilgi de, alım gücü de. Bir ülke olarak ekonomik bir dengeye oturmuşsanız, sıra tabii bir çok gelişime önderlik yapmaya geliyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin iç ya da dış politikasını övecek değilim burada. Ancak teknolojik gelişmeye verdiği önem ile küresel iletişime yol açması da göz ardı edilemez. Bunun sonucunda sınırlar biraz daha açıldı, mesafeler kısaldı, söyleyecek sözü olanlar yakınlaştı. Bu bence teknolojinin pozitif yönü. İşte yine bu sayede, bir çok konuda bir türlü gelişemeyen ülkemiz, hem bilgisayarlara, hem internete, hem de yazılımlara ulaşma konusunda, acaip kısa bir sürede büyük yollar katetmiş durumda. 2002’de Türkiye’ye döndüğümde, en çok da buna şaşırmıştım doğrusu. Çoğu ihtiyacım olan donanıma ulaşabiliyor, teknik servis alabiliyordum (Mac’ler için bu halen oldukça sınırlı, ve bunu umuyorum ki gelecek sayılarda daha çok ele alacağım). Özellikle genç kuşakta büyük bir öğrenme ve kotarma isteği vardı, ve bu gelişimi onlar sağlamıştı. Ama eğitimde eksiklik çoktu, ve altyapısız ve bireysel düzeyde yapılan çalışmalar bir yere kadar yeterli olabilirdi. Halen gözlemlediğim, yeni birkaç özel üniversite dışında yerleşik üniversitelerin bu gelişmeleri yakalayamadığıdır. Hem donanım hem de uzman kadro eksikliği yaşıyorlar. Bu eksikliği kapatmak için kurulan özel kurslar sanırım şu an için en etkili öğrenim kurumları.

Yazılımları satın alıp kurmak, tabii onları kullanmayı ögrenmeye yetmiyor. Üstelik de hepsi İngilizce ve sürekli gelişip yenileniyorlar. Yani takip etmek zor. Bir sene bir sürümü ögreniyor, kitabını alıyorsunuz; seneye bakıyorsunuz, menülerin yerleri değişmiş, komutlara yenileri eklenmiş, yeni kitaplar, rehberler çıkmış. Tabii bu hem masraflı, hem de öğrenme eğrisini devamlı dikleştiren bir şey. Online yardım ve dersler de bir yere kadar yeterli; üstelik yine İngilizce. Gerçi ben bunun İngilizce ögrenmeye katkısı olduğunu düşünüyorum ama, bu tabii uzun ve zahmetli bir yol. Anında ve Türkçe yardım alabilmek çok önemli. İşte tam burada kısa dönemli yayınların önemi ortaya çıkıyor. Yenilikleri daha kısa sürede izleyebilmek ve sorulara yanıt alabilmek insana huzur veriyor. Örneğin ben işimle ilgili bir kaç dergiyi sabırsızlıkla bekler, sayı atlamayayım diye abone olur, sonradan kaynak olsun diye sayfaları işaretlerim, keser dosyalarım vs.

Photoshop denen gizemli ve sihirli programa gelince, söyleyecek çok şey var ama zaten bunları her sayımızda yazarlarımız sırayla anlatacak. Adobe köklü bir yazılım firması. 1982’de kuruldu. Bugüne dek imaj, bilgi ve düşünce iletişiminde öncülük yaptı; dijital imajlama, tasarım ve dökuman teknolojilerinde standartları oluşturdu. Bugün internette, basılı yayınlarda, video ekranlarında gördüğümüz imajların hemen hepsi Adobe programlarından geçiyor. 1990’da piyasaya çıkardığı Photoshop, tanıştığınız andan itibaren sizi büyüleyen, hayrete düşüren ve içine çeken bir yapıya sahip. Zekice düşünülmüş, kurgulanmış ve yaratılmış bir sanat eseri adeta. Fotoğraf çekmek, albümlemek, kameralarla ilgilenmek günümüz insanının hobilerinden biri. İşte bu amatör meraklılar için bile, Photoshop (foto stüdyosu) ve dijital rötuşlama/kurgulama (digital editing) büyük bir merak konusu. Orta-düzey ve uzman kullanıcılara gelince, eminim çoğu, -ben de dahil-, alıştığı ve iyi becerdiği birkaç özelliğini kullanmakla kalıp, “bir gün şunu da deneyeceğim”, “kim bilir, daha ne özellikleri var!” diye düşünüp durur, ama yapmaya bir türlü vakit bulamazlar. İşte tam burada dergimiz devreye giriyor. Farklı düzey kullanıcılara yönelik bölümleriyle hem programı öğretmeyi, hem güncellemelerden haberdar etmeyi, hem de programla ilgili diğer yazılımları, püf noktalarını, araç gereçleri incelemeyi hedefliyor. Kendi alanlarında uzman yazar kadromuzla, eminim hepimiz aydınlanacak ve yeni boyutlara daha kısa yoldan ulaşacağız. Dergimiz okurlarımızın sorularına da yanıt verecek, sorunlara değinecek, photoshop sanatçılarının işlerine yer verecek, sarı sayfalarla kaynak oluşturacak, ve bir çok terimin türkçeleştirilmesine yardımcı olacak.

Yayın kadromuz genç ve dinamik profesyonellerden oluşuyor. Sıkı çalışıyor, sizlere en taze bilgileri en uzman kaynaklardan ulaştırmaya çalışıyorlar. İlk sayılarda meydana gelebilecek hataları, eksiklikleri, zamanla sizlerin de yardımıyla aşacak ve dergimizi yararlı ve gerekli bir kaynak haline getireceğiz. Bizlere başarılı bir yayın dönemi, sizlere de zevkli bir izleme deneyimi diliyorum!

 

September 2005

 


Editörden