Photoshop Magazin
 


Dijital fotoğrafçılık

01 September 2005 | Sayı: Sep 2005
 
1 2 3 4 5
 

Dijital fotoğrafçılık




Öncelikle yeni bir dergi ve yeni bir köşe ile siz okuyucularımızın karşısında olmanın getirdiği bir heyecanla herkese Merhaba! demek istiyorum...




Yayın hayatına yeni başlayan bir dergi olan Photoshop Magazin'in ilk sayısında karşınızdayım. Bu aydan itibaren burada Dijital Fotoğrafçılık üzerine yazılarla sizlerle buluşacağım. Bu köşede siz okuyucularımıza teknik konularla fazla yormadan dijital fotoğrafçılık  konusunda bilgiler vereceğim. Ayrıca pratik kullanımlar, kafa karıştırmadan hazırlanmış teknik bilgiler ve sektörde yaşanan en son gelişmeleri aktaracağım. Girizgah niteliği taşıyan bu ilk yazımda dijital fotoğrafçılığın tarihi, teknolojisi ve pratik hayatımızdaki etkileri üzerine bazı bilgiler vereceğim.




hspace=0




DİJİTAL FOTOĞRAFÇILIĞIN KISA TARİHİ



Fotoğrafçılığın tarihi 1800'lü yıllara kadar dayansa da  dijital fotoğrafçılık o kadar da eski bir tarihe sahip değil. Daha çok klasik fotoğraf makinelerinin mantığının video kameralardaki çekim teknikleriyle birleşmesinden doğan dijital fotoğraf teknolojisinin ilk adımları 1950'li yıllarda   televizyondan görüntü kaydetmeye yarayan cihazların icadına kadar gider. Bu iki teknoloji birbiri ile bağlantılıdır çünkü televizyon/video kayıt cihazları CCD (Charged Coupled Devie) adı verilen sensörler kullanıyordular (günümüzde de hala böyle).

1960'lı yıllara gelindiğinde uzay teknolojisindeki gelişmeler dijital fotoğrafçılığa doğru gidilen yolda önemli basamaklardan biri oldu. Bu yıllarda NASA, analog sinyallari dijitale döndürmeyi başardı. Ardından casus uydularda kullanmak üzere dijital fotoğraf teknolojisi üzerine çalışmalar yapıldı.

1972 yılında Texas Instruments isimli firma film kullanmayan ilk kameranın patentini aldı. 1981 yılına gelindiğinde ise Sony'nin ürettiği Mavica FD5, son kullanıcıya satılan ilk dijital kayıt cihazı oldu. 3 1/2 inçlik disketlere 640x480 piksel   ebatlarında kayıt yapabilen bu cihaz, video çekimi dondurarak kayıt yaptığından tam olarak dijital fotoğraf makinesi olarak tanımlanmaz.

hspace=31986 yılında Kodak mühendisleri dünyanın ilk Megapiksel sensörünü icad ettiler. 1991 yılında ise Kodak ilk profesyonel dijital fotoğraf makinesini piyasaya sürdü. Nikon F-3 gövde  üzerine 1.3 Megapiksel  çözünürlüklü bir dijital fotoğraf sensör yerleştirerek yapılan bu yeni dijital fotoğraf makinesi  tarihteki yerini aldı.
Son kullanıcıya yönelik ürünlerin piyasaya sürülmesi ise 1990'lı yılların ortalarını bulur.




1994 yılında Apple Quick Take 100, 1995 yılında Kodak DC40, 1995 yılında Casio QV-11 ve 1996 yılında Sony Cyber-Shot Digital Still Camera ile dijital fotoğraf makinelerinin ilk örnekleri piyasaya sürdü.

İlk üretilen modeller hantal, büyük ve yavaş olsa da günümüz dijital fotoğraf makineleri saniyede 3-4 kare   çekebilen, 6-8 Megapiksel çözünürlüğe sahip ve hatta kablosuz ağlara bile bağlanabilir hale geldiler.

PİKSEL

Yukarıda da bahsettiğim gibi dijital fotoğraf makineleri temelde görüntü yakalayan (capture) cihazlardır. Bir görüntüyü oluşturan en önemli elemanlardan birisi de Piksel yani   noktalardır.

Dijital fotoğraf makinesi, video kamera ya da Photoshop'ta hazırlanan bir görüntünün temel yapı taşları piksellerdir. Her bir dijital görüntü bu piksellerden binlerce hatta milyonlarcasının bir araya gelmesinden oluşur. İngilizcedeki Pixel kelimesi 'Picture Cell' yani 'Görüntü ya da İmaj Hücresi' kelimelerinin birleşmesiyle oluşur.

hspace=0

Önceleri pic cell olan kullanım zamanla Pixel'e dönüşür. Her bir fotoğraf belli piksellerden oluşur ve piksel birimi fotoğrafın boyutlarını belirtmek için kullanılan birimlerden biridir. Bir dijital görüntüyü oluşturan yatay ve dikey piksel sayısı birbiri ile çarpılarak o görüntünün kaç piksel olduğu hesaplanır. Örneğin 1600x1200piksel=1.920.000 yani yaklaşık 2 Milyon Piksel eder. Benzer bir hesap günümüz dijital fotoğraf makineleri için de kullanılır. Örneğin 4 Megapiksellik bir fotoğraf makinesi yaklaşık 2272 x 1704 piksel ebatlarında çekim yapabilir.
Piksel sayısının artması daha net ve kaliteli görüntü anlamına gelirken (istisnalar hariç), aynı zamanda daha büyük baskı boyutu olarak karşımıza çıkar.

DİJİTAL FOTOĞRAF MAKİNELERİNİN   ÇALIŞMA PRENSİBİ

hspace=5Genel olarak analog bir görüntüyü dijital olarak yakalama özelliği olan dijital fotoğraf makineleri, video kameralarla benzer şekilde çalışır. Objektiften geçen görüntü sensör adı verilen bir cihaza düşer. CCD (Charge Coupled Device)  ve CMOS (Complementary Metal Oxide Semiconductor) olarak iki türü bulunan bu elektronik algılayıcılardan CMOS, CCD kadar yaygın değildir.

Işığın düştüğü bu özel CCD yüzeyinde bir dizi işlemden geçen (bu işlemlerin açıklaması yeni bir yazı yazacak kadar uzun olduğundan burada fazla detaya girmiyoruz) analog görüntü dijitale çevrilerek bellek kartına yazılır. CCD'nin çalışma prensibi basit olarak üzerine akım düşen kapasitörlerin bu akımı görüntüye dönüştürmesi olarak açıklanabilir. Oldukça karmaşık bir işlem olan bu dönüşümün ardından görüntüler bellek kartına kaydedilir. 

DİJİTAL FOTOĞRAF  MAKİNESİ ELEMANLARI

Herhangi bir dijital fotoğraf makinesi ilk bakışta (özellikle önden bakıldığında) film kullanan bir makineden çok da farklı değildir. Dış görünüş olarak objektif, flaş, deklanşör, çekim modlarını ayarlayan düğme gibi elemanlar hem dijital hem de filmli makinelerde bulunan parçalardır.

Objektif:

Objektif dijital fotoğraf makineleri için vazgeçilmez  parçalardan biridir. Objektif, görüntü kalitesini doğrudan etkilediği için en önemli parçalardan biri olarak kabul edilir.
Çünkü kaliteli bir objektif net, keskin ve berrak fotoğraflar anlamına gelir. Bu yüzden ister filmli ister dijital olsun bir fotoğraf makinesinin en pahalı parçalarından biri (eğer kaliteli bir objektifse) objektifidir. Objektif üretimi oldukça pahalı ve yüksek teknoloji gerektiren bir iş olduğu için dünyada belli başlı üreticiler tarafından yapılmakta ve bu üreticiler birçok markaya objektif vermektedirler.
Bir diğer önemli eleman ise sensörlerdir. Görüntünün analogdan dijitale çevrildiği ilk basamak olan sensörler CCD ve CMOS olmak üzere iki çeşittir. Yaygın olarak kullanılan CCD, üretim maliyetinin yüksek olması, çok yer kaplaması ve fazla enerjiye ihtiyaç duyması gibi sebeplerden küçük ve ucuz makinelerde tercih edilmez. Bu tip ürünlerde daha çok CMOS kullanılır. Öte yandan son yıllarda Canon gibi üreticiler kendi CMOS sensörlerini geliştirerek görüntü kalitesini artırma yolunda önemli adımlar atmışlardır.

hspace=0

 

Sensör:

Sensör üretimi de aynen objektif üretimi gibi (hatta daha fazla) ileri teknoloji gerektiren bir iştir. Bu yüzden belli başlı üreticiler tarafından piyasaya verilen sensörler birçok firma tarafından kullanılır. Bazı firmalar aldıkları bu sensörleri belli düzenlemelerle kullanarak daha iyi sonuçlar elde etmeye çalışırlar. 


 

hspace=0

LCD Ekran:

İlk bakışta bir dijital fotoğraf makinesini filmli benzerlerinden ayıran en önemli parçası LCD ekranlarıdır. Arka yüzde bulunan bu renkli ekranlar yardımı ile canlı görüntüyü izleyebilir, bu görüntüyü bir vizör gibi kullanarak fotoğraf çekebilir ve çektiğimiz fotoğarfları burada izleyebiliriz. Önceleri toplam maliyete oldukça yük getiren bu LCD ekranların TV, cep telefonu ya da benzeri cihazlarda kullanılmasıyla beraber fiyatlarında düşüş yaygınlaşmalarına sebep oldu.
LCD ekranların kullanıcılara getirdiği en önemli artılardan biri (ki bu dijital fotoğraf makinelerinin özelliğidir) çekilen görüntüleri anında görüp kullanabilme imkanı. Filmi makinelerde 36 poz çektikten sonra sonucu göremeden stüdyo teslim eder ve iyi şeyler çekmiş olmak için dua ederdik. Dijital fotoğraf makinesi ile beraber bu durum ortadan kalktı. Artık çektiğimiz anında görüp beğenmezsek bir kez daha çekebilme seçeneğimiz var.
Ayrıca bu LCD ekranların aynen video kameralarda olduğu gibi kendi ekseni etrafında belli açılarla dönebilen versiyonları da bulunmakta. Bu özellik yardımı ile örneğin girilmesi zor, eğilmesi imkansız durumlarda ve çok özel açılara ihtiyaç   duyulduğu ortamlarda bu ekranı kullanarak çekim yapabiliyoruz.

hspace=0

Flaş
Hem filmli hem de dijital fotoğraf makinelerinde kullanılan flaşlar karanlık, aydınlatması yetersiz ya da ters ışıklı durumlarda   kullanılıyor. Genel olarak başarılı sonuçlar veren bu dahili flaşları yetersiz bulanlar için orta ve ileri seviye makinelerinin bir çoğunda harici flaş da bağlanabiliyor.

hspace=0Bellek
Dijital fotoğraf makineleriyle beraber hayatımıza giren bir kavram bellek ya da hafıza kartı. Sensörden gelen ve bir dizi işlemden geçerek dijital ortama aktarılan görüntünün depolandığı alan olarak tanımlanabilecek olan bellekler, boy ve türleri olarak çeşitliliğe sahiptir. En yaygın olarak   kullanılanları SD (Secure Digital), CF (Compact Flash), MMC, Memory Stick, XD-Picture ve Smart Media olarak sayılabilir. Her bir türün kendine has ebatları olduğu gibi, okuma ve yazma hızları da farklılık gösterir.
Günümüzde sadece dijital fotoğraf makinelerinde değil cep  bilgisayarı, cep telefonu ve benzeri ürünlerde de kullanılan bellek kartlarına olan talep her geçen gün artmaktadır.

 

Pil:
Dijital fotoğraf makineleriyle beraber klasik ürünlerde de kullanılan pillere olan ihtiyaç daha da artmıştır. Çünkü profesyonel ürünleri saymazsak klasik makineler için pil o kadar da önemli bir sorun değildir. Birçoğu kalem pil kullanan klasik makineler çok hızlı pil tüketen cihazlar değildir. Ancak özellikle LCD   ekranların çok fazla güç tüketmesi sebebiyle pil dijital fotoğraf makineleri için hayati önem taşımaktadır. Olmadık bir yerde pili biten bir dijital fotoğraf makinesi o anı yakalamanıza engel olabilir.

Bu ayki yazımda dijital fotoğrafçılığın tarihini, teknolojisini ve çalışma prensiplerini siz okuyucularımıza fazla teknik detaylara girmeden anlatmaya çalıştım. Önümüzdeki aylarda dijital fotoğrafçılık ve fotoğraf teknolojileri üzerine yaptığımız yolculuk devam edecek.

 

September 2005

 


Dijital Stüdyo